(1086 S. K. m. 230)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi ve gereği görüşüldü:
Davacı taraf dava dilekçesinde aidiyetlerinin tespitini istediği muhdesatların 928 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunduğunu belirtmiştir. Anılan taşınmazın tutanağı ve tapu kayıt örneği getirildiğinde dava dosyası ile açık bir deyişle taraflarla ilgisinin bulunmadığı mahkemece belirlenmiştir.
Davacı tarafın 12.02.2008 günlü oturuma gelmediği bir başka deyişle yargılamaya katılmadığı mazeret dilekçesi ibraz ettiği dilekçe ekinde de müteakip duruşma oturum gününün kendisine tebliği için gerekli tebliğ giderlerini kararda gösterilen gerekçelerle açık anlatımla 928 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt malikinin taraflarla ilgisinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Adli yargı yerleri temel işlev olarak uyuşmazlıklara çözüm üretmekle yükümlüdür. Adil yargının uyuşmazlıklara çözüm bulmak yerine onu daha karmaşık hale getirecek başka bir söylemle problem üretmeye ilişkin temel bir işlevi ve görevi bulunmamaktadır. Kaldı ki bu yanılgılar dava ekonomisine aykırıdır.
Davacı taraf aidiyetinin tespitini istediği muhdesatlarm 928 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunmadığını 938 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunduğunu dilekçesinde açıklamıştır.
Kural olarak yargılamada öne sürülmeyen nedenlerin temyiz aşamasında öne sürülemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki 928 parsel sayılı taşınmazın tutanak ve tapu kayıt örneği getirtilip mahkemece incelenmiş yanlarla ilgisinin bulunmadığı ispatlandığına bu konuda yargılamaya geldiğinde davacıdan bizar aksi takdirde doğru olarak taşınmazın parsel sayısını mahkemeye bildirmesi için ilgiliye meşruhatlı davetiye tebliği gerekir. Aksinin kabulü hukukun temel kurallarına usul hükümlerine özellikle usulün 230 ve onu izleyen maddeleri hükmüne aykırıdır.
Davacı tarafın mazeretinin kabulü ya da ademi kabulü hususunda mahkemece bir ara kararın oluşturulmadığına göre davacının temyiz nedeni olarak öne sürdüğü yanılgının ıslah dilekçesi verilmesine gerek kalmaksızın her zaman düzeltilmesi mümkün maddi yanılgılardan ibaret olduğu yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılıkla kabul edilmektedir.
Mahkemece yapılacak iş davacı tarafından dava konusu muhtasatlardan üzerinde bulunduğu taşınmazın varsa ada yoksa parsel sayısı davacıdan sorulup saptanmalı, anılan taşınmazın tespit tutanağı ile tapu kayıt örneği onaylı olarak getirtilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 10.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy