(3402 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenildiği, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
1- Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde işlem yapılıp, hüküm kurulduğuna sözü edilen hükmün gerekçesine ve toplanıp değerlendirilen deliller ile hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre yerinde olmayan ve bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönlerde göz önüne alınarak yazılı şekilde hüküm kurulduğuna göre davacı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 850, 1034, 1039 ve 1487 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlerin ONANMASINA, hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Davacı hazinenin dava konusu 1482 ve 1483 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma kararı dışında kalan yönler ise kesinleşir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmüne göre aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden adlarına taşınmaz mal tespit yada tescil edilen gerçek yada tüzel kişilerin kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm taşınmaz mal edinebileceği vurgulanmıştır. Ne var ki, mahkemece Gaziantep Kadastro Müdürlüğünden gelen 8.1.1990 gün 215 sayılı ve 5.1.1990 gün 202 sayılı karşılık yazılar dikkate alındığında ilgililer adına dava dışı başka taşınmaz malların tespit edildiği anlaşılmaktadır. Sözü edilen 5.1.1990 günlü yazı içeriğine göre 1082 parsel sayılı taşınmazın bağımsız tam olarak bunun dışında kalan 1274 ve 1234 parsel sayılı taşınmazların ise paylı olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca taşınmazın gerçek yüzölçümünün payda her bir paydaş için payı karşılığında o taşınmaz malda kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü eşliğinde dava dışı ve dava konusu olup kesinleşen taşınmazlarda göz önüne alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemenin bu olguları göz ardı etmesi isabetsiz davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy