(3402 S. K. m. 36)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre davacı tarafın usulün 445. maddesi hükmüne dayalı yargılamanın iadesine ilişkin istekte bulunduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak yargılamanın iadesi davasının açılabilmesi için yargılamanın iadesine konu yapılan davanın dayanağı mahkeme hükmünün kesinleşmiş olması ön koşuldur.
Somut olayda yargılamanın iadesine ilişkin hüküm yöntemine uygun biçimde kesinleşmemiştir. Hükmün yanılgı ile kesinleştirilmiş olması hukuksal bir sonuç doğurmaz.
Gerçekten Kadastro Mahkemesinde yargılamanın iadesine konu hükmün dayanağı davanın Reşit oğlu Şemsi'den olma 1.7.1930 doğumlu Müslüm Polat tarafından açıldığı, adı geçenin 25.9.1990 gününde kayden vefat ettiği vekili Av. İbrahim Kılıç'ın ise müvekkili asilin ölümünden sonra vefat ettiği dikkate alındığında, Kadastro Mahkemesindeki hükmün, tebliğ tarihi dikkate alındığında vefat eden ve davanın gerçek tarafı davacı Müslüm Polat'a tebliğ edilmediği, aynı isim ve soy isimde başka bir kişiye tebliğ edildiği bu nedenle anılan hükmün kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca davacı tarafın, yargılamanın iadesine ilişkin hükmün, temyizini içeren dilekçenin temyiz dilekçesi olarak kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi dosyadaki raporu okundu;
1 - Suruç Kadastro Mahkemesinin yargılamanın iadesi isteminin reddine ilişkin kararın ortadan kaldırılmasına,
2 - Kadastro Mahkemesince 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Gerçekten ölü kişiye tebligat yapılamayacağı gibi ölü davacı tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul önel ya da kesin önel verilmesi de olanaksızdır.
Hal böyle olunca, mahkemece oluşturulan hükmün gerekçesinin yasal bir dayanağı bulunmadığı gibi bu doğrultudaki ara kararın da hukuksal bir sonuç doğurması olanaksızdır.
Kural olarak 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için ilgiliye özellikle kanıtlama yükümlülüğü kendisinde bulunan tarafa ayrıntılı biçimde kalem kalem belirlenecek toplam keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul bir önel ya da koşullarının varlığı halinde kesin önel verilmeli, ilgilinin verilen süre içerisinde özürsüz olarak keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmemiş olması, uyuşmazlığın çözümü için gerçekten keşif yapılmasının zorunlu olması, verilen makul önel yada kesin önel içerisinde ilgilinin keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmediği takdirde sonuçlarının hazır ise kendisine tefhim, yargılamada hazır değil ise yöntemine uygun şekilde düzenlenecek bir muhtıra ile yada bu doğrultuda ki meşruhatı içeren biçimde ilgiliye tebligat yapılaması gerekir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davanın gerçek tarafı Müslüm Polat'ın mirasçılarının davaya çağrıldıkları, bu yolla davada taraf koşulunun oluştuğu göz önüne alınmalı, taraflardan iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri sorulup saptanmalı, varsa gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile Suruç Kadastro Mahkemesinin 28.11.2000 gün 1976/27-2000/46 E. K. sayılı hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 12.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy