(3402 S. K. m. 13, 14, 16, 18, 20, 46)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 109 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen maddi ve hukuki olgulara dayanılarak davalı Paşa Turan adına tespit edilmiştir.
Davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisap edinilemeyeceğini öne sürerek mera olarak sınırlandırılması için dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı Paşa Turan adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın üzerinde tespit gününde adlarına tesciline karar verilen zilyet davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava ve temyize konu taşınmazın tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılamada taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Hal böyle olunca, taşınmazın bu aşamada tapuda kayıtlı olmadığı, menkul mal hükümlerine tabi uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Bu olgular eşliğinde kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafa ait olduğu da tartışmasızdır. Gerçekten öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre aslolan ülke topraklarının hazineye ait olmasıdır. Kural, bu doğrultudaki karinenin aksini öne sürenin bu olgunun aksini kanıtlanması zorunludur.
Dava dosyası kapsamına göre dava ve temyize konu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari mercilerce açık bir deyişle toprak komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapıldığı dava konusu taşınmazın toprak tevzi komisyonunca mera olarak tahsis edilen komşu 109 ada 6 parsel sayılı mera parseline komşu olduğu, dava dosyasına yansıyan bilgilerden anlaşılmaktadır. Ne var ki mahkemece bu olgu göz önüne alınarak dava konusu taşınmazın 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca hazine adına tapuya bağlanıp bağlanmadığı bir başka deyişle taşınmazın tapuda kayıtlı bulunup bulunmadığı, tapuda kayıtlı ise tapu kaydının temelini oluşturacak belirtmelik tutanağı düzenlenip düzenlemediği araştırılmamış, ayrıca taşınmazın davacı hazine tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı, dağıtıma tabi tutulmuş ise dağıtımın dayanağı temlik cetveli bulunup bulunmadığı, dağıtım temlik cetveli düzenlenmiş ise yönetimsel işlem olarak temlik cetvelinin mülki amirlikçe onaylanıp onaylanmadığı da araştırılmamıştır.
Öte yandan, dava konusu 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı getirtilmiş, tutanağın hangi tarihte askıya çıkarıldığı belirlenmemiştir. Öncelikle kadastro hakiminin kadastro tespit tutanağının hangi tarihte askıya çıkarıldığı ve indirildiğini belirlemesi ve davanın süresinde açılıp açılmadığını denetlemesi gerekir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
Ayrıca, somut olayda davalı tarafın tapu kaydına tutunmadığı az yukarıda açıklandığı üzere 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca dava konusu taşınmazın tapuya bağlandığı saptandığı takdirde davacı hazine adına oluşan tapu kayıtlarının oluşma nedenine göre Tapu Sicil Müdürlüğünden ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa ölçekli biçimde haritası da eklenmek ve tüm malik yada maliklerini açıkta pay kalmayacak şekilde oluşma nedenini ve yüzölçümünü gösterecek biçimde getirtilip incelenmemiştir.
Kaldı ki, zilyetlik ve mera araştırması yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir. Gerçekten bu konuda dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları somut olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak dava konusu taşınmaz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca tapuya bağlanmış ise açık bir deyişle taşınmaz hazine adına tapuda kayıtlı ise anılan tapu kaydı oluşma nedenine göre Tapu Sicil Müdürlüğünden ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte yukarıda açıklanan nitelikleri ile getirtilmeli, yasada yapılan değişiklikten önce az yukarıda vurgulandığı üzere 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı kayıt ve eki belgeler ile komşu 109 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ait 4753 ve 5618 sayılı yasalar ile 4342 sayılı Yasa uyarınca bölgede yapılan mera tahsis kararı ve haritaları lağvedilen Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına bağlı Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden devredilmemiş olabileceği göz önüne alınarak sözü edilen kayıt ve eki belgeler il yada ilçe Özel İdare Müdürlüklerinden ve Tarım İl Müdürlüğünden getirtilmeli, varsa sözü edilen tapu kayıtların dayanağı belirtmelik tutanağı ve eki belgeler temlik cetveli düzenlenmiş ise mülki amirlikçe onaylı olup olmadığını gösterecek şekilde az yukarıda sözü edilen mercilerden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, varsa anılan belgeler getirtilmeli, bundan sonra taşınmaz hazine adına tapuda kayıtlı ise anılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, hazine adına tapu kayıtları oluşmuş ise sözü edilen tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu hukuksal olgunun dava ekonomisi ve tapu kayıtlar, mera tahsis kararı ve haritasının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, fen elamanı düzenlenmiş ise belirtmelik ve kadastro tespit tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın gerçekten hazine adına tapuda kayıtlı olduğu saptandığı takdirde anılan tapu kayıtları ve mera tahsis kararı ile eki haritası 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, tapu kayıtları ile mera tahsis kararının dayanağı haritaların ölçeği ile geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, tapu kayıtlarının dayanağı haritası yoksa tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri esas alınarak dayanılan tapu kayıtlarına kapsam belirlenmeli, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle göz önünde tutulmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, davacı hazine adına çekişmeli taşınmazlar için 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca tapu kaydı oluşmamış ise belirtmelik tutanakta sözü edilen maddi ve hukuki olgular göz önüne alınmalı, özellikle çekişmeli taşınmazlar hazine adına tapuda kayıtlı değilse hangi nedenlerle tapu kaydı oluşturulmadığı yönleri üzerinde durulmalı, dava konusu taşınmaz için tapu kaydı oluşmuş ise dava dışı gerçek yada tüzel kişilere dağıtılıp dağıtılmadığı duraksamasız belirlenmeli, dava ve temyize konu taşınmazın hazine adına tapuda kayıtlı olmadığı saptandığı takdirde az yukarıda vurgulandığı gibi yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği düşünülmeli, ayrıca taşınmazlar yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca oluşan tapu kayıtlarına bağlanmış olsa bile dava dışı gerçek yada tüzel kişilere dağıtılmamış olması koşulu ile tapu kayıtlarının oluştuğu dönemden önceki zilyetliğe değer verileceği düşünülmeli, bu nedenlerle taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında, yerel bilirkişi, tanık, tespit ve belirtmelik tutanak bilirkişilerden ayrı ayrı olaylara dayalı somut bilgiler alınmalı, adı geçenlerin beyanları arasında aykırılık varsa taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, taşınmaz için hazine adına tapu kaydı oluşmamış ise tespit gününe kadar taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hazine adına taşınmazlar için tapu kaydı oluşmuş ise kayıtların oluştuğu günden önce taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin iktisap sağlayan süreye ulaşıp ulaşmadığı somut olayda özellikle göz önüne alınmalı, taşınmazın dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, hazine adına taşınmaz hakkında tapu kayıtları oluşmamış ise belirtmelik tutanağı ve belirtmelik tutanağında taşınmazın saptanan türü dikkate alınmalı, taşınmazın bitişiğinde dava dışı 109 ada 6 parsel sayılı taşınmaz mera olarak sınırlandırıldığına göre dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yöntemine uygun biçimde araştırılmalı, bölgede mera tahsisinin yapılmış olduğu belirlendiğine göre tahsis haritası ve eki belgeler de az yukarıda açıklanan yöntemle yerine uygulanarak kapsamları belirlenmeli, deliller değerlendirilirken hazine adına tapuda kayıtlı taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı dikkate alınmalı bu olgunun kamu malı niteliğinde meralar içinde geçerli olduğu düşünülmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye bu yolla yargı denetimine açık olacak şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 13, 20 18, 16/B, 46/1 ve 14, 14/son maddeleri hükmü eşliğinde hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy