(3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 43, 237)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15 ve 18 parsel sayılı, sırasıyla 360375 m2, 139250 m2, 6875 m2, 8500 m2, 9890 m2, 159750 m2, 2625 m2 ve 342625 m2 yüz ölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Mehmet ve paydaşları adına ayrı ayrı tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Hazine başka tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 9, 10, 11, 12, 13, 14 ve 18 parsel sayılı taşınmazlar payları oranında davalı Mehmet ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyize konu taşınmazların kadastro tespitlerine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu 07.07.1959 tarih 3 ve 4, 02.09.1965 tarih 1 ve 2 sayılı tapu kayıtları ile davacı Hazine'nin dayandığı 09.10.1951 gün 183 ila 198 sayılı tapu kayıtları yüz ölçümlerinin mahkeme hükmüyle artırıldığı belirlenen 11.08.1958 tarih 3 ve 4 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleriyle, varsa haritalarıyla birlikte oluşma nedenlerini, yüz ölçümlerini, sınırlarını gösterecek ve açıkta pay kalmayacak şekilde tüm malik ya da maliklerini gösterecek şekilde Tapu Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmediği gibi tarafların dayandığı tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden, soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden, keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen, bu nedenlerle yargı denetimine açık olmadığı saptanan harita ve eki rapor da yetersizdir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu az yukarıda tarih ve sayıları belirtilen tapuda kayıtlı orada öngörüldüğü biçimde ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden ayrı ayrı getirtilmeli, bundan sonra tespite dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi kendilerinden gereği gibi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki ya da maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğü'nden getirtilmeli ya da bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ilgililerine ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgililerden bu konudaki delilleri ayrı ayrı sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı ya da bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri varsa ibraz ettirilmeli, kayda dayanan davalı tarafın tapu kayıt maliki ya da malikleri ile akdi ya da irsi ilişkisi saptandığı takdirde tarafların dayandığı tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü'nden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve özellikle tutanakları getirtilen dayanak kayıtları getirtilmeyen 17, 35 ve 20 parsel sayılı taşınmazların dayanakları kayıtlar ile diğer komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı oldukları saptandığı takdirde usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu hukuksal olgunun dava ekonomisi ve tapu kayıtlarının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, öte yandan 11.08.1958 tarih 3 ve 4 sayılı tapu kayıtlarının yüz ölçümlerinin artırılmasına ilişkin olarak açılan ve hükme bağlanan davanın dayanağı dava dosyası bulunmadığı takdirde 1957/107-1958/92 E.-K. sayılı Asliye Mahkemesi'nden verildiği saptanan ilam ile eki haritanın aslı ya da onaylı örneğinin kesinleşme gününü gösterecek şekilde mahkemesinden ya da anılan tapu kayıtlarının dayanağı evrakı müsbitesi arasında bulunacağı göz önüne alınarak Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, irdelenip incelenmeli, özellikle Hazine'nin davada açık söyleyişle ilamda taraf olup olmadığı saptanmalı, Hazine'nin taraf olduğu saptandığı takdirde Hazine'yi usulün 237. maddesi hükmü uyarınca bağlayacağı aksi halde ilamın güçlü delil niteliğinde olduğu, güçlü delilin aksinin daha güçlü delillerle kanıtlanabileceği düşünülmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elamanı tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca tarafların dayandığı tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle ayrı ayrı yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle göz önünde tutulmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tarafların tutunduğu tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların taraflardan hangisinin dayandığı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı duraksamasız saptanmalı, tapu kayıtlarının iç içe girmesi, örtüşmesi halinde önceki günlü doğru temele dayanan hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceği düşünülmeli, dava konusu taşınmazların tümü ya da bir bölümü taraf tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda anılan taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, taraf tapu kayıtlarının haritası varsa ve ifraz görmüş iseler varsa ifrazın dayanağı haritalar ile az yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamın dayanağı haritaların ölçekleri ile geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ve yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, bu yolla taraf tapu kayıtlarının kapsamları ile sözü edilen ilamın kapsamı haritasına göre belirlenmeli, kuşkusuz sözü edilen kayıt ve belgelerin haritası yoksa sınır yerlerine göre kapsamları belirleneceği tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca fiili ve hukuki irtibat nedeniyle birleştirildiği saptanan ve hükümde sözü edilen taşınmazlarla ilgili dava dosyalarının bu dava dosyası içerisine getirtilerek etkili bir denetim ve kontrol yapılmamış olması dava ve temyize konu 15 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm yerinde olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması dahi isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy