(3402 S. K. m. 12) (743 S. K. m. 931) (4721 S. K. m. 1023) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda murafaa için öngörülen 11.836 YTL. nı geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Gereği görüşüldü;
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 350, 362, 363, 364, 462 parsel sayılı taşınmazlar tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı taraf adına tespit edilmiştir.
Davacı taraf dava ve temyize konu taşınmazların kamulaştırıldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Mahkemece dava ve temyize konu 350, 362, 363, 364, 462 parsel sayılı taşınmazlar başında keşif yapılmaksızın taşınmazın kadastro tespitine dayanak yapılan tapu kaydının kapsamında kaldığı, kamulaştırılmadığı, davalı tarafın eski Medeni Kanunun 931. yeni Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi hükmü uyarınca iyi niyetli olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgilere göre taşınmazlar başında keşif yapılmamış varsa yasal nedenleri hüküm yerinde gerekçeleri gösterilip tartışılmamıştır.
Somut olayda sağlıklı bir çözüme varılabilmesi için 2.7.2002 günlü 1991/2-2002/11 E.K. sayılı hükmün dayanağı dava dosyası getirtilip incelenmemiş, taşınmazlar başında keşif yapılarak sözü edilen ilam ve dayanağı harita yerine uygulanarak kapsamı belirlenmemiş taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen biçimde kesin hüküm bulunup bulunmadığı sağlıklı bir biçimde araştırılmamıştır. Kural olarak kesin hüküm kamu düzenine ilişkin istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır. Kaldı ki, kesin hükmün varlığı halinde aynı taşınmaz ya da taşınmazlara ilişkin sonraki günlü uyuşmazlıkların önceki günlü kesin hükme göre çözümleneceği düşünülmemiştir.
Öte yandan kural olarak kesin hüküm akdi ve irsi haleflerini bağlayacağı gibi usul hukukumuzda kesin delil olarak nitelendirilmiştir.
Kaldı ki, iddia ve savunmaya saptanan dava niteliğine göre 2942 sayılı Yasa karşısında taşınmazların hukuksal konumu da duraksamasız belirlenmemiştir. Kural olarak kamulaştırma işlemi yapılmakla mülkiyet kendiliğinden kamulaştıran idareye intikal eder. Tapu sicilinin oluşturulması merasimden ibarettir. Davacı taraf taşınmazların kamulaştırıldığını öne sürmüştür. Davalı taraf aksini savunmuştur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle Viranşehir Kadastro Mahkemesinin 1991/2-2002/11 EK sayılı 2.7.2002 günlü dava dosyası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, daha sonra yetkili idari merciler tarafından dava konusu taşınmazların kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı kamulaştırma işleminden vazgeçilip vazgeçilmediği merciinden sorulup saptanmalı, gerçekten kamulaştırma yapılmış ise kamulaştırma haritası ve dayanağı belgeler de kamulaştıran idareden getirtilmeli, bundan sonra iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi harita yüksek mühendisi harita mühendisi ve tapu fen memurundan oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu hazır olduğu halde taşınmazlar başında keşif yapılmalı, geniş kapsamlı kadastro paftası ile az yukarıda tarih ve sayısı belirtilen mahkeme ilamının dayanağı haritanın ve gerçekten kamulaştırma işlemi yapılmış ise kamulaştırma haritasının ölçekleri eşitlendikten sonra haritalar yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi kurulu eliyle çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların sözü edilen mahkeme hükmünün dayanağı haritanın ve taşınmazlar gerçekten kamulaştırılmış ise kamulaştırma haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, uzman bilirkişi kurulundan keşfi izlemeye, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece böyle bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy