(1086 S. K. m. 355, 356)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
1- Dava niteliği ve içeriği itibariyle 879 ada 24 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece tapuda tarafların ortak miras bırakanı H. adına kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 879 ada 24 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 4 katlı binanın davacı tarafından yaptırıldığı (meydana getirildiği) kesin olarak ispat edilemediği, davacı ile davalıların babası tarafından birlikte yaptırıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç, toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Dinlenen davacı tanığı M. beyanında, davacının İstanbul şehir hatları işletmesinde çalıştığını ve emekli olduğunu binanın bu çalışma nedeniyle elde ettiği gelirlerle yaptırıldığını durumunun iyi olduğunu kardeşlerine de hep davacının baktığını açıklamış diğer davacı ve davalı tanıkları ise binanın tarafların müşterek emeği ile meydana getirildiğini bildirmelerine rağmen kim ya da kimlerin mali imkanları ile yapıldığını açıklayamamışlardır. Dava ve temyize konu muhtesatın (binanın) yapımı sırasında inşaatta çalışması nedeniyle davalıların miras bırakanının davacı yanında çalıştığına ilişkin SSK kaydının yapıldığı, ortak miras bırakanın ölümünden sonra muhtesata ilişkin vergilerin de davacı tarafından ödenmekte olduğu ve yine binanın davacı tarafından kiraya verilerek kira gelirlerinden tek başına davacının faydalandığı konularında dosya içeriğine göre taraflar arasında uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Toplanan ve değerlendirilen deliller ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan konular birlikte değerlendirildiğinde davaya konu edilen 4 katlı binanın (muhtesatın) davacı tarafın gelirleri ve mali imkanları ile yapıldığının, davalı taraf ve miras bırakanlarının ise emeği ile binanın yapımına katkıda bulunduklarının kabul edilmesi gerekir. Ne var ki, bu sonuca varılmasını gerektiren kanıtlar takdiri nitelikte olup davacı iddiasının kanıtlanmış sayılabilmesi ve hüküm verilebilmesi için yeterli değildir. Hal böyle olunca davacı tarafa HUMK'un 355 ve 356. maddeleri hükmüne göre resen tamamlayıcı yemin teklif edilmesi somut olayda zorunlu görülmektedir. Kural olarak delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilmesi olanaksızdır.
Sonuç: O halde davacı tarafa taşınmaz üzerindeki 4 katlı binanın (muhtesatın) kendi mali imkanları ile kendi adına ve hesabına yaptırılıp yaptırılmadığı hususunda tamamlayıcı yemin teklif edilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 11.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy