(3402 S. K. m. 12, 20)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 453 parsel sayılı 84100 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava dışı Hamza Özçelik ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Kadastro tespiti itiraz edilmeksizin 15.1.1987 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra dava konusu taşınmazı sınırlı sorumlu Güventur Sahil Arsa Konut Yapı Kooperatifi 19.10.1998 tarihinde çekişmeli taşınmazı cebri icra yoluyla satın almıştır. Tereke Temsilcisi davacı Muharrem Haris Erciyes 14.1.1997 tarihinde tespite dayanak yapılan tapu kaydının yolsuz sicil niteliğinde olduğunu taşınmaz üzerinde miras yoluyla gelen hakkı bulunduğunu öne sürüp kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendiren delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı tarafın davasını kanıtlayamadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın öne sürülüş biçimi davalı tarafın savunması dikkate alındığında davacı taraf, kadastro tespitine dayanak yapılan ve tescil hükmü ile oluştuğu belirlenen tapu kaydının yolsuz sicil niteliğinde olduğunu taşınmaz üzerinde miras yoluyla gelen hakkı bulunduğunu öne sürmüş ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır.
Ne var ki, mahkemece kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının temelini oluşturan tescil hükmünün dayanağı dava dosyası, bulunamadığı takdirde, kesinleşme gününü gösterecek şekilde tescil ilamı getirtilmemiş, tespite dayanak yapılan tapu kaydı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanarak kapsamı belirlenmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde, mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının temelini oluşturan tescil hükmü ve dayanağı dava dosyası getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru, tarafların, aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde, dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmalı, öncelikle kadastro paftasının ölçeği ile tescil hükmü ile oluşan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçekleri, eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada, haritalarda tarif edilen, belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla tescile dayanak yapılan tapu kaydının kapsamı duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmeli, tescil hükmü ile oluşan tapu kaydının dayanağı haritada ölçek yok ise kenar uzunluklarının bulunup bulunmadığı dikkate alınmalı, ölçeğin ya da kenar uzunluklarının veya hem ölçek hem de kenar uzunluklarının her ikisinin haritada bulunmadığı saptandığı takdirde sözü edilen haritada en azından şeklen yararlanılarak yerine uygulanacağı düşünülmeli, tapu kaydının dayanağı haritada değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazları tarif edilmiş ise bu sınır yerlerinden yararlanılabileceği düşünülmeli, tescil hükmünde kim ya da kimlerin taraf olduğu saptanmalı, taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hüküm bulunup bulunmadığı belirlenmeli, taraflar arasında kesin hüküm yok ise sözü edilen ilamın güçlü delil niteliğinde olduğu, güçlü delilin, aksinin daha güçlü bir delille kanıtlanabileceği düşünülmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli, rapor alınmalı, dava ve temyize konu taşınmazın dayanılan tapu kaydının temelini oluşturan tescil ilamı ile dayanağı haritanın kapsamında kalıp, kalmadığı belirlenmeli, taşınmazın, tümü ya da bir bölümü tutunulan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı takdirde tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümü hakkında yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, davacı tarafın taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayalı ya da tapu kaydındakinden akdi irsi ilişki nedeni ile gelen bir hakkı bulunup, bulunmadığı duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın ve ayrıca hükmüne uyulan bozma kararında açıklanan biçimde, davacı taraftan delilleri gereği gibi sorulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 22.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy