(3402 S. K. m. 19)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
1- Dava niteliği ve içeriği itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Toplanan ve değerlendirilen delillerden tapuda kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu 42 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı bina ve bir kısım eklentilerinin ortak miras bırakan Muharrem'in sağlığında ortak miras bırakan tarafından yaptırıldığı (meydana getirildiği), davacı ve davalıların miras bırakanının katkılarının ahlaki bir görevin yerine getirilmesi niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Ortak miras bırakanın sağlığında meydana getirilen taşınmaz üzerindeki binanın doğalgaz ve su tesisatının yapılması gibi eksikliklerinin tamamlanması muhtesat niteliğinde olmayıp iyileştirici giderlerdir. Davacı tarafın, iyileştirici nitelikteki bu giderlerden paylarına düşen kısmın bedelini, koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanununun 61 ve devam eden maddelerine göre ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli alacak davası isteyebileceği kuşkusuzdur. Öğreti ve uygulamada, eda davası ile istenebilecek bir hususun tespit davasına konu edilmesinde hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir.
Hukuki yarar dava koşuludur. Hal böyle olunca davacı tarafın bu giderlerin kendisi tarafından yapıldığının tespitini istemekte hukuki yararı da bulunmamaktadır. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davacı tarafın taşınmaz üzerindeki binaya ve bir kısım eklentilerine, binaya yaptırılan doğalgaz ve su tesisatına yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı tarafın bahçede bulunan duvar vs. muhtesatlar ile ağaçlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Tarafların ortak miras bırakanı Muharremin 24.05.1976 günü öldüğü, birbirini tamamlayan ve doğrulayan tanık beyanlarından taşınmaz üzerindeki binanın ortak miras bırakanın öldüğü günde tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanığı Osman ve davalı tanıklarının bahçede bulunan diğer muhtesatların kim tarafından meydana getirildiği konusunda bilgilerinin olmadığı anlaşılmakta ise de, davacı tanıkları Abdullah ve Sait birbirini tamamlayan ve doğrulayan beyanlarında ortak miras bırakanın ölüm gününde taşınmazın bahçe bölümünün düzenlenmediğini, o zaman bahçede sadece birkaç ağaç bulunduğunu, bahçeyi mevcut durumuna davacı tarafın getirdiğini açıklamışlardır. Yapılan keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarında taşınmazın bahçe bölümünde kümes binası, taş istinat duvarı, duvar, kemeriye ve kömürlük gibi binadan başka muhtesatlar ve muhtelif yaş ve cinste ağaçlar bulunduğunu bulunduğu belirtilmiştir. Davacı tanıklarının beyanı karşısında taşınmazın bahçe bölümünde bulunan bu muhtesatlarla ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra dikilmiş ağaçların davacı tarafça meydana getirildiğinin kabul edilmesi gerekir. Delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek toplanan delillere aykırı hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yaşları itibarıyla ortak miras bırakanın sağlığında dikilen ağaçlarla daha sonra dikilen ağaçlar ayrılarak, davanın kısmen kabulü ile, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra dikilen ağaçlarla taşınmazın bahçe bölümünde bulunan muhtesat nitelikli kümes binası, taş istinat duvarı, duvar, kemeriye ve kömürlüğün davacı tarafa aidiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 12,20 YTL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 20.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy