(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen kararın Yargıtay' ca incelenmesi davacı N. ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hâkiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 272 ada 12 parsel sayılı 2776.54 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 272 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu ve vergi kaydının miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı N. ve paydaşları, tapu ve vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı N. ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayıl Kadastro Kanunu'nun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilere yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de toplanıp değerlendirilen delillere göre yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava ve temyize konu 272 ada 12 parsel sayılı taşınmaz davacı tarafın dayandığı dava dışı 272 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu ve vergi kaydının miktar fazlasından oluşmuştur. Hal böyle olunca davanın tapu ve vergi kaydı miktar fazlasına yönelik olduğu kuşkusuzdur.
Davacı tarafın dayandığı dava dışı 272 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gören tapu kaydının oluştuğu K. evvel 1278 tarih 42 sayılı sicilden gelen 07.02.1975 tarih 50 sayılı tapu kaydı ile vergi kaydının oluştuğu günden kadastro tespitinin yapıldığı 22.11.1995 tarihine kadar 20 aşkın süre ile taşınmaz üzerinde davalı tarafın zilyet bulunduğu, uzman jeolog bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve kapsamına göre çekişmeli taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğu, tespit gününde taşınmaz üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyet davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Kural olarak dere yataklarının da koşulların varlığı halinde zilyetlikle kazanılması mümkündür. Bu olgu dikkate alındığında yerel mahkemenin bu yöne ilişen gerekçesinde bir isabet bulunmamaktadır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacılar adına paylan oranında tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 23.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy