(3402 S. K. m. 5, 14)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Mücahit tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 1567 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı Mücahit adına tespit edilmiştir. Davacı hazine dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu tespit gününde taşınmaz üzerinde davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır.
Duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere iddianın öne sürülüş biçimi davalı tarafın savunması ve dosya kapsamına göre kadastro tespit gününden önce dava konusu taşınmaz hakkında Asliye 2. Hukuk Mahkemesine dava açıldığı sözü edilen davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/1033 Esasında kayıtlı olduğu daha sonra çekişmeli taşınmazın tutanağının düzenlenmesi nedeni ile dava dosyasının kadastro mahkemesine aktarıldığı kadastro mahkemesinin 2004/217 esasında kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca dava konusu 1567 parsel sayılı taşınmaz hakkında tespit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan bir davanın varlığı kuşkusuzdur. Gerçekten taşınmazın tespiti 20.3.2000 tarihinde yapılmıştır. Bu durumda dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhanesi açık bırakılmak suretiyle yapıldığının kabulü gerekir. Taşınmaz hakkında düzenlenen tutanağın malikhanesinin yanılgı ile davalı Mücahit yararına doldurulmuş olması hukuksal bir değeri yoktur. Bu olgu davada davalı Mücahit'in zorunlu olarak taraf olmasını gerektirir.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için kadastro mahkemesinin 2004/217 esas sayılı dava dosyası getirtilip incelenmeli, sözü edilen dava hükme bağlanmamış ise derdest bu davanın kadastro mahkemesinde açılan davaya katılma niteliğinde olduğu düşünülmelidir. Kaldı ki, kadastro mahkemesinde görülen davanın sonuçlanmadığı ve aynı taşınmaza ilişkin olduğu saptandığı takdirde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Kural olarak davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davaların birleştirilmesinin zorunludur. O halde kadastro mahkemesinde görülmekte olan davanın konusu taşınmaz ile bu davanın konusu taşınmazın aynı taşınmaz olduğu saptandığı ve kadastro mahkemesindeki dava henüz hükme bağlanmamış ise davaların birlikte çözümleneceği göz önüne alınmalı, bu olgunun sağlıklı sonuca varmanın temel koşulu olduğu düşünülmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Mücahit'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 23.1.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy