(4721 S. K. m. 718) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalı Emsal tarafından istenilmiş olup, incelemenin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiş ve duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş ise de, duruşma için belirlenen 10.06.2008 günü belirlenen saatte tarafların gelmedikleri görülmekle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava niteliği ve içeriği itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacılar tarafından meydana getirildiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Emsal tarafından da davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, bir hükmü ancak hukuksal yararı bulunmak koşuluyla davanın gerçek tarafları ile davanın gerçek tarafı olmamakla birlikte aleyhine hüküm verilmiş olan kişiler temyiz edebilir. Davalı Emsal davanın gerçek tarafı ise de, mahkemece davanın reddine karar verildiği, aleyhine bir hüküm de oluşturulmadığı dikkate alındığında adı geçen davalının kendi lehine olan hükmün bozulması ve aleyhine hüküm oluşturulması istemiyle temyiz etmekte hukuksal bir yararının bulunmadığı kuşkusuzdur. Açıklanan nedenlerle davalı Emsal'in temyiz inceleme isteminin REDDİNE,
2- Davacıların temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Toplanan delillerden Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/451 esas sayılı dosyasında davaya konu binaların üzerinde bulunduğu 34 ada 25 ve 82 ada 9 parsel sayılı taşınmazların ortaklığının giderilmesi istemiyle taraflar arasında açılmış ve görülmekte olan bir davanın mevcut olduğu, davacıların bu davanın yargılaması sırasında söz konusu taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların (binaların) kendileri tarafından meydana getirildiğinin kabul edilmemesi üzerine muhdesatların satış bedelinden sadece kendilerine pay verilmesini sağlama amacıyla görülen davayı açtıkları, 34 ada 25 ve 82 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarda taraflar dışında birçok paydaşın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulunun oluşturulmamış olması başı başına bozma nedenidir. muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti istemi ile açılan bu tür davalarda ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin taraf olmaları zorunludur. Davanın sonucunda davanın kabulü yönünde verilebilecek hükmün ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemeyi bağlayacağı, mahkemece davaya konu muhdesata isabet edecek satış bedelinin davacılara verilmesi sonucunu doğuracak şekilde oranlama yapılıp hüküm verileceği dikkate alındığında görülen davada verilecek kararın tapuda malik olan tüm paydaşların haklarını etkileyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca görülen davada tapu maliki olan tüm paydaşlarının davada taraf olması gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi hükmüne göre taşınmaz mülkiyetinin araziyle birlikte arazinin üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatları da kapsadığı gözönüne alındığında taşınmazların fiilen taksim edilmiş olması ve binaların taksim sonucunda davacılara düşen taşınmaz bölümü üzerinde yapılmış olması bu olguyu değiştirmez. Kaldı ki davacıların bu iddialarının doğru kabul edilebilmesi için dahi taşınmazın tüm paydaşlarının davada taraf olmasının gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki mahkemece bu olgu gözardı edilmiş, yersiz gerekçelerle diğer paydaşların davada taraf olmasının gerekmediği kabul edilerek hüküm verilmiştir. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca öne sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Taraf koşulu sağlanmadan eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde mahkemece öncelikle tapuda paydaş görünen ve davada taraf olmayan, ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında da davaya konu muhdesatların davacılar tarafından meydana getirildiğini açıkça kabul etmeyen diğer tüm taşınmaz paydaşlarının, ölü ise mirasçılarının davaya dahil edilmeleri sağlanmalı, geldiklerinde davaya karşı diyecekleri ve varsa delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, taraf koşulu oluşturulduktan ve gösterilecek tüm deliller toplandıktan sonra davanın esası yönünden bir hüküm verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece taraf koşulu oluşturulmadan davanın esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 10.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy