(3402 S. K. m. 19)
Dava: Muhtesatların aidiyetinin tespiti istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine ile DSİ Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı taraf Karkamış Barajı inşası nedeniyle, Birecik Asliye Hukuk Hakimliği'nin D.İşler 1998/206 sayılı dosyası ile tespitini yaptırdığı ağaçların zilyetliğinin tespiti için Asliye Hukuk Mahkemesi'nde hazine, DSİ Genel Müdürlüğü ve Köy Tüzel Kişiliğini hasım göstererek dava açmıştır. Davalı hazine ile, DSİ Genel Müdürlüğü 2942 sayılı Yasa'nın 19.maddesi hükmünün değiştirildiğini hazineye ait taşınmaz üzerine dikilen ağaçlar (muhdesatlar) için bedel ödenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece muhdesat niteliğindeki ağaçlara yönelen davanın kabulüne, adedi ve yaşları belirtilen ağaçların davacı Recep Karaoğlan tarafından dikilip, yetiştirildiğinin tespitine karar verilmiş, hüküm davalı hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü'nce temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ve muhdesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece zilyetliğin tespitine yönelik davanın reddine, muhdesatlara yönelen davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyize konu muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın türünün kumluk olması nedeni ile kadastro dışı bırakıldığı, bu nedenle tutanağının düzenlenmediği taşınmaz hakkında dava dışı Halime Topal tarafından dava ve temyize konu muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında açılan tescil davasının reddine karar verildiği hükmün yargı denetiminden geçerek kesinleştiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Kural olarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın türü itibariyle gerçek ya da tüzel kişi yada kişiler adına tesciline hukuken olanak bulunmalıdır. Kural olarak kumluk devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olması nedeni ile tescile tabi değildir. Ne var ki taşınmaz başında keşif ve uygulama yapılarak dava dışı Halime Topal tarafından açılan ve retle sonuçlanan tescil davasına ilişkin ilâm ve eki harita yerine yöntemine uygun şekilde uygulanmamış, usulün 369 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davacı tarafından yaptırılan tespitin konusu muhdesatların bu taşınmaz üzerinde bulunup bulunmadığı sağlıklı biçimde saptanmamıştır. O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmaz başında keşif yapılmalı, dava dışı Halime Topal tarafından açılan tescil davasında oluşturulan ve yargılama denetiminden geçerek kesinleşen hüküm ile dayanağı harita ile tespit dosyası içerisinde bulunan haritada yerine yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle uygulanmalı, sözü edilen ve kesinleşen ilâmın kapsamı ile tespit dosyasındaki haritanın kapsamı duraksamasız belirlenmeli, uygulamalar da haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, sözü edilen taşınmaz su altında kaldığı saptandığı takdirde, fiilen imkânsızlık dikkate alınarak taşınmaz çevresinde yapılan kamulaştırma isteminin dayanağı haritadan da uygulamada yararlanılmalı, bu yolla muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın sözü edilen ilâmın eki harita ile tespit dosyasındaki haritanın kapsamında kalıp, kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın kumluk niteliğinde olduğu saptandığı takdirde davacı tarafın o davada taraf olmadığı davacı aleyhinde kesin hüküm oluşturmadığı, güçlü delil niteliğinde olduğu göz önüne alınmalı, kumluk niteliğindeki taşınmazlar tescile tabi olmadığı, bu nedenle taşınmaz üzerindeki muhdesatlar hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19.maddesi hükmünün somut olayda uygulanamayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazine ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy