(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine ile diğer davacı Hasan S. ve davalı Eynesil Belediye Tüzel Kişiliği tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 315 ada 19, 20, 32, 33, 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında gösterilen dava ve temyize konu taşınmazlardan 19 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Mustafa G., 20 parsel sayılı taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Ahmet G., 33 parsel sayılı taşınmaz vergi kaydına, paylaşmaya, bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Hasan S. adına ayrı ayrı 32, 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı taşınmazlar ise tapu kaydına dayanılarak davalı Eynesil Belediye Tüzel Kişiliği adına ayrı ayrı tesbit edilmiştir. Davacı hazine dava konusu tüm taşınmazların mera ya da meradan kazanıldığını öne sürerek ayrı ayrı dava açmıştır. Davacı Hasan S. ise 32 parsel sayılı taşınmazı belediye encümen kararı ile davalı Eynesil belediyesi tüzel kişiliğinden satın aldığını öne sürerek dava açmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı Hasan S.'ın davasının reddine, davacı hazinenin 315 ada 19, 20 ve 33 parsel sayılı tüm taşınmazlara yönelik davasının reddine, sözü edilen taşınmazların tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline, 315 ada 32, 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davaların kabulüne, taşınmazların mera niteliğiyle davacı hazine adına özel siciline kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine ile diğer davacı Hasan S. ve davalı Eynesil Belediye Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı hazinenin temyizi 315 ada 19, 20 ve 33 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme, davacı Hasan S.'ın temyizi 32 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme, davalı Belediye Tüzel Kişiliğinin temyizi ise dava konusu 315 ada 32, 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlere yöneliktir.
Mahkemece dava konusu 315 ada 19, 20 ve 33 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmazlar üzerinde tesbit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, dava konusu 315 ada 32, 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı taşınmazların ise kamu malı niteliğinde mera olduğu gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacı hazine dava konusu taşınmazların tümünün kamu malı niteliğinde mera olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Ne var ki bu doğrultuda yapılan araştırma soruşturma yöntemine uygun olmadığından yetersizdir.
Kural olarak mahkemece, bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olduğunun belirlenmesi, ya da taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmiş olmasına bağlıdır.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle bu konuda dosyaya gelen karşılık yazının yetersiz olduğu dikkate alınarak dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı, bir kez daha duraksamaya meydan vermeyecek şekilde Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, daha sonra yasada yapılan değişiklik dikkate alınarak Köy Hizmetleri İl Müdürlüğündeki konuya ilişkin kayıt ve belgeler ile dayanağı haritaların Özel İdare Müdürlüklerine devredildiği göz önünde tutularak 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmış ise, sözü edilen belgelerin Özel İdare Müdürlüğünden istenmesi, ayrıca dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı da yöntemine uygun şekilde mülki amirlikten kaymakamlıktan sorulup saptanmalı, az yukarıda sözü edilen yasalar uyarınca dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idare merciler tarafından mera tahsisi yapılmış ise sözü edilen kayıt ve belgeler ile dayanakları mera tahsis haritası dava dosyasına getirtilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazlar ile bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden istenilmeli, dıştan komşu taşımazların tesbit tutanağı ve dayanağı belgeler öncelikle kadastro müdürlüğünden kütükler devredilmiş ise tapu sicil müdürlüğünden davalı iseler, dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra taşınmazların bulunduğu beldeye komşu, belde yada köylerden dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmış ise öncelikle kadastro paftasının ölçeğiyle mera tahsis haritasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari mercilerce mera tahsisi yapılmamış ise, dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, daha sonra davalı Belediye Tüzel Kişiliğinin tutunduğu 1964 tarih 14 sayılı tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada dayanılan tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı başka taşınmazlar var ise, tapu kaydının kapsamı belirlenirken sözü edilen tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar da göz önünde tutulmalı, kuşkusuz tapu kaydının haritaya dayanması halinde kapsamının haritasına göre az yukarıda açıklanan yöntemle belirleneceği düşünülmeli, hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin bayanları arasındaki aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, ayrıca zilyetlik yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu araştırma ve soruşturma yapılırken zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilirken meraların çıplak mülkiyetinin hazineye intifaının bulunduğu köy yada belde tüzel kişiliğine ait olduğu, belediye hudutları içinde bulunan kamu malı niteliğindeki meraların çıplak mülkiyetinin Belediye Tüzel Kişiliğine geçmeyeceği düşünülmeli, bu doğrultudaki yerleşik uygulamanın konuya ilişkin idari yargı yeri olan Danıştay'ca belirlenen mütalaada da duraksamasız vurgulandığı düşünülmeli, bu nedenle davalı Eynesil Belediyesi Tüzel Kişiliğince kamu malı niteliğindeki meralar için idari yoldan oluşturulan tapu kaydının hukuksal bir değerinin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, dava konusu 32 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak dava açan Hasan S.'nın taşınmazın kendisine Belediye Encümenince satıldığını öne sürdüğü dikkate alınarak Belediye Encümenlerinin Belediyeye ait taşınmazları satmaya yetkilerinin bulunmadığı, Belediye Tüzel Kişiliğine ait taşınmazların satışının geçerli olabilmesi için satışın 1580 sayılı yasa uyarınca Belediye Meclisince yapılması gerektiği dikkate alınmalı, ayrıca bu konuda Belediye Meclisince Belediye Encümenine yöntemine uygun şekilde satış yetkisi verilip verilmediği araştırılmalı, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, mera tahsisin yapıldığı günden sonra tahsis haritasının dışında kalan taşınmazların öncesinin mera olsa da bu niteliğini yitireceği göz önüne alınmalı, tahsisin kesinleştiği gün ile kadastro tesbit günü arasında yasada belirtilen iktisap sağlayan 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin geçip geçmediği gözönüne alınmalı, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin 315 ada 19, 20 ve 33 parsel sayılı taşınmazlara, davalı Eynesil Belediyesi Tüzel Kişiliğinin 315 ada 32, 46, 47, 48, 49 ve 50 parsel sayılı taşınmazlara davacı Hasan S.'ın 32 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükümlere yönelik temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy