(1086 S. K. m. 237) (3402 S. K. m. 16/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi Davacı M. Mirza mirasçısı N. Mirza ile davalı Hazine ve D. Köyü Tüzel Kişiliği tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafların dayandığı C.evvel 1284 tarih 3 sayılı kök tapu kaydından gelen tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların, tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden, soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada, kayıtta tarif edilen sınır yerleri, yöntemine uygun şekilde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen harita ve raporda yetersizdir. Kaldı ki uzman bilirkişi haritasında dava ve temyize konu 702 ve 703 parsel sayılı taşınmazlarda gösterilmemiştir. Öte yandan dava ve temyize konu 690 ve 700 parsel sayılı taşınmazlar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildikleri 698, 703 ve 706 parsel sayılı taşınmazların ise sıvat yeri olarak, 699 ve 705 parsel sayılı taşınmazların ise harman yeri olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edildikleri dikkate alındığında sözü edilen taşınmazların kamu malı niteliğinde mera", harman yeri ya da sıvat yeri olup olmadığı yolunda yapılan araştırma ve soruşturmada yöntemine uygun değildir. Böylesine yetersiz, sağlıksız araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
Dava ve temyize konu taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı günden önce, davacı A. İmirzaoğlu ile H., Miktat ve A. Mirza tarafından davalı Z. Koca aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesine açılan ve görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi davasının kapsamında kaldığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
O halde, az yukarıda açıklanan hukuksal olgular ile saptanan, dava niteliği dikkate alındığında, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle, davacı tarafın tutunduğu C.evel 1284 tarih 3 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte, revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip, birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun, dava ekonomisi ve tapu kaydının kapsamının, sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, ayrıca dava ve temyize konu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp, yapılmadığı, öncelikle köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden daha sonra yasada yapılan değişiklik nedeniyle İl Özel İdare Müdürlüğünden 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı, Kaymakamlık makamından bir başka deyişle mülkü amirlikten ayrı ayrı sorulup saptanmalı, mera tahsisi yapılmış ise, sözü edilen yönetimsel işlemlerin dayanağı, harita ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, öte yandan 687 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Kadastro Mahkemesinin 1968/417 Esas sayılı dava dosyası getirtilip incelenmeli, hükme bağlanmamış ise dava dosyası ile birleştirileceği düşünülmeli, bundan sonra dava sonucunda yararı bulunmayan dava konusu taşınmazların bulunduğu D. Köyüne, komşu köylerden, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fen memuru, uzman ziraatçı bilirkişi, ziraat yüksek mühendisi, yada ziraat mühendisi tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar, hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü, dava dışı taşınmazlar, özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri, düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp, kalmadığı duraksamasız saptanmalı, bundan sonra, dava ve temyize konu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla, dava ve temyize konu taşınmazların tümünün ya da bir bölümünün mera tahsis haritasının kapsamında kalıp, kalmadığı da, duraksamasız belirlenmeli, dava ve temyize konu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, çekişmeli taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri kamu malı niteliğinde, mera, harman yeri, yada sıvat yeri olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dava ve temyize konu taşınmazların tümü yada bir bölümünün mera tahsis haritasının kapsamı dışında kaldığı yada mera harman yeri veya sıvat yeri olmadığı saptandığı takdirde uzman ziraatçı bilirkişi, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları hazır olduğu halde taşınmazlar hep birlikte mahkemece görülüp, gözlenmeli, mahkemenin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş yada toprak unsurundan hangisinin galip olduğu belirlenmeli, komşu taşınmazlarla mukayesesi yapılmalı, dava konusu taşınmazların, tümü yada bir bölümü, dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı, kamu malı niteliğinde mera, harman yeri yada sıvat yeri olmadığı takdirde dava ve temyize konu taşınmazların tapu kayıt malikleri yada mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşılıp, paylaşılmadığı araştırılmalı, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi miras payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekeceğinin düşünülmesi, ayrıca, paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümlü yada aynı verimlilikte taşınmaz mal, isabet etmesinin, paylaşmanın koşulu olmadığı göz önüne alınmalı, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişilerinden ölenler varsa sağ olanlar taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, dava ve temyize konu 709 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro mahkemesince oluşturulan hükmün dayanağı 1957/316 esas sayılı dava dosyası getirtilerek incelenmeli, tarafları belirlenmeli, kesinleşen hükmün taraflarını akdi ve irsi haleflerini bağlayacağı, taraf olmayanları bağlamayacağı, kesinleşen hükmün tarafları hakkında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde, öngörülen biçimde, kesin hüküm oluşturacağı, taraf olmayanlar yönünden ise güçlü delil niteliğinde sayılacağı, güçlü delilin, aksinin daha güçlü delille kanıtlanabileceği düşünülmeli, davacı A. İmirzaoğlu'nun 1.6.1965 günlü oturumda 689 parsel sayılı taşınmaza yönelttiği davasından, yöntemine uygun şekilde feragat ettiği, öte yandan A., İmirzaoğlu mirasçısı, Ömer Faruk İmirzaoğlu'nun da 706 parsel sayılı taşınmaza yönelttiği davadan feragat ettiği göz önünde tutulmalı, feragatin irsi külli yada cüzi haleflerini ve akdi haleflerini bağlayacağı düşünülmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçı bilirkişiden mahkemenin gözlemini yansıtmaya imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, Davacı M. Mirza mirasçısı N. Mirza ile davalı Hazine ve D. Köyü Tüzel Kişiliğinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy