(2709 S. K. m. 10) (Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 20) (Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Sözleşme m. 22) (AİHS m. 11, 14) (4721 S. K. m. 56, 57, 58, 59, 60, 89, 90) (5253 S. K. m. 3, 28, 31, 36)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi belirlenen saatte temyiz eden davalı Lambda İstanbul Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transeksüel Kadın ve Erkekler Arası Dayanışma Derneği vekili Av. Fırat Söyle ve Av. Basri Akyüz geldi. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunun tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği düşünüldü.
Karar: Dava, derneğin feshi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğinden toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Ülkemizin de onaylayarak katıldığı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 20 ve Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Sözleşme'nin 22. maddesi hükümlerinde herkesin dernek kurma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi hükmünde de aynı husus tekrarlandıktan sonra bu hakkın kullanılmasına ancak ulusal güvenlik, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için zorunlu olan ölçüde ve yasa ile öngörülmek koşuluyla müdahale edebileceği, 14. maddesi hükmünde ise bu sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanmanın cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensup olma, servet, doğum veya herhangi başka bir durum bakımından hiçbir ayırımcılık yapılmadan sağlanacağı açıklanarak ayrımcılık yasaklanmıştır.
İç hukuka gelince, Anayasamızın 10. maddesi hükmünde herkesin dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları, kişinin hak ve ödevlerini önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahip bulunduğu, dernek kurma hürriyetinin ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanun ile sınırlanabileceği belirtilerek uluslararası sözleşmelere benzer bir düzenleme getirilmiş, 90/son maddesi hükmünde de usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı açıklanmış, kişi hak ve özgürlükleri yönünden uluslararası sözleşmelerin kanunlardan önce uygulanmasına imkan tanınmıştır.
1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 56. maddesi hükmünde, hukuka ve ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamayacağı, 57. maddesi hükmünde herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahip bulunduğu, 58. madde hükmünde dernek tüzüğünün kanunun emredici hükümlerine aykırı olamayacağı, 59. maddesi hükmünde derneklerin kuruluş bildirimini, dernek tüzüğü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu en büyük mülki amirlerine verdikleri anda tüzel kişilik kazanacakları, 60. maddesi hükmünde yapılacak incelemede kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukuki durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiği taktirde bunların giderilmesi vaya tamamlanmasının derhal kuruculardan isteneceği, bu istemin tebliğinden başlayarak otuz gün içinde belirtilen belirtilen noksanlık tamamlanmaz ve kanuna aykırılık giderilmezse en büyük mülki amirin isteği üzerine Cumhuriyet savcısınca yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi istemiyle dava açılabileceği, 89. maddesi hükmünde derneğin amacı kanuna veya ahlaka aykırı hale gelirse Cumhuriyet savcısının veya ilgililerin istemi üzerine mahkemenin derneğin feshine karar vereceği, mahkemenin bu dava sırasında faaliyetten alıkoyma dahil gerekli bütün önlemleri alacağı, 90. madde hükmünde derneklerin amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacakları, dernek faaliyetleri ile ilgili yasak ve sınırlamalara aykırılık halinde Cumhuriyet savcısının istemiyle mahkemece faaliyetten alıkoyma kararı verebileceği açıklanmıştır.
23.11.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 3. maddesi hükmünde ise, fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişilerin önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahip bulundukları ancak Türk Silahlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri mensupları ile kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri hakkında özel kanunlarında getirilen kısıtlamaların saklı olduğu, 28. maddesi hükmünde dernek adlarında Türk, Türkiye, Milli, Cumhuriyet, Atatürk, Mustafa Kemal kelimeleri ile bunların baş ve sonlarına getirilen eklerle oluşturulan kelimelerin ancak İçişleri Bakanlığının izni le kullanılabileceği, 30. madde hükmünde derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamayacakları- Anayasa ve kanunlarla açıkça yasaklanan amaçları veya konusu suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek amacıyla dernek kurulamayacağı, 31. maddesi hükmünde derneklerin defterlerinde ve kayıtlarında ve Türkiye Cumhuriyetinin resmi kurumlarıyla yazışmalarında Türkçe kullanacakları, 36. maddesi hükmünde bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Somut olaya gelince dava derneğin adının ve amaçlarının hukuka ve ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle ve Türk Medeni Kanunu'nun 60. maddesi hükmüne göre açılmıştır.
Anılan madde gereğince fesih davası açılabilmesi ve feshe karar verilebilmesi için derneğin kuruluş bildiriminde, tüzüğünde veya kurucuların hukuki durumlarında kanuna aykırılık veya eksiklik bulunması ve mülki amir tarafından verilen 30 günlük süre içerisinde eksikliğin tamamlanmamış veya kanuna aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Derneğin veya kanuna aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Derneğin 2006 yılında kurularak tüzel kişilik kazandığı gözetildiğinde somut olayda öncelikle az yukarıda açıklanan Dernekler Kanunu hükümlerinin, bu kanunda hüküm bulunmaması halinde ise Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur.
Davalı dernek tüzüğünün 1. maddesinde derneğin uzun adının
Mahkeme hükmünün gerekçesinde derneğin adının ve amaçlarının kanuna ve ahlaka aykırı olduğu belirtilmiş ise de, cinsel kimlik veya yönelim kişilerin kendi istemleri ile seçtikleri bir olgu olmayıp, doğuştan veya yetiştiriliş tarzından kaynaklanan ve kişilerin istemeyerek karşı karşıya kaldığı bir olgudur. Bütün dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel sözcükleri ile tanımlanan farklı cinsel yönelime sahip kişilerin varlığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Bu gibi kişileri tanımlamakta kullanılan sözcükler literatüre de girmiş olup, bilimsel yayınlarda, medyada ve günlük dilde sık sık kullanılmaktadır. Kişilerin kendi istemi dışında gerçekleşen böyle bir cinsel yönelime sahip olması ya da bu gibi kişileri tanımlayan sözcüklerin kullanılması ahlaksızlık olarak nitelendirilemeyeceği gibi, kanunlarımızda da yasaklanmamıştır. Hal böyle olunca derneğin adında ve tüzüğünde lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel sözcüklerinin kullanılmış olmasının hukuka ve ahlaka aykırılığından söz edilemez.
Davalı derneğin amaçlarının hukuka ve ahlaka aykırı olup olmadığı sorununa gelince, ahlak kuralları yer ve zamana ve özellikle toplumu oluşturan kişilere göre değişebilen subjektif kurallardır. Derneğin amaçlarının ahlaka aykırı olduğundan söz edilebilmesi için; derneğin toplumun geneli tarafından kabul edilen yerleşmiş ahlak kurallarına aykırı amaçlarla kurulduğunun belirlenmesi, amacı gerçekleştirmek üzere yapılması öngörülen çalışmalarının da bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olması gerekir. Davalı derneğin tüzüğündeki amaçlarının açıklandığı 2 ve bu amaçların gerçekleştirilmesi için yapılacak çalışmaların açıklandığı 3. maddesi hükmü birlikte incelenip değerlendirildiğinde; derneğin amacının genel olarak lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişiler arasındaki birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi, bunların toplumun bir parçası olarak var olduklarının kanıtlanması, toplumda özgürlükçü bir ortamın oluşturulması, bu ortamda lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişilerin de kendilerini ifade edebilmelerinin sağlanması, bu kişiler hakkında toplumda oluşan yanlış bilgi ve kanaatlerin düzeltilmesi, toplum dışına itilmelerinin önlenmesi ve bu konudaki ayrımcılığa son verilerek toplumla bütünleşmelerinin sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Toplum genelinde ahlaksızlık olarak nitelenen olgu lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel olma ve bu sözcüklerin kullanılması değil, bu kişilerin yaşam tarzı ile diğer kişilerin lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelliğe özendirici ve teşvik edici davranışlara yönlendirmesidir. Anılan maddelerde hiçbir şekilde lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel yaşamı teşvik ve özendirmeden ve bu cinsel yönelimlerin yaygınlaştırılmasından söz edilmemektedir. Kanunlarımızda da lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişilerin aralarında örgütlenerek birlik ve dayanışmalarını sağlama amacıyla dernek kuramayacaklarına ilişkin, bir hüküm bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı derneğin amaçlarının hukuka ve ahlaka aykırı olduğundan da söz edilemez.
Davalı derneğin ileride tüzüğüne aykırı olarak lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüelliği özendirme, teşvik ve bu cinsel yönelimlerin yaygınlaştırması yönünde faaliyetlerde bulunması durumunda hakkında Dernekler Kanunu'nun az yukarıda açıklanan 30 ve 31. maddesi hükümlerinin uygulanabileceği ve feshinin istenebileceği kuşkusuzdur.
Karar: Hal böyle olunca mahkemece açıklanan bu olgular ve lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel kişilerinde dernek kurma özgürlüğüne sahip oldukları gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yasal düzenlemelerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz, davalı derneğin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 14,00 YTL temyiz harcının istek halinde davalı derneğe iadesine,
Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı dernek yararına taktir ve tespit olunan 550,00 YTL avukatlık parasının hazineden alınarak davalı derneğe verilmesine, 25.11.2208 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
BEYOĞLU
3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2007/190
KARAR NO : 2008/238
DAVA : DERNEK FESHİ
DAVA TARİHİ : 14.06.2007
KARAR TARİHİ : 29.05.2008
DAVA: Beyoğlu C. Başsavcılığının 2007/121938 soruşturma, 2007/3949 E, 2007/5 iddianame nolu Davanamesinde Beyoğlu, Büyükparmakkapı Sok., No: 20/4 adresinde LAMBDA İSTANBUL LEZBİYEN, GEY, BİSEKSÜEL, TRAVESTİ, TRANSSEKSÜEL KADIN VE ERKEKLER ARASI DAYANIŞMA DERNEĞİ (LAMBDAİSTANBUL LGBTT DAYANIŞMA DERNEĞİ) adı altında bir dernek kurulduğunu, İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünce, tüzüğün 1. maddesinde bulunan dernek ismi ve 2. maddesinde geçen amaç ile ilgili bölümlerin incelenmesinin İçişleri Bakanlığından istendiği, İçişleri Bakanlığı Dernek Dairesi Başkanlığının, İstanbul Valiliğine hitaben yazılan yazısında derneği ismi ve tüzüğün 2. maddesinde belirtilen amaçlarının Türk Medeni Kanunu’nun 56. maddesine ve Anayasa’nın 41. maddesine aykırılık teşkil ettiğinin bildirildiğini, İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün 09.06.2005 tarih ve 17626 sayılı yazıyı Dernek Yönetim Kurulu Başkanlığına gönderdiğini, gönderilen yazıda “Derneğin isminin ve tüzüğünün, 2. maddesinde belirtilen amaçlarının Türk Medeni Kanununun 56. maddesine ve Anayasanın 41. maddesine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle Anayasanın 33/3 maddesiyle Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 11/2 maddesinde belirtilen dernek kurma özgürlüğünün kısıtlanabileceği durumların kapsamına girdiği, ayrıca derneği adında geçen LAMBDA kelimesinin Türkçe karşılığının dernek isminde öncelikle belirtilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.” denilerek, tüzükteki eksiklerin 30 gün içinde giderilmesi, riayet edilmediği takdirde 4721 sayılı yasanın 60. maddesi gereği işlem yapılacağı hususunun tebliğ ettirildiğini, Dernek Yönetim Kurulu başkanının 13.06.2006 tarihli dilekçesiyle Dernek tüzüğünde kanuna muhalefet olmadığı ve herhangi bir değişiklik yapmayacaklarını bildirdiğini, bunun üzerine İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün 18.07.2006 tarih ve 21844 sayılı yazısı ile Başsavcılıklarına başvurarak dernek hakkında 4721 sayılı yasanın 60. maddesi gereğince işlem yapılmasının istendiğini, Başsavcılıklarınca 08.02.2007 tarih ve 2007/3935 esas sayılı karar ile dava açılmasının yer olmadığına karar verildiğini ancak bu karara karşı itiraz yoluna başvurulması sonucu söz konusu kararların İstanbul 5. Ağır ceza mahkemesi başkanlığının 30.05.2007 tarih ve 2007/556 D. İş sayılı kararıyla kaldırıldığını belirterek;
4721 sayılı Türk medeni kanununun 60, md gereği tüzükteki kanuna aykırılık ve noksanlık giderilmediğinden ve giderilmesi gerekmediğine dernek yönetim kurulu tarafından karar verildiğinden 4721 sayılı medeni kanunun 60/2 md. gereğince davalı derneğin feshine karar verilmesi talep olunmuştur.
CEVAP: davalı derneğe ve dernek yetkililerine usulüne uygun olarak davaname tebliğ edilmiş olup, vekilleri aracılığı ile verilen cevap dilekçesinde, müvekkilleri derneğin LAMBDA kelimesini açıklayarak dernek müdürlüğüne bildirdiklerini, asıl fesih talebinin dernek tüzüğünün 2, md belirtilen dernek amaçlarının hukuka ve ahlaka aykırılık iddiası olduğunu, gerek idari yazışmada gerekse davanamede hukuka ve ahlaka aykırılığın ne olduğunun belirtilmediğini, açılan davanın örgütlenme özgürlüğüne, eşitlik ilkesine, azınlık haklarına, ifade özgürlüğüne, özel hayatın dokunulmazlığı hakkına aykırı olduğunu, dernek adında belirtilen LEZBİYEN, GEY, BİSEKSÜEL, TRAVESTİ, TRANSSEKSÜEL kavramlarının cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini ifade eden evrensel kavram olduklarını A.İ.H.S. md 11/2 fıkrası gereğince örgütlenme özgürlüğüne müdahale edilebilmesi için, müdahalenin kanunla öngörülmesi maddede sayılan amaçlardan birine dayanılarak yapılması ve demokratik toplum gereklerine uyulması gerektiği, aynı sözleşmenin 14, mdnin ayrımcılık yasağı içerdiğini, medeni ve siyasi haklara ilişkin Uluslararası sözleşmenin 22. maddesi hükmünde de örgütlenme hakkının düzenlendiğini, 5253 sayılı Dernekler Kanununun genel gerekçesinde belirtildiği üzere, yasanın, A.İ.H.S. , A.İ.H.M. kararları, taraf olunan Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmeleri, Avrupa Birliği Komisyonu raporları dikkate alınarak hazırlandığını, İl Dernekler Müdürlüğünün Dernekler Kanununun 31. maddesine aykırı bulduğu Dernek adında geçen Lambda kelimesinin Yunanca (L) harfi olduğunu, New York Gey Aktivist Birliği tarafından 1970 yılında gey özgürleşmesinin simgesi olarak tasarlandığını, bu simgenin LGBTT hakları savunuculuğunu yapan müvekkilleri dernek tarafından da kullanılmakta olduğunu, Gey teriminin; aynı cinsten insanların birbirlerine karşı duygusal, eortik, cinsel yönelimleriyle yarattıkları hayat tarzını tanımlamak için eşcinsel bireyler tarafından ortaya konduğunu, bu kelimenin Türkçe’ye İngilizce’den alınmasının, 1980’lere rastlandığını, Lezbiyen teriminin; Eşcinsel kadın şair Sappho’nun yaşadığı Lesbos (Midilli) adasının isminden türetildiğin, duygusal, cinsel, erotik yönelimleri kendi cinsinden bireylere karşı olan kadınları tanımlamak için kullanıldığını, Transseksüel teriminin; hem erkek hem kadınlar için geçerli olup, kişinin iç dünyasında kendisini karşı cinsten biri gibi görmesi, hissetmesi olduğunu, Travesti teriminin; dış görünüş ve davranışlarıyla karşı cinse ait olma isteğini hisseden hem erkek hem kadın için geçerli bir kavram olduğunu belirterek;
Dernek tüzüğünün 2. maddesinde, derneğin amacı ve çalışma alanları olarak gösterilen ve 23 maddeden oluşan kavramlarda ahlak dışı olarak tanımlanabilecek bir husus bulunmadığından hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, Davalı derneğin Dernekler Kanunu 17. maddesi delaletiyle M.K.nun 60/2’nin uyarınca feshi talebidir.
Davaname ekinde davalı dernek tüzüğü, idari yazışmalar, C. Savcılığı soruşturma evrakları sunulmuş olup, İstanbul İl Dernekler Müdürlüğünden davalı dernekle yapılan tüm yazışma örnekleri celp olunmuş, dava konusu ihtilaf hakimin hukuk bilgisi dahilinde çözümlenebilecek hususlardan ise de, Yargıtay denetimine imkan sağlamak açısından dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 14.04.2008 tarihli bilirkişi raporu dosyaya alınmıştır.
Davalı dernek vekili dosyaya sunduğu 18.07.2007 havale tarihli cevap dilekçesinin birinci sayfasının (B) bendinde “müvekkil dernek Lambda kelimesini açıklayan tüzük değişikliğini yapmış ve Dernekler Müdürlüğüne bildirmiştir. Mahkememiz dosyasına sunulan tüzük örneği bu değişikliği ihtiva etmeyen eski halidir.” Açıklamasında bulunmuş ise de davalı dernek vekilinin 29.05.2008 tarihli celse zaptına geçen imzalı beyanıyla, Dernekler müdürlüğüne verdikleri tüzüğün dosyadaki tüzükten farklı bir tüzük olmadığı derneğin amaçlarına ilişkin hiçbir değişikliğin de sunulmadığının beyan edildiği tespit olunmuştur.
Medeni Kanun 47/2 maddesi, amacı hukuka ve ahlaka aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel kişilik kazanamaz hükmünü, medeni kanun 59/1 ve Dernekler Yön. 5/2 maddeleri; Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülki amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar, hükmünü ihtiva ettikleri, Medeni Kanunun 60. maddesi ise, verilen belgelerin en büyük mülki amir tarafından incelenip kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukuki durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiği takdirde bunların giderilmesi veya tamamlanmasının kuruculardan isteneceğini, bu istemin tebliğinden itibaren 30 gün içinde belirtilen noksanlık tamamlanmazsa en büyük mülki amirin yetkili Asliye Hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açılması C. Savcılığına bildireceği yönünde düzenleme getirmektedir. Bu hükümler nazara alındığında, Derneklerde tüzükte belirtilmiş olan amacın hukuka ve ahlaka aykırı olması halinde dahi fesih davasını açılmasının gerekip gerekmediği ve tüzel kişiliğin ancak bu dava ile mi sona ereceği tartışılabilir ise de, Dernekler Kanunu 30/b. Bendinde ayrım yapılmadan Anayasa ve Kanunla açıkça yasaklanan amaçları veya konusu suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş derneğin feshine karar verilmesini kabul ettiğinden M.K.nun 47. maddesinde belirtilen tüzel kişiliğin hiç kazanılmamış olduğu olgusu üzerinde durulmamıştır.
Bilirkişi 14.04.2008 tarihli raporunda Davanamedeki talebe dayanarak gösterilen olgular dikkate alındığında, derneğin feshi talebinin iki hukuki gerekçeye dayandığının görüldüğünü, bunlardan ilkinin derneğin isminde yer alan “Lambda” kelimesinin Türkçe karşılığına dernek isminde yer verilmesi, ikincisinin ise derneğin amacının hukuka ve ahlaka aykırılığı iddiası olduğunu, Dernek adında yer alan “Lambda” kelimesinin Türkçe karşılığına yer verilmemesinin M.K.nun 60/2 maddesine aykırılık teşkil etmediğini, zira Dernekler kanununun 31. maddesinin, Derneklerin defterlerinde, kayıtlarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi kurumlarıyla yazışmalarında Türkçe kullanma zorunluluğunu öngördüğünü, söz konusu zorunluluğunun dernek isminde, Türkçe olmayan kelime veya kelimelerin bulunmasını yasaklamadığını, dernek ismi bakımından sınırlamanın Dernekler kanunu 28. maddede yer aldığını, inceleme konusunu teşkil eden dernek isminin 28. madde hükmüne aykırılık teşkil etmesinin söz konusu olmadığını, dolayısıyla anılan hususun düzeltilmemesinin derneğin M.K. 60/2 maddesi hükmü uyarınca derneği feshine dayanak teşkil etmeyeceğini, Derneğin amacının hukuka olmasının, amacın emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine ve kişilik aykırı olması halini ifade ettiğini, amacın ahlaka aykırılığının ise toplumda yerleşmiş ahlak kurallarına diğer bir ifadeyle genel ahlaka (adaba) aykırı olması hali olduğunu, bu konuda değerlendirme yapılırken derneğin ana statüsünü teşkil eden tüzüğün tüm hükümlerinin, özellikle amacını gerçekleştirilmesi için tüzükte belirtilen çalışma biçimleri ve faaliyet konularını da dikkate almak gerektiğini, bu esaslara göre derneği tüzüğünün 2. maddesinde yer alan derneğin amacı ve dernek tüzüğünün 3. maddesinde yer alan derneği çalışmalarına ilişkin düzenlemelerin dernek üyelerinin toplumsal, sosyal ve ekonomik alanlarda yardımlaşma ve dayanışma içinde bulunmalarının teminine yönelik olduğunun, dolayısıyla dosya içeriği itibarıyla derneğin feshi talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı sonucuna vardığını rapor etmiştir.
Ulusal Hukuk düzenlemeleri incelendiğinde; Anayasa 10. Md. “Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Dernek organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 12. Md.; “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” 13 md; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” 20. Md; “Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 33. Md; “herkes önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek kurma hürriyeti ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.” 41. Md; “aile Türk toplumunun temelidir. Ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” Anayasa 58. Md; “Devlet İstiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” 90/son md.; “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda Milletlerarası Andlaşma hükümleri esas alınır.” hükümlerini içerdiği,
Uluslararası Hukuk düzenlemeleri incelendiğinde; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi md; 1-“Her insan özgür; onur ve haklar bakımından eşit doğar, Akıl ve vicdanla donatışmış olup birbirine karşı kardeşlik anlayışıyla davranır.” Md; 2- “Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş ya da benzeri başka bir statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bu bildiride öne sürülen tüm hak ve özgürlüklere sahiptir.” Md; 7- “Herkes yasa önünde eşittir. Ve herkesin ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır. Herkes bu bildiriye aykırı herhangi bir ayrımcılığa ve ayrımcılık kışkırtıcılığına karşı eşit korunma hakkına sahiptir.” Md; 8- Herkesin Anayasa ya da yasa ile tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.” Md; 16/3-“Aile, toplumun doğal ve temel birimidir ve toplum ve devlet tarafından korunur.” Md;20/1- “Herkes barışçıl toplanma, dernek kurma hakkına sahiptir.” Md;26/3-“Ana-babalar çocuklarına verilecek eğitimi seçmede öncelikli hak sahibidir.” Md;29-“Herkesin bildirgede ileri sürülen hak ve özgürlüklerin tam olarak gerçekleşeceği bir toplumsal ve uluslararası düzene hakkı vardır. Herkes, hak ve özgürlüklerini kullanırken ancak başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ve demokratik bir toplumda genel ahlak ve kamu düzeni ile gönenç ve gereklerinin karşılanması amacıyla yasa ile belirlenmiş sınırlamalara bağlı olabilir. Bu hak ve özgürlükler, hiçbir koşulda birleşmiş Milletlerin amaç ve ilkelerine aykırı olarak kullanılamaz.” hükümlerini içerdiği,
Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin sözleşme incelendiğinde; Md; 2/1-“Bu sözleşmeye taraf her devlet kendi ülkesinde yaşayan ve yetkisi altında bulunan bütün bireylerin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka fikir, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da başka bir statü bakılmadan hiçbir ayrım gözetilmeksizin bu sözleşmede tanınan hakları sağlamak ve bu haklara saygı göstermekle yükümlüdür.” Md.3-“bu sözleşmeye taraf devletler, bu sözleşmede yer alan bütün medeni ve siyasal haklardan erkeklerle kadınların eşit yararlanmasını güvence altına almakla yükümlüdürler.” Md;22/1-2 “Herkesin, kendi çıkarlarını korumak için sendikalar kurmak ya da bunlara girmek hakkı da dahil olmak üzere, başkalarıyla bir araya gelip dernek kurma hakkı vardır. Bu hakkın kurulmasına yasalar uygun olarak konulmuş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik ya da kamu güvenliği, kamu düzeni bakımından ve kamu sağlığının, genel ahlakın korunması ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması bakımından gerekli olan sınırlamalardan başka sınırlama getirilemez” md. 23/1- “Aile toplumun doğal ve temel birimidir ve toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahiptir.” Md;24- “Her çocuk ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet ya da doğum bakımından hiçbir ayrım gözetmeksizin, reşit olmayan kişi statüsünün gerektirdiği korunma tedbirlerinin ailesi, toplumu ya da devleti tarafından alınması hakkına sahiptir.”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi incelendiğinde: md;8-“Herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesini müdahalesi; ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak Ulusal güvenliğin, kamu emniyetini koruması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçları ile ve ancak yasayla sınırlanabilir.”
A.İ.H.M nin uygulamaları nazara alındığında; A.İ.H.M nin, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 8. maddesinin 2. Fıkrası ile ilgili bölümde bazı şartlarda takdir hakkı tanıdığı, takdir hakkının kapsamının bağlama göre değiştiği ancak, çocukların korunması gibi konularda söz konusu payın özellikle geniş tutulduğu görülmektedir.
Örneğin; Toplum ahlakının korunması ile ilgili çocuklara yönelik müstehcen yayınların tartışma konusu yapıldığı Handyside-Birleşik krallık davasında (7.12.1976 tarihli) Taraf devletlerin iç hukukuna göre Avrupa çapında tek bir ahlak kavramı oluşturmanın mümkün olmadığına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca şunları belirtmiştir. “Ahlakın gerekleri konusunda ilgili kanunların benimsediği görüşler, özellikle bu konudaki görüşlerin hızla ve kapsamlı bir biçimde değiştiği günümüzde zamana ve mekâna göre değişkenlik göstermektedir.”
A.İ.H.M nin İngiltere’ye karşı 22.04.1997 tarihli X, Y ve Z kararının Transseksüellerin durumu ile ilgili olduğu, operasyonla Erkek olan başvurucunun, bir bağışçının spermleriyle yapay döllenme sonucu birlikte yaşadığı kadından olan çocuğun babası ve annesi olarak kaydedilmeleri için nüfus memurluğuna başvurdukları ve X.in Z.nin babası olarak kaydedilmesi talebinin yalnızca biyolojik babanın kaydedilebileceği gerekçesiyle reddedildiği, A.İ.H.M ye göre, transseksüellikle bağlantılı karmaşık sorunlar ve sözleşmeye taraf devletlerdeki farklı hukuksal durumlar nedeniyle, A.İ.H.S. m.8 den, biyolojik açıdan babası olmayan bir kişinin o çocuğun hukuken babası olarak tanınması yönünden taraf devletlerin bir yükümlülüğü olduğu sonucu çıkarılamaz. Bu nedene M.8 in ihlali söz konusu değildir.
A.İ.H.M nin, Avrupa insan hakları sözleşmesinin 11. maddesi (toplanma ve örgütlenme özgürlüğü) ile ilgili olarak verdiği Sigurjonsan kararında; “Dernek kurma özgürlüğü, birden fazla kişinin belirli bir amaç için bir araya gelmesini ifade etmektedir. Söz konusu düzenlemeden, taraf devletlerin hukuk düzenlerinde bir araya gelmeye olanak sağlayıcı düzenlemelere yer vermesi yükümlülüğü ortaya çıkmakta ise de; hangi koşullar altında tüzel kişiliğin kurulabileceği her taraf devletin iç hukukuna giren bir konudur. Dernek ve sendika kurma ve üye olma özgürlüğü, aynı zamanda dernek ve sendika kurmaya veya üye olmaya zorlanmama özgürlüğünü de içerir.” (Yararlanılan eser: A.İ.H.S: ve uygulanması, Prof. Dr. Durmuş Tezcan)
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında davaya konu derneğin amacının hukuka veya ahlaka aykırı olup olmadığı hususu ele alındığında;
Toplumsal yaşam bir düzeni gerektirir. Bütün varlığı, çevresini egemenliği altına almaya yönelik duygu ve düşüncelerle yüklü olan insan, bizzat kendisini de kendi egemenliği altına alarak benzerleri ile ilişkilerini de bilinçli bir planlamaya sokmak zorunda kalmıştır. Nitekim ilkel dönemlerde bile toplumsal düzeni sağlamaya yönelik kurallar ve kaidelerin ortaya konulduğu anlaşılmakta olup toplumsal barışı sağlamaya yönelik olarak konulan bu kuralların en önemlilerinden biri de hukuk kurallarıdır. Gerçekten hukuk; din, ahlak ve örf gibi diğer sosyal kuralların yanı sıra toplumda düzeni sağlar ve insanların birlikte yaşama iradelerini pekiştirir. Hukuk; niteliği gereği insanların birbirleriyle olan ilişki ve davranışlarında tipik olanı düzenler, insan davranışlarının bireysel özelliklerinden doğan değişik görünümlerini, bireylerin belli yaşam durumlarında yerine getirecekleri ve ancak somut vicdani kararlarıyla belirlenecek davranış biçimlerini soyut-kavramsal normların içine alamaz.
Buradan bireyler için özgürce davranabilecekleri bir davranış alanı çıkar ki, bu alan hukukun koruyuculuğu altında bulunduğu için, böylece bireyler ahlaka uygun kararlar alıp gerçekleştirmek olanağına kavuşurlar. Hukuka uygun davranış aslında ahlakında bir sitemidir.
Genel ahlak kuralları, insanlığın varoluşundan bu yana her toplumda kendine özgü bir şekilde ve içinde bulunulan zamanın koşullarının ortaya koyduğu, değişken arz edebilen, tıpkı hukuk kuralları, din kuralları ve görgü kuralları gibi insanlar arası ilişkileri düzenleyen, bireylerin öznel ahlak anlayışlarının üzerinde ve toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından tasdik edilmiş ve benimsenmiş olan, yazılı olmayan ancak nesilden nesile aktarılarak oluşturulmuş kurallardır.
Davalı derneğin kurulmasının toplumumuzun genel ahlakına aykırı olup olmaması hususunda somut olaya uygulanabilecek istatistiki bir ölçek ve yüzde bulunmasa da, toplumumuzda Ataerkil aile yapısının güçlü bir şekilde mevcut olması, Aile mefhumuna atfedilen kutsiyet, akraba bağları, din ve görgü kuralları, söz konusu farklı cinsel yönelim sahibi erkek ve kadınların azlığı ve bu tür taleplerin dillendirilmeye başlanması olgusunun çok kısa bir döneme tekabül etmesi ve hatta ülkemizin kırsal kesiminden ziyade sadece metropol şehirlerde ortaya çıkmış bulunması hususları hep bir arada değerlendirildiğinde, toplumun aşağı yukarı tamamına yakın bir kesimi tarafından tasvip edilmeyen, ahlaka ve edebe aykırılık olarak kabul edilen ve nitelendirilen bir yapı arz ettiği söylenebilir.
Ulusal yasal düzenlemelerimizde, başta Anayasamız olmak üzere Erkek ve Kadın cinsiyeti dışında farklı bir cinse yer verilmediği, M.K. muzun 40. maddesinde yer alan cinsiyet değişikliğine dair maddenin transseksüel yapıda olup, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olması ve üreme yeteneğinden sürekli yoksun bulunulduğunun resmi sağlık raporuyla belgelenmesi ve verilen izne bağlı olarak cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması halinde nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına amir bir hüküm olduğu, bunun dışında kalan farklı cinsel yönelim sahibi kişilerle ilgili herhangi bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Uluslararası yasal düzenlemeler dikkate alındığında, toplum ahlakının korunması, çocuklara yönelik cinsel istismar başta olmak üzere transseksüellikle bağlantılı karmaşık sorunlarda ve hatta dernek kurma özgürlüğü konusunda sözleşmeye taraf üye ülkelerin farklı hukuksal uygulamalar dikkate alınarak her taraf devletin iç hukukunu ilgilendiren bir konu olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay bilirkişi raporu ile birlikte ele alındığında;
Bilirkişi raporunda, davalı derneğin adında yer alan “Lambda” kelimesinin Türkçe karşılığına yer verilmemesinin M. K. nun md. 60 / f.2 kapsamında hukuka aykırılık teşkil etmemekte olduğunu, Dernekler Kanunu’nun 31. maddesinde derneklerin defterlerinde, kayıtlarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi kurumlarıyla yazışmalarında Türkçe kullanma zorunluluğu öngörüyorsa da, söz konusu zorunluluğun dernek isminde Türkçe olmayan kelime veya kelimelerin bulunmasını yasaklamadığını, dernek ismi bakımından sınırlamanın Dernekler Kanunu’nun 28. maddesinde yer aldığını, inceleme konusunu teşkil eden dernek ismini Dernekler Kanunu madde 28 hükmüne aykırılık teşkil etmesinin de söz konusu olmadığını belirtmiştir.
Dernekler Kanunu’nun 31. maddesi incelendiğinde, “kayıt ve yazışma dili” başlığı altında “dernekler, defterlerinde ve kayıtlarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi kurumlarıyla yazışmalarında Türkçe kullanırlar.” şeklinde düzenlendiği ve bu haliyle de dernek adının Türkçe olması zorunluluğunun bulunduğu, zira söz konusu düzenlemenin dernek adını da ihtiva eder şekilde düzenlendiği (dernek adının Türkçe karşılığının dernek isminde bildirilmesi gerektiği) anlaşılmakla bilirkişi görüşüne mahkememizce iştirak olunmamıştır.
Bilirkişi raporunda, dernek tüzüğünün 2. ve 3. maddesinde yer alan, derneğin amacı ve çalışmalarına ilişkin düzenlemelerin bir bütün olarak dikkate alınması halinde dernek üyelerinin toplumsal, sosyal, ekonomik alanlarda yardımlaşma ve dayanışma içinde olma amacını taşıdıkları rapor edilmiş ise de, dernek tüzüğünün 2. maddesinde derneğin amacı başlığı adı altında23 ayrı madde halinde sıralanan amaçları ile bu amaçların hayata geçirilmesini temin için tüzüğün 3. maddesinde 16 ayrı madde olarak açıklanan dernek çalışlmaları hep birlikte incelendiğinde, raporda belirtildiği gibi dernek üyelerinin toplumsal sosyal, ekonomik alanlarda yardımlaşma ve dayanışma içinde bulunmalarını temin edecek maddelerin yanı sıra, bu amaçlarını aşar şekilde maddelere de yer verildiği gözlemlenmiştir.
Şöyle ki, Anayasamızın 10. maddesi, herkesin kanun önünde eşit olduğu, kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamayacağı hükmünü amir olup davalı dernek mensuplarının da kadın ve erkek sıfatlarıyla bu hükme tabi oldukları, Anayasal düzenlemede kadın ve erkek cinsiyetinin yanı sıra farklı bir cinsiyet tanımı bulunmadığına göre sadece cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gözetilerek oluşturulacak örgütlenmenin söz konusu maddenin özüne ve ruhuna ve amaçladığı eşitlik kuralına aykırılık teşkil edeceği,
Deneğin amaçları bölümünün hemen hemen tüm bentlerinde davalı dernek mensuplarının kendi cinsel eğilimlerinin tüm toplum katmanlarında eğitici programlar organizasyonu suretiyle teşviki ve propagandasının yapılmasının ön plana alındığı gözlemlenmekle, söz konusu bu çalışmaların yasal ve Anayasal yapıya aykırı olarak azınlığın çoğunluğa tahakkümü sonucu doğuracak şekilde ve anayasamızın 41.maddesinde belirtilen Ail eve çocukların, Anayasamızın 58. maddesinde belirtilen gençlerin hak ve özgürlüklerini tehlikeye girmesine neden olunacağı,
Anayasamızın 42/3 maddesinde, eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve İnkılapları doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz” hükmü nazara alınmadan, derneği amaçları bölümünün (a), (d), (L) bentlerinde konu ve içerik belirtilmeden eğitici faaliyetlerden söz edildiği, derneğin çalışmaları bölümünün (e) bendinde yine konu ve kapsam belirtilmeden her düzeyde eğitim ve öğretim kurumu, dershane, kurs açılacağından söz edildiği görülmüş olmakla, derneklerin her konuda ve her düzeyde eğitim ve öğretim kurumu, dershane ve kurs açmak taleplerinin yasal ve Anayasal dayanağının mevcut olmadığı, sadece dernekler kanununun 26. maddesinde belirtildiği üzere, eğitim ve öğretim faaliyetleri için yurt, pansiyon açabilecekleri, bununda bağlı bulunan mülki amirin iznine tabi olduğunun göz ardı edildiği tespit olunmuştur.
Sonuç olarak; tüm dosya muhtevası nazara alındığında, davalı derneği adında yer alan “Lambda” kelimesinin Türkçe karşılığının dernek isminde öncelikle belirtilmemiş olması, ayrıca davalı dernek tüzüğünün 2. maddesinde belirtilen amaçlar ve bu amaçların uygulanmasına yönelik dernek tüzüğünün 3. maddesinde belirtilen çalışmalar bölümlerinde geçen ve yukarıda belirtilen “hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamaz” hükmüne ve T.C. anayasasının 41 maddesinde belirtilen “Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ve uygulamasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar” şeklindeki emredici hukuk kurallarına aykırılık teşkil ettiği dolasıyla T.C. Anayasasının 33/3 maddesi ile A.İ.H.S. nin 11/2 maddesinde belirtilen dernek kurma özgürlüğü kısıtlanabileceği “genel Ahlak ile başkalarının hürriyetlerinin korunması” durumlarının kapsamına girdiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, davalı derneğin dernekler kanununun 17.maddesi delaletiyle M.K. nun 60/2. maddesi gereğince feshine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davanın kabulüne, lambda İstanbul, Lezbiyen, Gey, Biseksüel, travesty, transeksüel kadın ve Erkekler arası dayanışma derneğinin 5253 sayılı dernekler kanununun 17. maddesi ve M.K. nun 60/2 maddesi gereğince FESHİNE
2.Kararın kesinleşmesinden sonra gereği yapılmak üzere bir suretinin C. Başsavcılığı kanalıyla İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğüne gönderilmesine,
3.Harç alınmasına yer olmadığına,
4.Yapılan 218.00 YTl mahkeme masrafının davalıdan tahsiline,
5.Davalı dernek ve yetkililerinin vekillerinin yüzüne karşı C.savcısı huzurunda kararı tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 29.05.2008 (¤¤)