(3402 S. K. m. 14, 20) (1086 S. K. m. 43) (6831 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 112 ada 23 Parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak davalı taraf adına tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ayrıca hazine adına vergi kaydı olduğunu öne sürerek dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tesbit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Öğretide ve uygulamada kararlık kazanan görüşlere göre vergi kaydı mülkiyet belgesi değildir. Öte yandan zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilmesi de olanaksızdır. Kural olarak bir taşınmazın hazine adına vergide kayıtlı olması kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılmasına engel değildir.
Her ne kadar genel kurallar bu olmakla birlikte somut olayda vergi kaydının hazine adına ne şekilde oluştuğu bir başka deyişle vergi kaydının oluşma nedeni önemlidir.
Ne var ki, mahkemece dava dosyasına getirtilen vergi kayıtlarının oluşma nedenleri belli değildir.
Sonuç: O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı hazineden dava konusu taşınmaz için tutunduğu vergi kaydının tarih ve tahrir sayıları sorulup saptanmalı, hazinenin dayandığı vergi kaydının oluşma nedenini oluştuğu tarihi mümkün olduğu takdirde aylı ve günlü olarak ve tahrir sayısını gösterecek şekilde Özel İdare Memurluğundan getirtilmeli, dava dosyasına getirtilen vergi kayıtlarının bir bölümünde meşe, sınır yeri olarak tarif edilmiş olmakla orman araştırması yapılacağı düşünülmeli, gerektiğinde vergi kaydının oluşma nedeni yönünden konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile vergi kayıtlarının bulunduğu defterler üzerinde bir başka deyişle kayıt ve belgeler üzerinde uzman bilirkişi araştırması yapılmalı, uzman bilirkişiden ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, özellikle bu konu değerlendirilirken vergi kaydının kaçak ve yitik kişiler adına oluşup oluşmadığı, ya da kaçak ve yitik kişilerden kalan yerler için hazine adına vergi kaydı oluşturulup oluşturulmadığı, oluşma nedeni olarak Milli Arazi kavramından bahsedilip bahsedilmediği duraksamasız belirlenmeli, taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tümünün tesbit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, sözü edilen kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği belirlenmeli, revizyon görmüş ise revizyon gören dava dışı taşınmazları tesbit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar getirtilmeli, davalı iseler usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, bu olgulunun dava ekonomisi için ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenmesi için zorunlu olduğu düşünülmeli, bundan sonra dayanılan vergi kaydının sınırında sınır yeri olarak meşe tarif edildiği ya da eylemli biçimde orman yada meşe bulunduğu takdirde orman araştırılması yapılacağı düşünülmeli, meşe vergi kaydında sınır yeri olarak tarif edilmemiş ise sınırda eylemli durumda meşelik bulunmadığı saptandığı takdirde orman araştırması yönünden herhangi bir uygulama yapılamayacağı düşünmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yansız yerel ve uzman bilirkişi fen memuru ve uzman ormancı bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için orman araştırması yapılmasının zorunlu olduğu saptandığı takdirde öncelikle 6831 sayılı Yasa uyarınca orman araştırması yapılmalı, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından orman sınırlandırması ve daha sonra orman sınırlarında 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik ve aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı Yasalar uyarınca değişiklik yapılmış ise kesinleşmiş olmak koşuluyla orman tahdit haritası ile sınırda yapılan değişikliklerle ilgili tüm haritalar ve eki belgeler orman idaresinden getirtilerek yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile orman haritasının eşitlenerek her iki harita çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerinde tarif edilen doğal ve varsa yapay sınır yerlerinden sabit sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın orman sınırlandırma harita ve tutağının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, orman sınırlandırması yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı düşünmeli, bundan sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle davacı hazinenin tutunduğu vergi kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yerine uygulanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa gözönünde tutulmalı, vergi kaydında tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları içeriği ve varsa kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde davalı taraf ile bayiileri (satıcıları) ölenler varsa mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden adlarına başkaca taşınmaz mal tesbit yada tescil edilip edilmediği Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de senetsiz sözcüğünün belgesiz anlamına gelmediği senetsiz sözcüğünün genel olarak tescil yoluyla oluşan tapu kayıtlarında oluşma nedeni olduğu tapu kaydının mülkiyet belgesi olduğu 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki belgelerden olmadığı, uyuşmazlığın niteliği gerektirmediği halde dava ekonomisine aykırı biçimde keşif mahalline uyuşmazlığın niteliğine yapacağı araştırmaya uygun düşmeyen sıfatta uzman bilirkişi götürüldüğü, aynı gün temyiz incelemesi yapılan dava dosyaları içeriğinden özellikle inşaat mühendisi ya da jeolog gibi uzman bilirkişi dinlenmiş olması dahi isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy