(1086 S. K. m. 45) (3402 S. K. m. 14, 20)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Ahmet ve Nesrin, davalı A.Cengiz ve paydaşları ile davalı Ayten ve paydaşları, katılan davacı Hazine ve S... Belediyesi Tüzel Kişiliği tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü.
Kadastro sırasında 134 parsel sayılı 152.500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı A.Tevfik ve paydaşları adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen Ethem ve paydaşları, başka tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Hazine, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, S... Belediyesi Tüzel Kişiliği ise dava konusu taşınmazın mera olduğunu öne sürerek davaya katılmışlardır. Mahkemece davacı Ethem ve paydaşları ile katılan davacı S... Belediyesi Tüzel Kişiliğinin davasının reddine, katılan davacı Hazine'nin davasının kısmen kabulüne, dava konusu 134 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 07.06.2005 günlü haritada kırmızı renkle taralı olarak gösterilen 133.736 m2 yüzölçümündeki kesimin davalı A.Tevfik mirasçıları ve paydaşları adına payları oranında tapuya tesciline, aynı haritada mavi renkle taralı olarak gösterilen 17.764,46 m2 yüzölçümündeki kesiminin katılan davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Ahmet ve Nesrin, davalı A.Cengiz ve paydaşları ile davalı Ayten ve paydaşları, katılan davacı Hazine ve S... Belediyesi Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
1- İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava ve temyize konu 134 parsel sayılı taşınmaza ait olmadığı, taşınmaz üzerinde davacıların zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşulu ile iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, uzman bilirkişi haritasında mavi renklerle taralı 17.764,46 m2 yüzölçümündeki kesimi üzerinde davalıların zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşulu ile iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliklerinin bulunmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı Ahmet ve Nesrin ile davalı A.Cengiz ve
paydaşları ile davalı Ayten ve paydaşları ve katılan davacı S
Belediyesi Tüzel Kişiliğinin bu yönlere ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 0.90 YTL harcın hükmü temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
2- Katılan davacı Hazine'nin temyizine gelince; katılan davacı Hazine'nin temyizi, uzman bilirkişi haritasında kırmızı renklerle taralı 133.736 m2 yüzölçümünde davalılar adına tescile karar verilen bölümle ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın katılan davacı. Hazine'nin temyizine konu kesiminin kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, davanın saptanan niteliği dikkate alındığında, mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Tespite dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu pay tapu kayıtlarının mahkeme hükmü ile tevhit edildiği, bir başka deyişle pay tapu kayıtlarının birleştirildiği ve sözü edilen tapu kaydının yüzölçümünün arttırıldığı, davanın dayanağı mahkeme hükmünde Hazine'nin taraf olmadığı, bu nedenle Hazine'yi bağlamayacağı, sözü edilen hükmün taraflarını varsa akdi irsi haleflerini bağlayacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece bu olgu üzerindi gereği gibi durulmamıştır. Öte yandan hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi haritasında da davalıların dayandığı tespite dayanak yapılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca uzman bilirkişi haritasında yöntemine uygun biçimde gösterilmemiş, tapu kaydının dayanağı haritası bulunduğuna göre, kapsamının haritasına göre belirlenmesinin zorunlu olduğu göz ardı edildiği gibi, sözü edilen haritanın da uygulaması yetersiz tapu kaydının ifraz gördüğü ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydı içinde aranmasının zorunlu olduğu da göz ardı edilmiştir. Hal böyle olunca, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporu ve eki haritasının keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediği ve bu nedenle yargı denetimine açık olmadığı kuşkusuzdur. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tutunulan tapu kaydının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu pay tapu kayıtlarının tevhidine ve yüzölçümünün arttırılmasına ilişkin davanın dayanağı ilamda Hazine'nin taraf olmadığı, bu nedenle Hazine'yi bağlamayacağı düşünülmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydının dayanağı harita ile ifraz haritalarının ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek tüm haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle göz önünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmen, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamı belirlenirken ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydının kapsamı içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, az yukarıda vurgulandığı gibi Hazine'nin yüzölçümü arttırılması davasında taraf olmadığı, Hazine'yi bağlamayacağı da düşünülmeli, dava konusu taşınmazın temyize konu kesiminin tümü ya da bir bölümü dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, katılan davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün Hazine yararına BOZULMASINA, 08.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy