(3402 S. K. m. 12, 22, Geç. m. 4) (766 S. K. m. 46) (1086 S. K. m. 27)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü.
Kadastro sırasında dava konusu 196,800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz geniş sınırlarıyla bölgede daha önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalması nedeni ile tutanak düzenlenmeden 3402 sayılı Yasanın 22. maddesi hükmü gereğince işlem yapılarak tapu siciline aktarılmıştır.
Davacı taraf kendisine ait 63000m2 yüzölçümündeki taşınmazın devlet ormanı olarak tapu kütüğüne tescil edilen taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek taşınmazın 63000m2 yüzölçümündeki bölümü için tapu kaydına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece görev yönünden reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle tap iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede tesbit tarihinden önce 6831 sayılı yasa hükümleri uyarınca orman sınırlandırılmasının yapıldığı ve bu yönetimsel işlemin kesinleşerek tapu kütüğüne aktarılarak taşınmazın devlet ormanı olarak tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan baskın görüşlere göre orman tahdit sınırlandırma işleminin tapuya tescil edilmesi halinde 3402 sayılı Yasanın 22/son maddesi hükmüne göre işlem yapılacağı açık bir deyişle orman sınırlandırmasıyla ilgili yönetimsel işlemlerin dayanağı kayıt ve eki belgelerin olduğu gibi tapu kütüğüne aktarılacağı kabul edilmektedir.
Öte yandan dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 6831 sayılı Orman Yasası uyarınca Orman sınırlandırmasının yapıldığı ve bu yönetimsel işlemlerin kesinleştiği günde yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Yasasının 46/son maddesi hükmünde de bu yasalı yürürlükten kaldıran 3402 sayılı Yasasının 22/son maddesi hükmündeki yasal düzenlemenin yapıldığı, görülmekte olan davalarda da 3402 sayılı Yasanın Geçici 4/ilk fıkrası hükmünde bu Yasa hükümlerinin uygulanacağı duraksamasız vurgulanmıştır.
Bu olgular ile davanın saptanan niteliği göz önüne alındığında, somut olayda açılan davanın tanımlamasını 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi hükmünde bulan kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılıkla benimsenen görüşlere göre kesinleşen kadastroya karşı açılan davaların Genel Mahkemede görülmesi zorunlu olup Kadastro mahkemesinde çözümlenmesi olanaksızdır.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Bu olgular karşısında daha sonra davaya konu yapılan taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olsa bile hukuksal bir değerinin bulunmadığı kuşkusuzdur.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle yerel mahkemece hükmünün gerekçesinde bir isabet bulunmadığı hükmün sonucu itibariyle doğru olduğu davacının sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece tutanak ve eki belgelerin onaylı örnekleri dosyada alı konularak asılların kütüklerin devri halinde tutanak ve dayanağı belgelerin Tapu Sicil Müdürlüğüne aksi halde Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmesi gerekirken bu olguların gözardı edilmesi isabetsiz davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerine usulün 27. maddesi hükmü uyarınca dosyanın görevli Hukuk Mahkemesine gönderilmesine tutanak ve eki belgelerin onaylı örnekleri dosyada alı konularak asıllarının kütüklerin devri halinde Tapu Sicil aksi halde Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine, sözlerinin yazılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 11.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy