(3402 S. K. m. 12)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145 ve 339 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında gösterilen taşınmazlar, komisyon kararına dayanılarak sırası ile Osman Yılmaz, Mahmut Yılmaz, Ayşe Acun, Mümin Yılmaz, Fatma Gürgen, Rahime Gürgen, Mehmet Uğuz, Ahmet Özgün, Ayşe Demir ve Zahide Uğuz adına tescil edilmiştir. Daha sonra 339 parsel sayılı taşınmaz satış yolu ile kayden temlik yoluyla Salih Uğuz'a intikal etmiştir. Davacı Mehmet Uğuz, tespite dayanak yapılan tapu kaydına ve miras yolu ile gelen hakka dayanarak taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tescili istemi ile dava açmıştır. Yargılama sırasında da yanılgı ile kendisini davalı olarak gösterdiğini açıklayarak Salih Uğuz'u davaya dahil etmiştir. Mahkemece 339 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesi hükmüne göre reddine, davalı Zahide Uğuz'un kayıt maliki olmadığı gerekçe gösterilerek bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer taşınmazlara yönelen davaların esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir. Dava ve temyize konu taşınmazların tespiti 7.4.1989 tarihinde yapılmıştır. Dava ise 11.12.2001 tarihinde açılmıştır. Hal böyle olunca az yukarıda sözü edilen yasada belirtilen 10 yıllık süre geçmiştir. Sözü edilen süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunludur.
Sonuç: Bu olgular dikkate alınarak tüm taşınmazlara yönelen davaların hak düşürücü sürenin geçmesi nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken yalnızca 339 parsel sayılı taşınmazla ilgili davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeni ile diğer taşınmazlara yönelen davaların kanıtlanmadığı gerekçe gösterilerek esastan reddine karar verilmesi isabetsiz, davacının 339 parsel sayılı taşınmaz dışında kalan taşınmazlarla ilgili hükümlere yönelik temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 2 ve 3 numaralı bentlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine 339 parsel sayılı taşınmaz dışında kalan diğer taşınmaza yönelen davaların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi hükmü uyarınca hak düşürücü 10 yıllık sürenin geçmesi nedeni ile reddine sözlerinin yazılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından ilam harcı alınmasına yer olmadığına, istek halinde davacıdan peşin alınan 7.900.000 TL, (7.90 YTL) ilam harcının ilgilisine iadesine, 11.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy