(1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hacı Mahmut Atalay tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 297 ada 31 ve 32 parsel sayılı sırasıyla 20115.61 m2 ve 15063.65 m2 yüzölçümlerindeki taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı Hacı Mahmut Atalay tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka ve zilyetliğe dayanarak davalılar Bekir ve Miktat Subaşı aleyhine tespitten önce Asliye Mahkemesine açtıkları elatmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 297 ada 31 parsel sayılı taşınmazın payları oranında davalı Miktat Subaşı mirasçıları adına, aynı ada 32 parsel sayılı taşınmazın ise payları oranında Bekir Subaşı mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hacı Mahmut Atalay tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 297 ada 31 ve 32 parsel sayılı taşınmazlar hakkında Asliye mahkemesine 1973 yılında açılan davanın 1996/14-1997/40 E-K sayılı hüküm ile usulün 409. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği daha sonra aynı taşınmazlar hakkında 5.2.1999 tarihinde ve taşınmazların tespitinin yapıldığı 21.4.2000 gününden önce açıldığı saptanan elatmanın önlenmesi davasının görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarıldığı, taşınmazların aktarılan davanın kapsamında kaldığı, dava konusu taşınmalara kuzeyde komşu 394 parsel sayılı taşınmazın ise aktarılan davanın konusu ve kapsamı olmadığı, davacı tarafın tutunduğu Eylül 1306 tarih, 93 ve T.evvel 1309 tarih 10 sayılı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olmadığı, taşınmazlar üzerinde aktarılan davanın açıldığı güne kadar 20 yılı aşkın süre ile davalıların zilyet bulunduğu, davacı tarafın taşınmazlarda zilyetliğinin bulunmadığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Gerçekten dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen Hacı, Tepe, Su ve Ahmetağa sınır yerlerinden Ahmetağa sınır yeri dışında kalan sınır yerlerinin her yerde bulunabilecek doğal nitelikteki sınır yerlerden olduğu,
Ahmetağa olarak tarif edilen sınır yerinin ise uzman bilirkişi haritasında ham toprak niteliği ile dava dışı hazine adına tespit edilen 8 parsel sayılı taşınmaz yeri olduğu dikkate alındığında dayanılan kayıtların taşınmazları kapsaması olanaksızdır. Ahmetağa olarak tarif edilen sınır yeri ile dava konusu taşınmazlar arasında birden fazla dava dışı kişilere ait taşınmazlar bulunmaktadır. Kaldıki sözü edilen kayıtların kayıt maliklerinin ölüm gününden sonra 20 yılı aşkın süre ile intikal görmediği taşınmazlar üzerinde kayıt malikleri ve mirasçılarının zilyet olmadığı, kayıt malikleri ve mirasçıları karşısında üçüncü kişi durumunda bulunan davalıların zilyet olduğu sözü edilen kayıtların hukuksal değerini yitirdiği de dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı Hacı Mahmut Atalay'ın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 1.100.000 TL, (1.10 YTL) ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy