(1136 S. K. m. 164) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı taraf ile davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre davacı tarafın kendisi ve dava dışı paydaşları adına tesbit edilen 485 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu, eksikliğin dava konusu 485 ada 4 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını, ayrıca 485 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde, tesbit gününde var olan muhtesatın kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmediğini öne sürerek Karapınar Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazineyi hasım göstermek suretiyle dava açtığı dosya içerinden anlaşılmaktadır.
Kural olarak, kadastro davaları lehine tesbit yada kadastro komisyonuca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişiler arasında görülür.
Bir başka deyişle, kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür.
Hal böyle olunca somut olayda davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir davanın bulunmadığı dikkate alındığında hazineye yöneltilen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur.
Davaya konu yapıldığı anlaşılan 485 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ada ve parsel sayısı dava dilekçesinde doğru olarak gösterildiği ve az yukarıda vurgulanan olgular dikkate alındında husumetin Çamlıca Köyü Tüzel Kişiliğine yöneltildiğinin kabulü gerekir. Dilekçede yanılgı ile Karapınar Köyü Tüzel Kişiliğinin hasım gösterilmiş olması maddi yanılgıdan ibarettir. Bu nitelikteki maddi yanılgıların dava ekonomisi dikkate alındığında, her zaman düzeltilmesi yasal açıdan olanaklıdır.
Öte yandan davacı taraf kendisi ve dava dışı paydaşları adına tesbit edilen 485 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde muhtesat bulunduğunu öne sürmüş muhtesat tutanağı beyanlar hanesinde gösterilmesi içinde dava açmıştır.
Mahkemece bu konuda olumlu yada olumsuz bir hükümde kurulmamıştır. Kaldı ki, yargılamada hazinenin vekille temsil edildiği ve taşınmazlarda hazinenin tesbit maliki olmadığı, yada paydaş olmadığı dikkate alındığında az yukarıda vurgulandığı gibi hazineye yöneltilen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinin zorunlu olduğu hazinenin yargılamada vekille temsil edildiği gözüne alınarak hazine yararına hüküm yerinde avukatlık parasının takdir ve tesbiti de zorunludur.
Mahkemece bu olguların gözardı edilmesi isabetsizdir.
O halde iddia ve savunma doğrultusunda taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek az yukarıda vurgulanan maddi ve hukuksal olgularda gözüne alınarak işin esası hakkında sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Davacı taraf ile davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı taraftan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 03.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy