(3402 S. K. m. 40) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre davacı taraf dava dışı 227 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlara komşu özelikle dava dışı 127 ada 11 parsel sayılı taşınmaza komşu 4 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kamu malı niteliğinde herkesin yararlanabileceği genel yol bulunduğunu, sözü edilen yolun 127 ada 4 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır.
Hal böyle olunca davaya konu yapılan taşınmazın 127 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü olduğu kuşkusuzdur.
Bu davanın konusu olmayan, dava dışı 127 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro mahkemesinde başka davalara konu olması, açılan bu davanın görülmesine yasal olarak engel teşkil etmeyeceği göz önüne alındığında sonucu etkilemez.
Davacıların davası dosya içeriğine göre geçit hakkı davası niteliğinde değildir. Hal böyle olunca uyuşmazlığının kadastro mahkemesinde çözümlenmesi zorunludur.
Kural olarak tesbit gününden sonra doğan haklarla ilgili uyuşmazlıkların kadastro mahkemesinde görülmesi olanaksız genel mahkemede çözümlenmesi zorunludur.
Gerçekten tesbit gününden sonra doğan haklar yenilik doğurucu haklardandır.
Yerleşik Yargıtay uygulamasında ve öğretide kararlılık kazanan görüşlere göre yenilik doğrucu haklar ya kurucu nitelikte yada bozucu nitelikte olurlar.
Hal böyle olunca yerel mahkemenin gerekçesinde bir isabet bulunmadığı gibi 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 40. maddesi hükmünün de somut olayda uygulama olanağı bulunmamaktadır.
O halde, taraflardan iddia ve savunma doğrultusunda delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek işin esası hakkında sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşacak şekilde davanın reddine karar verilmesi ve usulün 74. maddesi hükmüne aykırı biçimde dava dışı 227 ada 12 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar hakkında hüküm kurulmuş olması dahi isabetsiz,
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 12.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy