(3402 S. K. m. 12, 20) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 335 ada 92 parsel sayılı 5647.38 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mariya Kondoyorgi'ye ait olduğu adı geçenin belge ibraz etmediğinden söz edilerek davalı hazine adına tespit ve hükmen tescil edilmiştir. Tutanağın beyanlar hanesinde ise taşınmazın 3. derece doğal sit alanında bulunduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı Mariya Kondoyorgi tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne 335 ada 92 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline taşınmazın davacı Mariya Kondoyorgi adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 335 ada 92 parsel sayılı taşınmaz, tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davacı tarafın dayandığı K.Sani 1302 tarih 36 sayılı sicilden gelen 13.10.1934 tarih 30 sayılı sicillerde sınır yeri olarak yön belirtilmeksizin ağalanos ve sava ve dere ve tarik sınırları tarif edilmiştir. Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yol (tarik) ve dere dışında kalan sınır yerleri duraksamaya meydan vermeyecek biçimde kesin olarak belirlenememiştir. Gerçekten davacı tarafın tutunduğu tapu kaydında batıda sava olarak tarif edilen sınır yerinin taşınmazın doğusunda, komşu
90 parsel sayılı taşınmaz yeri olduğu belirtilmiş ise de saptanan bu olgu komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanağı resmi kayıt ve belgelerle ve ilgili Nüfus Müdürlüğünden gelen karşılık yanıt ile doğrulanmadığı gibi, sözü edilen sınır yeri taşınmazın doğusunu tümden çevrelememektedir. Öte yandan kuzeyde tarif edilen derenin ise kuzeybatıda olduğu dere sınırının da taşınmazın kuzeyini ve batısını tümü ile çevrelemediği dosya kapsamı ile saptanmıştır. Bu olgular da komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve tespitlerine dayanak yapılan kayıtlarla doğrulanmamıştır. Hal böyle olunca davacı tarafın tutunduğu tapu kaydındaki bir bölüm sınır yerinin açık kaldığının kabulü gerekir. Bu hukuksal olgu karşısında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca sözü edilen tapu kaydının kapsamının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunludur. Her ne kadar davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının oluştuğu günden kadastro tespit gününe kadar yasada belirtilen ve iktisap sağlayan 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi geçmiş ise de taşınmaz üzerinde davacı tarafın zilyetliğinin bulunmadığı, daha önce taraflar arasında görülen ve sonuçlanan ve yargı denetiminden geçerek kesinleşen zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davası sonucunda oluşan hükmün kapsam ve gerekçesiyle belirlenmiştir. Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmaz üzerinde davacı tarafın zilyetliğinin bulunmadığı yolunda taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hükmün bulunduğunun kabulü gerekir. Kural olarak kesin hüküm taraflarını akdi ırsi haleflerini bağlar.
Sonuç: Hal böyle olunca, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, yüzölçümü ile geçerli bulunduğu gözönüne alınarak tapu kaydında güneyde tarif edilen yol, batıda tarif edilen dere ile doğuda, dava konusu taşınmaza sınırda komşu kişi taşınmazları esas alınarak, güneyden kuzeydoğuya doğru tapu kaydına yüzölçümü ile kapsam belirlenmeli, kaydın yüzölçümünün 3417 m2 olduğu gözönüne alınarak dava ve temyize konu 335 ada 92 parsel sayılı taşınmazın 3417 m2 yüzölçümündeki bölümünün ifraz edilerek, davacı taraf adına, geriye kalan 2230,38 m2 yüzölçümündeki kesiminin ise davalı hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken taşınmazın tümünün davacı taraf adına tescile karar verilmesi isabetsiz davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy