(3402 S. K. m. 9, 13, 14, 20, 45) (6831 S. K. m. 1, 2/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 29.3.2005 günü belirlenen saatte aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Av. Ulviye Sarp geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 749 parsel sayılı 2356 m2 yüzölçümündeki taşımaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek davalı hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Salih İhsan Zincirkıran temessük kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Hamitağa mirasçıları Nedret Jülide Çaruh ve arkadaşları tapu ve vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davacı ve katılanların davalarının reddine, 749 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Salih İhsan Zincirkıran mirasçıları Satiye, Mehmet Sinan ve Ramazan Salih ile Hamitağa mirasçıları vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine temessük senedine katılan davacı taraf tapu ve vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davacı tarafın davasını kanıtlayamadığı kadastro tespit gününde dava ve temyize konu 749 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde davacı ve davaya katılanlar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşularının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, soruşturma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın sınırında eylemli biçimde devlet ormanı bulunduğu halde çekişmeli taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi, katılan davacıların tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmemiş, adı geçenlerin dayandıkları tapu kaydının malik ya da malikleri ile akdi irsi ilişkileri de sağlıklı biçimde saptanmamıştır. Kaldı ki, davaya katılanların tutunduğu mülkiyet belgesi niteliğinde olmayan zilyetlikle birleşmedikçe değer verilmesi olanaksız olan vergi kaydı da getirtilmemiştir. Öte yandan dayanılan ve dosyaya getirtilen tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanağı kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun şekilde gösterilmediğinden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen rapor ve eki haritada da yetersizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosunun yapıldığı dikkate alınarak bölgede ilk kez 3116 sayılı Yasa uyarınca yapılan orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile daha sonra yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 174 sayılı Kanunla değişik 2 ve aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin yapılıp, yapılmadığı orman idaresinden sorulup saptanmalı, yapılmış ise bu yönetimsel işlemlerle ilgili harita ve dayanağı belgeler kesinleşmiş iseler kesinleşme günlerini de gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, bundan sonra katılan davacı tarafın dayandığı vergi kaydı ilgili özel idare memurluğundan getirtilmeli, daha sonra katılan davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bundan sonra tapu ve vergi kaydına dayanan katılan davacı tarafın tapu ve vergi kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki yada maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli, yada bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı yada bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, tapu ve vergi kaydına dayanan tarafın tapu ve vergi kayıt maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan tapu ve vergi kaydının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı, ayrı sorulup, saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde özellikle katılan davacı tarafın tutunduğu Şubat 1947 tarih 33 sayılı tapu kaydının dava dışı 367 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü özellikle dikkate alınmalı, aynı tapu kaydına dayanılarak 748 parsel sayılı taşınmaz hakkında da dava açıldığı dairece aynı gün duruşmalı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda belirlenmiş olduğundan, dava dosyalarının usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilip, birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fer memuru, 3 kişiden oluşacak uzman ormancı bilirkişiler ile tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk kez yapılan orman sınırlandırması ile ilgili yönetimsel işlem olarak nitelendirilen orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile sonradan orman sınırlarında yapılan değişikliklerle ilgili daha açık bir anlatımla 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. aynı yasanın 2896, 3302, 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yönetimsel işlemlerin dayanağı haritalar ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenmeli, daha sonra yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişiler kurulu aracılığıyla haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın bölgede yapılan ve tespit gününden önce kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kalıp, kalmadığı kesinleşen orman sınırlandırma haritasının kapsamında ve bu niteliği ile orman sayılan yerlerden iken 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı Kanunla değişik 2 ya da sözü edilen yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı duraksamasız belirlenmeli, kuşkusuz, taşınmazın bulunduğu bölgede, orman sınırlandırması yapılmamış yada orman sınırlandırması yapıldığı halde bu yönetimsel işlemler kesinleşmemiş ise derdest bu davanın orman sınırlandırmasına itiraz niteliğinde olduğu göz önüne alınarak aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı düşünülmeli, daha sonra katılan davacı tarafın tutunduğu tapu ve vergi kaydı ile davacı tarafın dayandığı temessük senedi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmaz yada taşınmazlar özellikle göz önünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı, ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı saptandığı takdirde dayanılan tapu ve vergi kaydı ile temessük senedinin kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümünün dayanılan kayıtların kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde tutunulan kayıtların kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen ve yeniden yapılacak keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri ile önceki günlü keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz başında ayrı, ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu saptandığı takdirde ormanlar için oluşturulan vergi kayıtları ile temessük senetlerinin hukuksal bir değerinin bulunmadığı oluşturulan tapu kayıtlarının ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 45. maddesi hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği ve kaydın oluşma nedeni özellikle dikkate alınmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar Salih İhsan Zincirkıran mirasçıları Satiye, Mehmet Sinan ve Ramazan Salih ile davaya katılan Hamitağa mirasçılarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy