(2560 S. K. m. 2, 23, Ek. m. 5) (2004 S. K. m. 67) (ASKİ Tarifeler Yönetmeliği m. 5, 6, 59)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, teniyiz işleminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, niteliği ve içeriği itibariyle tacir yada tacir sayılar taraflar arasında haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat, alacığının tahsili işlemine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen uzman bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağı gibi, eksik araştırma ve soruşturma ile de hüküm verilemeyeceğinden varılan sonuç davanın niteliğine, dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir.
2560 sayılı İSKİ Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanuna 3305 sayılı kanunla eklenen Ek Madde 5 hükmü ile bu kanunun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanması imkanı sağlanmış, davacı ASKİ Genel Müdürlüğü de anılan kanun hükümlerine göre kurulmuştur. 2560 sayılı kanunun 2/b maddesi hükmünde kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması v.b. Büyükşehir Belediyeleri bünyesinde ayrı bir tüzel kişilik olarak kurulacak su ve kanalizasyon İdarelerinin görevleri arasında sayılmış, 23. madde hükmü ile de, kurulacak su ve kanalizasyon idarelerine su satışı., kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için tarifeler yapmak, tarifelerin tespiti ve tahsilatla ilgili usul ve esasları belirlemek üzere yönetmelik; çıkarma yetkisi, verilmiştir. Görev bölgelerinde, su ve kanalizasyon idarelerince yerine getirilecek bu hizmetin bir kamu hizmeti olduğu, kanun ve çıkartılacak yönetmelik ve yayınlanacak tarifeler uyarınca alınması öngörülen bedellerin de bu hizmetin karşılığı olarak alınan bir ücret olacağı, abone olsun veya olmasın hizmetten yararlanan herkesin belirlenecek bu bedelleri önlemesi gerektiği kuşkusuzdur.
Davacı ASKİ Genel Müdürlüğünce yayınlanan Tarifeler Yönetmeliğinin 5. maddesinde su abonesi ve atık su (kullanılmış su) abonesi olmak üzere iki tür abonelik sayılmış, 6. maddesi hükmünde kuyu aboneliği Yeraltı sularından kullanma ve sanayi suyu elde eden abonelikler olarak tanımlanmış, kuyusu bulunan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin idareye başvurarak kuyu abonesi sözleşmesi yapmak zorunda oldukları açıklanmış, ayrıca yayınlanan Atık suların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliği nin 2. maddesi hükmünde atık su kaynakları Faaliyet ve üretimleri nedeniyle, atık su üreten konutlar, ticari binalar, endüstri kuruluşları, tarımsal alanlar, kentsel bölgeler, eğitim kuruluşları, tamirhaneler, atölyeler, hastaneler ve benzeri kurum, kuruluş ve işletmeler olarak tanımlandıktan sonra diğer maddelerinde ilkeler ve yasaklar saptanarak, evsel ve endüstriyel atık su kaynaklarının kanalizasyon şebekesine veya alıcı ortama deşarj koşulları ve yine kanalizasyon şebekesinin bulunmadığı yerlerdeki atık su kaynaklarının uyacakları esaslar, yönetmeliğe aykırı davranış halinde yapılacak iş ve işlemler kapsamlı biçimde açıklanmıştır. Davacı ASKİ Genel Müdürlüğü, belirli dönemlerde yayınladığı tarifelerle alınacak su ve atık su bedellerini belirleyip duyurmaktadır.
Toplanan ve değerlendirilen deliller ve özellikle yapılan keşif sonucu verilen uzman bilirkişi raporu içeriğinden, davacının davalı ASKİ'ye abone olmadan kendisine ait İşyerinin bahçesindeki kuyudan yeraltı suyu çıkartarak tankere depoladığı, daha sonra da bu suyu yakıt alan müşterilerin araçlarının yıkanmasında kullandığı anlaşılmaktadır. Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda, abone olmadan kuyu suyu kullanan davalının fiili kaçak su kullanma olarak değerlendirilerek ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 59. maddesi hükmüne göre kaçak su bedeli hesaplanmış ve mahkemece de bu rapor benimsenmiş ise de, anılan yönetmelik maddesi, abone olmaksızın ASKİ kurumuna ait yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ile su dağıtım şebekesinden su kullanmayı kaçak kullanma olarak tarif etmekte ve bu fiillerin yaptırımını düzenlemektedir. Kendi taşınmazındaki kuyudan su çıkartarak kullanan davalının fiili, anılan madde hükmüne göre kaçak su kullanma olarak değerlendirilemez. Ancak, davalının kullandığı kuyu suyu kadar atık su ürettiği, atık suların uzaklaştırılması konusunda davacı kurum tarafından verilen hizmetlerden yararlanması ve atık suları kanalizasyon şebekesi vasıtasıyla binadan uzaklaştırması halinde, tarife ile belirlenen atık su bedelinden sorumlu tutulması gerektiği de kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece kuyu suyunun kullanıldığı yıkama yerinin davacı kurum tarafından verilen hizmetlerden yararlanıp yararlanmadığı araştırılıp soruşturulmamış, keşif yapılmasına rağmen bu husus uzman bilirkişi raporunda da açıklanmamış, bilirkişi tarafından bu olgu ve özellikle de atık sulara ilişkin Atık suların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliği hükümleri hiç dikkate alınmadan rapor düzenlenmiştir. Eksik araştırma ve soruşturmayla, yetersiz bilirkişi raporu dayanak yapılarak hüküm kurulamaz. Mal böyle olunca, öncelikle davacıya ait işyerindeki yıkama yerinin ASKİ kanalizasyon şebekesine bağlı olup olmadığının, yıkama yerinden çıkan atık suların anılan yerden ne şekilde uzaklaştırıldığının sorulup saptanması, bu konuda taraflarca gösterilen ve gösterilecek delillerin toplanması, gerekirse keşfe katılan bilirkişiden bu konuda ek rapor alınması, davalının atık suların uzaklaştırılması için davacı ASKİ tarafından verilen hizmetlerden yararlanıp yararlanmadığının duraksamasız belirlenmesi, davalının sorumluluğunun kapsamı belirlenirken yalnızca ASKİ Tarifeler Yönetmeliği hükümlerinin değil, ASKİ Atık suların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliği hükümlerinin de göz önünde bulundurulması ve) özellikle de davalının eylemi, kaçak su kullanma sayılmasa dahi, atık suların uzaklaştırılması konusunda davacı kurum tarafından verilen hizmetlerden yararlanması halinde atık su bedelinden sorumlu tutulması, gerektiğinin dikkate alınması ve toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de İcra İflas Kanununun 67. maddesi, hükmünde yazılı icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için borçlunun takibe itirazında haksız çıkmasının yeterli olmadığı, aynı zamanda alacağın da likit ve muayyen olması, gerçek miktarının belirlenebilmesinin yargılamayı gerektirmemesi, bir başka deyişle alacak miktarının taraflarca önceden kararlaştırılmış veya borçlu tarafından yapılacak basit bir araştırma veya hesapla belirlenebilecek nitelikte olmasının gerektiği, haksız fiilden kaynaklanan alacakların likit ve muayyen olmadığı, hükmedilecek gerçek zarar miktarının yapılacak yargılama sonucunda mahkemece belirleneceği, bu tür alacaklar yönünden icra inkar tazminatına) hükmedilemeyeceği dikkate alınmaksızın davacının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi dahi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 144,10 YTL harcın istek halinde davalıya iadesine, 09.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy