(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucun da verilen hükmün Yargıtay'ca davacı Necla A. ve paydaşları tarafından duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 10.000.000.000 lirayı geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verilip tetkik hakiminin raporu okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 420 ada 69, 422 ada 14, 37 ve 42 parsel sayılı sırasıyla 67512.90 m2, 51176.93 m2, 26401.79 m2 ve 80957.16 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacı Necla A. ve paydaşları tarafından davalı hazine ile Bismil Belediye Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali tescil ve el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, 420 ada 69 ve 422 ada 42 parsel sayılı taşınmazların mera niteliğiyle sınırlandırılmasına, 422 ada 14 ve 37 parsel sayılı taşınmazların davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Necla A. ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu taşınmazların, kadastro tesbit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan ve görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazlara ait olmadığı, 14 ve 37 parsel sayılı taşınmazların 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca hazine adına oluşan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, 42 ve 69 parsel sayılı taşınmazların ise bölgede yetkili idari merciler tarafından yapılan mera tahsis haritasının kapsamında kaldığı, taşınmazlar üzerinde davacıların zemini ekonomik amaca uygun olarak kullanmak koşuluyla hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının oluştuğu dönemden önce iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliklerinin bulunmadığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Sonuç: Kural olarak meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı Necla A. ve paydaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 22.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy