(1086 S. K. m. 74, 388, 389)
Dava: Muhtesatın aidiyetinin tespiti istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar ve davacı tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre dava nispi harca tabi olmasına karşın davacı tarafın dava dilekçesinde davaya konu yaptığı muhtesatların değerini açıklayarak bu değer üzerinden gerekli nispi harcı yatırmamış bulunmasına, keşfen bilirkişi raporu ile belirlenen muhtesat değerleri üzerinden de harcın ikmal edilmemiş olduğu gözönünde tutularak vekille temsil edilen davacı yararına hüküm yerinde maktu avukatlık parasına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı tarafın tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine,
Dava niteliği ve içeriği itibariyle ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporlar hükme dayanak yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosyadaki delillere uygun düşmemektedir.
HUMK'nun 74. maddesi hükmüne göre kural olarak hakim her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup istekten azına karar verebilirse de istekten fazlasına karar veremez. Davacı taraf dava dilekçesinde davaya konu yaptığı muhtesatları açıkça cins ve sayıları itibariyle duraksamasız belirttiği halde hükmün dayandığı raporu düzenleyen uzman bilirkişi istek dışına çıkarak dava edilmeyen bir kısım muhtesatları da dava konusu imişçesine dava dışı muhtesatlar hakkında da rapor düzenlemiş mahkemece bu raporun hükme dayanak yapıldığı dikkate alındığında dava dışına çıkıldığı kuşkusuzdur. Öte yandan infazda kuşku yaratacak biçimde muhtesatların cinsi adedi hüküm yerinde açıklanmaksızın hükümde kurulamaz.
Hal böyle olunca mahkemece sağlıklı sonucuna varılabilmesi için öncelikle davaya konu yapılan muhtesatların cinsi adedi taşınmaz üzerindeki konumu duraksamasız belirlenmeli, gerektiğinde bu konuda keşif yapılmalı, davaya konu yapılan muhtesatlarla sınırlı olarak dava dışına çıkılmaksızın hüküm kurulacağı ve hüküm yerinde muhtesatların cinsi, adedi taşınmaz üzerindeki konumlarının da gösterilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de yatırılması zorunlu peşin harç tümü ile yatırılmadan davaya devam olunamayacağı, davanın nispi harca tabi olduğu gözönünde bulundurularak öncelikle peşin harcın ilgiliye tamamlattırılması, keşfen daha fazla değer belirlenmesi halinde yeniden belirlenen dava değeri üzerinden de harcın ilgiliye ikmal ettirilmesi gerekirken noksan harç ilgilisine tamamlattırılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalı tarafından yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine, 20.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy