(7201 S. K. m. 35) (2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava kaçak elektrik kullanmadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
HUMK. 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel hukuk kuralına göre, hakim tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanmasını göstermek üzere çıkartılan Tebligat Tüzüğü tamamen şekli ve emredici hükümler içerdiğinden, geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için tebligatın en ufak ayrıntısına kadar kanun ve tüzükte belirtilen yönteme uygun biçimde yapılması, tebligatın yöntemine uygun biçimde yapıldığının da belgelendirilmesi zorunludur. Tebligat Kanununun 35. maddesi hükmüne göre tebligat yapılabilmesinin ön koşulu, tebliğ yapılacak kişiye daha önce adresinde kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması, tebliğ yapılacak kişinin adresini değiştirmesine rağmen yeni adresini tebliği yaptırmış olan yargı organına bildirmemesi, yeni adresin tebliğ memurunca da tespit edilememiş olması gerekir. Aynı maddenin son fıkrası hükmüne göre daha önce tebligat yapılmamış olsa dahi, taraflar arasında yapılan ve imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine, esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslere de bu madde hükmüne göre tebligat yapılması mümkün bulunmaktadır.
Dosya içeriğinden tebliğ memurunca davalının adresinden ayrıldığının öğrenilmesi ve yeni adresinin de tespit edilememesi nedeniyle davalıya dava dilekçesi ve duruşma oturum gününün tebliğ edilemediği, mahkemece yaptırılan adres araştırması sonucunda zabıtaca da davalı adresinin belirlenememesi üzerine dava dilekçesi ve duruşma oturum gününün davalıya daha önce icra dosyasında tebligat yapılan adresinde Tebligat Kanununun 35. maddesi hükmüne göre tebliğ edildiği ve davanın esasına girilerek hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi hükmüne göre açılan itirazın iptali davaları genel hükümlere tabi bir dava türü olup, bu davalar icra tetkik mercii hakimliklerinde görülen itirazın kaldırılması davalarında olduğu gibi icra takibinin devamı niteliğinde ve takip hukukuna ilişkin bir dava türü değildir. Davalıya daha önce dava dosyasında usulünce yapılmış bir tebligat bulunmadığı gibi, tebligat çıkartılan adresi davalının mahkeme dosyasına bildirmesi de sözkonusu değildir. Davalıya icra dosyasında yapılan tebligat mahkeme dosyasında yapılan tebligat gibi de değerlendirilemez. Bu olgular dikkate alındığında dava dilekçesi ve duruşma oturum gününün Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliği usulsüzdür. Koşulları oluşmadan usulsüz olarak yapılan tebligatla taraf teşkili sağlanmış olmayacağından böyle bir tebligatla davanın esasına girilemez ve savunma hakkı kısıtlanarak hüküm verilemez.
O halde, mahkemece icra takip dosyası içinde bulunan vekaletnamedeki kimlik bilgilerinden yararlanılarak davalının tebligata elverişli en son adresi ilgili nüfus idaresinden, askerlik şubesi başkanlığından araştırılıp soruşturulmalı, yine vekaletnamede davalının telefon numarasının bulunduğu, telefon idaresinde ev adresinin de bulunabileceği, adres değişikliği üzerine telefonunu naklettirmiş olabileceği de düşünülerek ilgili telefon idaresinden davalının ev adresi ve nakil sözkonusu ise yeni adresi sorulmalı, ticaretle uğraştığı anlaşılan davalının yaptığı iş ile ilgili olarak ilgili vergi dairesinde, tacir ise ticaret odasında ve ticaret sicilinde, esnaf ise esnaf ve sanatkarlar sicilinde kaydı bulunması gerektiğinden davalının bu kurum ve kuruluşlara bildirdiği en son adresler araştırılmalı, Tebligat Kanununun 35. maddesinin son fıkrası hükmüne göre davalının kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine, esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerine de bu madde hükmüne göre tebligat çıkartılabileceği düşünülerek dava dilekçesi ve duruşma oturum günü tespit edilecek bu adreslerde davalıya usulünce tebliğ edilmeli, bu şekilde de davalının adresinin tespit edilememesi veya kanun ve tüzükte açıklanan diğer usullerden biriyle tebligat yapılmasına imkan bulunmadığının saptanması halinde son çare olarak ilanen tebligat yoluna başvurulmalı, taraf teşkili sağlandıktan sonra davalı duruşma oturumuna geldiğinde davaya karşı diyecekleri, varsa delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmadan usulsüz olarak yapılan tebligatla davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 04.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy