(3402 S. K. m. 14, 46) (1086 S. K. m. 259)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece dava ve temyize konu 1040 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tesbit gününde adına tescile karar verilen zilyet yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü aracılığı ile aynı yasanın 46/1. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de saptanan dava niteliği dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan araştırma, soruşturma, hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma yetersizdir. Özellikle zilyetliğe ilişkin keşif tutanağına yansıyan anlatımlar maddi olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenmeksizin tutanak bilirkişilerinin (ortak beyanları) biçiminde müşterek anlatımlarının keşif tutanağına geçirildiği görülmektedir. Usul hükümlerinde taşınmaza ilişkin davalarda her bir tanık ve yerel bilirkişi yada tutanak bilirkişilerinin ayrı ayrı dinlenmesi zorunludur. Mahkemenin bu olguları gözardı etmesi usulün 259. maddesi hükmüne de aykırıdır.
O halde sağlıklı sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı zilyetlik konusunda somut maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin vefat ettikleri açıklandığına göre bu durum sağlıklı biçimde denetlenmeli, bu nedenle de belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin onaylı ve vukuatlı nüfus kayıt örnekleri ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilerek adı geçenlerin gerçekten vefat edip etmedikleri saptanmalı, vefat etmeyenler varsa adı geçenlerde taşınmaz başında ayrı, ayrı dinlenmeli, tespit tutanağı bilirkişileri ile sağ olan belirtmelik tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu saptandığı takdirde adı geçenler ayrı, ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği, tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise tespitlerine esas alınan bu kayıt ve belgelerle denetlenmeli, özellikle sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davalı, 1985 doğumlu Servet Kırklar'ın bayii (bağışlayanı) babası Mehmet Kırklar'ın ölümü ve mirasçılarını gösteren onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek mirasçıları bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli ilgililer adına davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip, edilmediği Tapu Sicil Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmamış olması dahi isabetsiz,
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy