(1086 S. K. m. 45, 53) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine ile davalı Hüsnü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 455 ada 1 parsel sayılı 1431,04 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalılar Sadık ve paydaşları adına payları oranında tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. tespit maliklerinden Sadık aleyhine Mustafa, tespitteki hukuksal nedenlere dayanarak davalı yanında davaya katılmıştır. Diğer tespit malikleri Zeynep ve arkadaşları davalı yanında davaya dahil edilmiştir. Mahkemece hazinenin davasının reddine, taşınmazın 1/2 oranında paylı olarak davalı Mustafa ve Zeynep adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine ile davalı Hüsnü tarafından temyiz edilmiştir.
455 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak hazine tarafından dava açılmıştır. tespit maliki tespit maliki davalı Mustafa Duygun tarafından yöntemine uygun bir dava açılmadığı gibi adı geçenin hazine tarafından açılan davaya usulün 53 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davaya katılmadığı dosya içeriğiyle belirlenmiştir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek hazinenin davasına konu taşınmazı yöntemine uygun davaları bulunmayan Mustafa Duygun ve Zeynep Sağıncı adına tescile karar vermesi isabetsizdir. Tarafından daha açık bir anlatımla diğer tespit malikleri tarafından paya yönelik bir dava açılmamıştır. Mahkemece dava dışına çıkılarak hüküm kurulmuştur.
Öte yandan iddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı Mayıs 1336 tarih 12 sayılı kök tapu kaydı ve tedavüllerinin uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada kök tapu kaydı ve tedavül kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden, keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen harita ve raporda yetersizdir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davalı tarafın tutunduğu Mayıs 1336 tarih 12 sayılı kök tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan davalı tarafın kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki yada maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli, yada bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa kayda dayanan davalı tarafa ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı yada bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi saptandığı takdirde, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca, dava dosyalarının birleştirilip, birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının yüzölçümünün artırıldığı, davacı hazinenin sözü edilen davada taraf olmadığı dikkate alınarak hazineyi bağlamayacağı düşünülmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan kök tapu kaydı ve tedavülleri yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, kök tapu kaydının ifraz gördüğü dikkate alınmalı ifraz yoluyla oluşan mürfez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydının kapsamı içinde aranmasının zorunlu olduğu göz önüne alınmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan kök tapu kaydının kapsamında kalıp, kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü dayanılan kök tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kök tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
Sonuç: Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli dava ve temyize konu 455 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında hazine dışında tespit maliki davalı Mustafa ve Zeynep tarafından davalı Sadık aleyhine yöntemine uygun biçimde bir dava açılmadığı, adı geçenin hazine tarafından açılan davaya usulün 53 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca katılmadığı dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazine ile davalı Hüsnü'nün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy