(3402 S. K. m. 14, 20) (1086 S. K. m. 45) (3083 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü.
Karar: Kadastro sırasında 183 parsel sayılı 190.000 m2, 184 parsel sayılı 122,250 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılarak tesbit edilmiştir. Tesbitten önce davacılar Mehmet Ocakhanoğlu ve arkadaşları tarafından davalı hazine aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tapu iptali ve tescil davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Ömer Özdemir tapu kaydına dayanarak taşınmazlar için ayrı ayrı dava açmıştır. Abdüllatif Demir 184 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü için miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine M. Sani Çiçekliyüz, M. Sait Karabulut her iki taşınmaz için vergi kaydına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacılar Mehmet Ocakhanoğlu ve Ömer Özdemir mirasçılarının davalarının reddine katılanların davalarının kısmen kabulüne, 184 sayılı parselin 64 750 m2 yüzölçümü ile ve ayrıca 183 parselin keşif haritasında (a ve b) harfleri ile gösterilen toplam 76500 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin M.Sani Çicekliyüz ve paydaşları, (c) harfi ile gösterilen 100.000 m2'lik yüzölçümündeki kesimin Abdüllatif Demir ve paydaşları (d) harfi ile gösterilen 70.000 m2 yüzölçümündeki bölümün ise hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı hazinenin temyizi yüzölçümü 64.750 m2 olarak düzeltilen 184 parsel sayılı taşınmazın tümü ile 183 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi M. Remzi Bilmez tarafından düzenlenen 29.11.2002 günlü ek raporun dayanağı haritada (a) ve (b) harfleri ile işaretli toplam 76.500 m2 yüzölçümünde davaya katılanlar Mehmet Sani Çiçekliyüz ve paydaşları adlarına, aynı haritada (c) harfi ile işaretli 100.000 m2 yüzölçümünde davaya katılan İbrahim Demir mirasçıları Abdullatif Demir ve paydaşları adına payları oranında tapuya tesciline ilişkin hükümlere yöneliktir.
1- Dava konusu 183 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi M. Remzi Bilmez tarafından düzenlenen 29.11.2002 günlü ek rapor ve dayanağı haritasında (c) harfi ile işaretli 100.000 m2 yüzölçümündeki bölüm üzerinde katılan davacı İbrahim Demir mirasçıları Abdullatif Demir ve paydaşları yararına aktarılan davanın açıldığı günde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Delillerin değerlendirilmesi mahkemeye aittir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 183 parsel sayılı taşınmazın haritasında (c) harfi ile gösterilen bölümü hakkında oluşturulan hükmün ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Davalı hazinenin 184 parsel sayılı taşınmazın tümü 183 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 29.11.2002 tarihli ek rapor ve dayanağı haritasında (a) ve (b) harfleri ile gösterilen toplam 76500 m2 yüzölçümündeki bölümleriyle ilgili hükümlere yönelen temyiz itirazlarına gelince; Davaya katılanların tutunduğu 1936 tarih 7 tahrir sayılı 110.280 m2 olduğu yüzölçümünde kıraç sınırı itibariyle değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğu saptanan bu niteliği ile kapsamının 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan vergi kaydının 184 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu davaya katılanlar adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümlerinin toplam yüzölçümlerinin 141.250 m2 olduğu dikkate alındığında katılan davacıların tutunduğu vergi kaydının miktar fazlasından oluşan 30.950 m2 yüzölçümündeki kesimi kapsaması olanaksızdır. Ne var ki, sözü edilen bölümler üzerinde aktarılan davanın açıldığı günde adlarına tescil kararı verilen zilyetleri yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen şekilde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiği toplanıp değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Ancak, katılan davacılar adına aynı çalışma alanı içerisinde dava dışı 118, 193 ve 178 parsel sayılı taşınmazların kayıtsız ve belgesizden tesbit edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. O halde davaya katılanların tutunduğu 1936 tarih 7 tahrir sayılı vergi kaydının kapsamı yüzölçümü ile değişmez nitelikteki sınır yerleri esas alınarak belirlenmeli, sözü edilen bölümün payları oranında davaya katılanlar adına tesciline karar verileceği düşünülmeli, dayanılan vergi kaydının miktar fazlasından oluşan kesimle ilgili olarak davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı kadastro kanunun 14/son maddesi hükmü göz önüne alınarak katılan davacıların açık kimliklerinden söz edilerek aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla adlarına başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Kadastro müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları getirtilip incelenmeli, davalı iseler dava dosyaları getirtilerek sonuçlanmamış ise usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca bu dava dosyası ile birleştirilip birleştirilmeyeceğinin düşünülmesi, bu yolla davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalarla ilgili olarak etkili bir denetim ve kontrol yapılması, ilgililer adına paylı tespit edilen taşınmaz ya da taşınmazlar var ise taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek pay karşılığında ilgiliye o taşınmazda kaç m2 yüzölçümünde taşınmaz malın tespit edildiği belirlenerek bu olgu deliller değerlendirilirken özellikle dikkate alınmalı, ayrıca 3083 sayılı yasanın 2/G maddesi hükmü uyarınca dava konusu taşınmazların sulu ya da kuru toprak niteliğinde olup olmadığı, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy