(818 S. K. m. 213) (1512 S. K. m. 60, 89) (3402 S. K. m. 14, 20) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar Mazlum Aksoy ve paydaşları, davaya katılanlar Niyazi Özdemir ve arkadaşları, Mustafa Lütfü Aktan ve arkadaşı, İsmail Ağa mirasçıları Nadir Yalçın ve paydaşları, Mehmet Yavuz, Hakkı Burhan ve arkadaşları, Ramazan Koca ve arkadaşları, Balcılar Kol. Şirketi, Necdet Süslü, Ahmet Akkaşoğlu ve arkadaşı, Mehpare Yıldız ve arkadaşı, Abdullah Katırcıoğlu ve arkadaşı, Ali Üncü mirasçıları Meliha Üncü ve paydaşları, Ali Rıza Balcı ve arkadaşları, Ali Yumuşak, Şenol Güneş ve arkadaşları ile davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, duruşma masrafları yeterli olmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir. Kural olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 45. ve onu izleyen maddeleri hükümlerine göre davalar birleştirilse de bağımsızlıklarını korurlar. Dava ve temyize konu 1432, 1433, 1434 ve 1435 parsel sayılı taşınmazlar ile 1431 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor ve dayanağı haritasında G harfi ile gösterilen 72369 m2 yüzölçümündeki bölümü dışında kalan dava ve temyize konu taşınmazların, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde yapılan araştırma ve uygulama sonucunda hazine ile davacılar Mazlum Aksoy ve paydaşları arasında görülüp, sonuçlanan ve kesinleşen Antalya Asliye 3.Hukuk Mahkemesinin 22.10.1984 gün 670/861 sayılı ilâmının kapsamında kaldığı, dosya içeriğiyle belirlenmiştir. Kural olarak kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır. Öte yandan aynı taşınmaz ya da taşınmazlara ilişkin sonraki günlü uyuşmazlıkların, önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur. Mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olguların eşliğinde dava ve temyize konu 1432, 1433, 1434 ve 1435 parsel sayılı taşınmazlar ile 1431 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor ile dayanağı haritasında G harfi ile gösterilen 72369 m2 yüzölçümündeki bölümün davacılar Mazlum Aksoy ve paydaşlarının tutunduğu Temmuz 1947 tarih 33 sayılı tapu kaydının yüzölçümü ile kapsamında kaldığı; davaya katılan İsmail Ağa mirasçıları Nadir Yalçın ve paydaşlarının tutundukları Mart 1337 tarih 68 sayılı tapu kaydında miras bırakanlarına ait 1/8 payın anılan tapu kaydının tedavülü gittilerini oluşturan Nisan 1339 tarih 5 ve 7 sayılı tapu kayıtlarına göre kayden temlik edildiği, Nisan 1928 tarih 12 sayılı tapu kaydının ise yüzölçümüyle 101 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü dava ve temyize konu taşınmazlar üzerinde adı geçenlerin kayda dayalı bir haklarının kalmadığı; katılan davacı H. Varıcı'nın tutunduğu 26.8.1340 tarih 824 sayılı tapu kaydının kapsamı olan taşınmazların kayden temlik yoluyla oluşan 24.12.1932 tarih 141 ve 28.2.1933 tarih 137 sayılı tapu kayıtları ile Hacı Salih oğlu Bekir'e geçtiği davaya katılan H. Varıcı'nın taşınmazlarda kayda dayalı bir hakkının kalmadığı devir ve temliklerin yöntemine uygun olduğu; davaya katılan Kaplan Ş. mirasçıları, Cesur Ş. ve paydaşlarının tutundukları 26.8.1340 tarih 107 sayılı tapu kaydının kapsamı taşınmazların ise kayden temlik yoluyla oluşan 2.10.1932 tarih 1 sayılı tapu kaydı ile Hacı Salih oğlu Bekir'e devir ve temlik edildiği davaya katılanların taşınmazlar üzerinde kayda dayalı bir haklarının kalmadığı; Katılan davacı S. Sürülen'in tutunduğu 26.8.1340 tarih 65 sayılı ve 86.sırada Derviş H. adına oluşan 13 dönüm yüzölçümündeki iskan kaydına dayanılarak oluşturulan 14.12.1933 tarih 73 ve 74 sayılı tapu kayıtlarından 14.12.1933 tarih 73 sayılı tapu kaydının Derviş H. eşi Hatice ve çocukları adlarına oluştuğu yüzölçümü ile 88 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü 14.12.1933 tarih 74 sayılı tapu kaydının ise Derviş H. eşi Hatice ve çocukları tarafından R. Hanım'a 8.1.1934 tarih 18 sayılı tapu kaydı ile kayden temlik edildiği sözü edilen tapu kaydının kadastro sırasında 13 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü katılan davacı S. Sürülen'in dava konusu taşınmazlar üzerinde kayda dayalı bir hakkının kalmadığı Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Öte yandan kadastro tespit gününden önce gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava ve temyiz konusu taşınmazların bir bölümünü satın aldıklarını öne süren katılan davacılar ile tespit gününden önce doğan hakka tutunarak bu nedenle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan katılan davacıların temyiz itirazlarına gelince; Davaya katılanlar Borçlar Kanununun 213, Noter Kanununun 60. ve 89. maddesi hükmüne göre düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayanmışlardır. Dava ve temyize ve Satışa konu taşınmazların, adı geçen katılan davacıların satıcısının tutunduğu Temmuz 1947 tarih 33 sayılı tapu kaydının kapsamında kalmadığı, Şubat 1946 tarih 13 sayılı tapu kaydının kapsamı olan taşınmazlarında az yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kesin hükmün kapsamında kaldığı, adı geçen katılan davacıların taşınmazlar üzerinde zemini ekonomik amacına uygun biçimde kullanarak iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliklerinin de bulunmadığı, bu nedenlerle katılan davacılar yararına tespit gününde taşınmazlar üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının da oluşmadığı dosya kapsamıyla belirlenmiştir. Kural olarak kesin hükmün olumsuz dava koşulu olduğu akdi, irsi haleflerini bağlayacağı kuşkusuzdur. Davaları görev yönünden reddedilen katılan davacıların temyiz itirazlarına gelince; Kural olarak tespit gününden sonra doğan haklarla ilgili uyuşmazlıklar yenilik doğurucu haklara ilişkin olup, bu nitelikteki uyuşmazlıkların Kadastro Mahkemesinde çözümlenmesi olanaksız, genel mahkemede çözümlenmesi zorunludur. Görev, kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunludur.
Sonuç: Mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgular eşliğinde hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde işlem yapılarak ve bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönler de göz önüne alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı Mazlum Aksoy ve paydaşları ile davaya katılanların ve davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilâm harçlarının mahsupları ile geriye kalan 1.100.000 lira (1.10 YTL) ilam harçlarının hükmü temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, hükmü temyiz eden davalı hazinenin harçtan muaf olması nedeni ile harç alınmasına yer olmadığına, 07.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy