(3402 S. K. m. 5, 11)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 137 ada 5 parsel sayılı 4248,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davacı Mehmet Atatay, aynı ada 6 parsel sayılı 2962,27 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davacı Reşat Atatay adına miras yoluyla gelen hakka, pay bağışına paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ayrı ayrı tesbit edilmiştir. Tesbitten önce davacı Reşat Atatay tarafından davalı hazine, Ahiler Köyü Tüzel Kişiliği, Mehmet Atatay, Hacı Kadın Arıkan ve Şerife Çelik aleyhlerine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası usule ilişkin Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece tesbit tutanağı kesinleştiğinden söz edilerek 137 ada 5 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 137 ada 6 parsel sayılı taşınmazla ilgili davanın kabulüne, davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 137 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar tutanaklarında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak Mehmet ve Reşit Atatay adına ayrı ayrı tespit edilmiştir.
Tespit gününden önce taşınmazlar hakkında açıldığı öne sürülen tescil davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Hal böyle olunca taşınmazların kadastro tespitlerinin 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhanelerinin açık bırakılmak suretiyle yapıldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca daha önce yapılan askı ilanının herhangi bir hukuksal değeri bulunmamaktadır. Bu durumda yerel mahkemenin 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde askı ilanlarını yapması zorunludur. Bu olgu, kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
Öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre askı ilanları yöntemine uygun şekilde yapılmadıkça kadastro hakiminin duruşma oturumunu açmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Sonuç: O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle yöntemine uygun şekilde dava ve temyize konu taşınmazlarla ilgili olarak askı ilanları yapıldıktan sonra askı ilanlarının yapıldığını gösteren belgeler dava dosyasına konulmalı, daha sonra duruşma oturumu açılmalı, bundan sonra taşınmazlar başında yerel bilirkişi ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde keşif yapılmalı, öncelikle aktarılan davanın kapsamı duraksamasız belirlenmeli, bu nedenle yerel bilirkişiye dava dilekçesi ayrıntılı biçimde okunup anlatılmalı, yerel bilirkişiden aktarılan davanın dayanağı dilekçede tarif edilen taşınmazlar zemin üzerinde kendisine ayrı ayrı göstertilmeli, yerel bilirkişinin gösterdiği taşınmazlara uzman bilirkişi aracılığıyla kadastro paftası ablike ettirilmeli, bu yolla gerçekten 137 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların aktarılan davanın kapsamında kalıp kalmadığı bu yöntemle duraksamasız belirlenmeli, kadastro hakiminin uyuşmazlığı aktarılan davanın kapsamı ile sınırlı olarak çözümleyeceği düşünülmeli, gerçekten mahkemenin kabul ettiği gibi 137 ada 5 parsel sayılı taşınmazın aktarılan davanın kapsamında kalmadığı saptandığı takdirde, sözü edilen taşınmazın olağan yönteme göre kadastrosunun tamamlanması için 137 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tutanak ve eki belgelerin Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verileceği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 137 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tespitinin kesinleştiğinden söz edilerek bu konuda karar verilmesine yer olmadığı doğrultusunda hüküm kurulmuş olması dahi isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 05.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy