(3402 S. K. m. 13, 14, 36)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi B. ve A. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda davacı tarafın keşif giderlerini kendisine verilen önel içerisinde yatırmadığından söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla maddi yanılgı gibi ayrık haller dışında orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma kararının kapsamı dışında kalan yönler ise kesinleşir. Hükmüne uygun bozma kararının kapsamı ve içeriği dikkate alındığında uyuşmazlığın sağlıklı bir sonuca kavuşturulması için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesinin hükme gerekçe yapılabilmesi için dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmiş olması uyuşmazlığın çözümlenmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması ve davada kanıtlama yükümlülüğünün kendisine ait bulunduğu saptanan tarafa da keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul bir önel verilmesi zorunludur.
Kuşkusuz somut olayda dava niteliği dikkate alındığında kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Bu olgular eşliğinde mahkemece uyuşmazlığın sağlıklı şekilde çözümlenmesi için keşif yapılmasının zorunlu olduğu saptanmış ise de dava dosyasının keşfe hazır hale gelmediği anlaşıldığından davacı tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için verilen önelin de hukuksal bir sonuç doğurması mümkün değildir. Kaldı ki bu doğrultuda oluşturulan ara kararı kapsamı ve içeriği itibari ile yeterli olmadığı gibi ilgililerine yöntemine uygun şekilde tefhim veya tebliğ edilmiş olsa bile daha önce dava dosyasında iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden keşif yapıldığı saptandığına göre somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmünün de uygulama olanağı bulunmamaktadır. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre daha önce taşınmaz başında keşif yapılması halinde mahkemece yapılan önceki günlü keşfin yeterli görülmemiş olması halinde bu olgunun yasal nedenleri de ara kararında gerekçeleri ile gösterilmesi ve davacı tarafın keşif giderlerini kendisine verilen önel içerisinde yatırmadığının saptanması halinde mevcut delil durumuna göre hüküm oluşturulması zorunludur.
O halde mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde araştırma ve soruşturma yapılmalı, dava dosyası keşfe hazır hale getirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı B. ve A. 'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy