(3402 S. K. m. 5, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 158 ada 6 parsel sayılı 309.73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5. maddesi hükmü uyarınca malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı M. tarafından tespit gününden önce asliye hukuk mahkemesinde davalı
.. Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, 158 ada 6 parsel sayılı taşınmazın yayla olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 158 ada 6 parsel sayılı taşınmazın yayla olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Kural olarak mahkemece bir yerin kamu malı niteliğinde yayla ya da mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idare merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı ya da 4342 Sayılı Yasalar uyarınca kamu malı niteliğinde yayla ya da mera olarak tahsis edilmesi ya da taşımazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde yayla veya mera olarak kullanılageldiğinin saptanmasına bağlıdır.
Somut olayda, bilgilerine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaza yaz günlerinde serinlemek amacıyla ve yüksek olması nedeniyle gelindiği ve geçici olarak orada ikamet edildiği, yerleşik deyimi ile yaylaya çıkıldığı ve yaylaya çıkan insanların burada hayvanlarını otlattığı haber verilmiş, çekişmeli taşınmazın az yukarıda açıklanan biçimde yaylak ya da mera olduğunu haber vermemişlerdir.
Bir taşınmazda salt hayvan otlatılmış olması o yerin yayla ya da mera olduğu anlamına da gelmez. Taşınmazın yüzölçümü ve çevresini oluşturan komşu taşınmazların tespitte saptanan türleri dikkate alındığında taşınmaz çevresinde eylemli biçimde yayla ya da mera bulunmamaktadır. Taşınmazın tespit gününden önce genel mahkemeye açılan ve görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kaldığı, taşınmaz üzerinde aktarılan davanın açıldığı tarihe kadar davacı tarafın 20 yılı aşkın süreyle zilyet bulunduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın kabulüne, taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmü uyarınca davacı taraf adına tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 25.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy