(3402 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Rabia Hışır ile bir kısım davalılar Hatice Yorulmaz, Zeliha Teke ve Rana Yavuz tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava ve temyize konu 250 ada 34 ve 35 parsel sayılı taşınmazlar tutanaklarında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak davalı taraf adına ayrı ayrı tespit edilmiştir.
Taşınmazların kadastro tesbitlerine karşı öne sürülen itirazlar üzerine kadastro komisyonunca 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükmü uyarınca yetkisizlik kararı verilerek taşınmazların tutanak ve eki belgeler Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
İddia ve savunmaya toplanıp değerlendirilen deliller ve dosya içeriğine göre yanlar arasındaki uyuşmazlık öne sürülen paylaşma yöntemine uygun şekilde yapılmış ise paylaşmanın yapıldığı gündeki ortak sınır yerinin belirlenmesine ilişkindir.
Kural olarak mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için tüm mirasçılarının katılımı ile terekenin tüm mirasçılar arasında pay edilmesi her bir mirasçısın kendi miras payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçtiğinin saptanması gerekir.
Ne var ki dosya içeriğine göre tarafların ortak miras bırakanın kimliği, açık bir deyişle ortak miras bırakanın kim ya da kimler olduğu dosya içeriğinden anlaşılamamıştır.
Kaldı ki, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ergin ve mümeyyiz tüm mirasçıların katılımı ile mirasçılardan ergin (Reşit) ve mümeyyiz olmayanlar varsa kanuni temsilcileri veya vekilleri ya da vasileri tarafından temsil edilmesi gerekir.
Somut olayda mirasçı olduğu öne sürülen Süleyman ile mirasçı oldukları mahkemece kabul edilen Mehmet ve Hüseyin ile yaptıkları telefon görüşmesinde kendisine dosya kapsamına göre aynen ortadan yer vereceklerini açıkladıkları buna göre paylaşma yapıldığı duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın ne biçimde yapılacağı az yukarıda vurgulanmıştır.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların kök miras bırakanın kim ya da kimler olduğu duraksamasız belirlenmeli, taraflardan bu olgu sorulup saptanmalı, dava dışı mirasçı varsa onlarda davaya çağrılarak husumet bu yolla yaygınlaştırılarak davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulu oluşturulması zorunludur. Öte yandan hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri soyut nitelikte maddi olaylara dayanmayan gerekçesiz sözlerden ibarettir.
Sonuç: O halde, az yukarıda vurgulanan maddi ve hukuki olgular eşliğinde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle belirlenen ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tesbit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı yada mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, dayanılan 1.7.1994 günlü satış senedi yerine yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanarak kapsamı duraksamasız belirlenmeli, tesbit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava yada davalar varsa, usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz yada taşınmazların, tesbit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, yada ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı, gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de dava konusu 250 ada 35 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulduğu halde 250 ada 34 parsel sayılı taşınmaz hakkında infazı mümkün doğru sicil oluşacak biçimde hüküm kurulmamış olması dahi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de hükmün gerekçesine göre Mehmet Hışır mirasçıları belirlendiği halde mirasçıları adına payları oranında tescil kararı verilmesi gerekirken ölü kişi adına tescil kararı verilmesi dahi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 21.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy