(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Alaattin A. daha önce kadastrosu tamamlanarak tesbitleri kesinleşmiş olan 1170, 531, 2484, 2485 ve 1235 parsel sayılı taşınmazların yenileme kadastrosu yapıldığı sırada yeni ada ve parsel numaraları aldığını ve yüzölçümlerinin eksik ölçüldüğünü belirterek, taşınmazlarının yüzölçümlerinin ilk kadastroda olduğu şekilde tesbiti istemi ile Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Davalı Kadastro Müdürlüğünü temsilen duruşmalara katılan hazine vekili, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 2859 sayılı yasadan kaynaklanmaktadır.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit, ya da kadastro komisyonunca tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Dava ve temyize konu taşınmazların yenileme sonucu oluşan tespit tutanaklarının kesinleşmediği dikkate alındığında davada husumetin komşu taşınmazların tesbit maliklerine yöneltilmesi zorunludur. Ne var ki, davacı taraf dava dilekçesinde Kadastro Müdürlüğünü hasım göstererek dava açmıştır.
Kural olarak kadastro komisyonlarınca oluşturulan kararlar nitelikleri ve içeriği itibariyle yargısal nitelikte ise de Kadastro Müdürlükleri yapıları itibariyle idari birimde yer alan kurum ya da kuruluşlardandır. Öte yandan dava niteliği dikkate alındığında davada dava konusu taşınmaza sınırda komşu taşınmazların malik ya da maliklerinin de hasım gösterilmesi zorunludur. Kural olarak ıslah yoluyla da olsa hasım değiştirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaza sınırda komşu taşınmazların maliki ya da malikleri ile dava dilekçesinde hasım gösterilen Kadastro Müdürlüğü arasında zorunlu dava arkadaşlığı da yoktur.
Hal böyle olunca, davanın açıldığı günde, gerçek hasma yöneltilen bir davanın bulunmadığının kabulü gerekir. Yargılamada Kadastro Müdürlüğünün hazine vekili tarafından temsil edilmiş olması davanın hazine aleyhine açıldığı anlamına gelmez.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 27.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy