(1086 S. K. m. 43, 74)
Dava: Taraflar arasında görülen dava ve birleşen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafça istenilmiş olup, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Raportör üyenin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Asıl dava, niteliği ve içeriği itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın (ağaçların) zilyetliğinin tespiti, birleşen dava da kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen hüküm davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere ve usul hükümlerine uygun düşmemiştir.
Toplanan deliller ve dosya içeriğinden Birecik................Köyünde Fırat Nehri ile davacı Ali oğlu Mehmet'in de paydaşı olduğu 70 parsel sayılı taşınmaz arkasındaki tapulama harici bırakılan taşınmaz üzerinde davacı tarafından meydana getirilen ev ile dava ve birleşen davaya konu ağaçların bulunduğu, bölgedeki taşınmazların Karkamış Barajı göl alanında ve kamulaştırma sahası içinde kaldığı, DSİ Genel Müdürlüğü'nce 70 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırıldığı, 07.05.1996 günlü kıymet takdir raporunda taşınmaz üzerinde bulunan 6-8 yaşları arasındaki 5 adet, 2-4 yaşlarındaki 1 adet dut ağaçları ile birlikte bedel takdir edildiği ve takdir edilen bedelden davacı hissesine düşen 24.215.000. TL bedelinin ödendiği, davacının 23.01.1997 tarihinde tapuda ferağ verdiği daha sonra mülkiyeti Hazine'ye ait 70 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 1 ev ve 110 muhtelif ağacının bulunduğunu öne sürerek Birecik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/40 D. iş dosyasında delil tespiti yaptırdığı, 24.03.1999 tarihinde yapılan tespit sonucu fen bilirkişi ihsan tarafından düzenlenen haritalı raporda tespiti istenen yerin batısı Fırat Nehri, kuzey, doğu ve güneyi tapulama harici taşınmazla çevrili, içinde 1 ev ve ağaçlar bulunan tapulama harici yer olduğunun açıklandığı, ölçeksiz haritada tespiti yapılan taşınmazın gösterildiği, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise taşınmaz üzerinde 2-3 yaşlarında 15 kayısı, 3-4 yaşlarında 25 kayısı, 5-6 yaşlarında 35 kayısı, 7-8 yaşlarında 5 kayısı, 17 yaşında 2 dut, 9 yaşında 2 dut, 4-5 yaşlarında 7 ceviz, 2-3 yaşlarında 5 kiraz, 3-4 yaşlarında 10 kiraz olmak üzere toplam 131 ağaç bulunduğunun belirtildiği, raporların tebliği üzerine davalı DSİ Genel Müdürlüğü'nce yaptırılan tespitin yetersizliğine değinilerek davacıya ait evin ve yine davacı tarafından meydana getirilmiş ağaçların belirlenmesi için 14.05.1999 tarihinde davacının yokluğunda Birecik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/70 D. îş dosyasında delil tespiti yaptırdığı, 24.05.1999 tarihinde yapılan tespit sonucu fen bilirkişi Nihat tarafından düzenlenen haritalı raporda tespit istenen yerin kısmen 70 parsel, kısmen de tespit harici yerde kaldığının açıklandığı, batısında Fırat Nehri, içinde 2 adet yapı bulunan tespit istenilen taşınmazın 1/5000 ölçekli haritada gösterildiği; ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise taşınmaz üzerinde 20 yaşında 65 kayısı, 10 yaşında 35 kayısı, 8 yaşında 15 kayısı, 40 yaşında 3 dut, 4 yaşında 7 ceviz olmak üzere toplam 125 ağaç bulunduğunun belirtildiği, barajın su tutmaya başlaması ile taşınmazın 19.11.1999 tarihide su altında kaldığı, bu aşamadan sonra davacı tarafın 2002/604 esas sayılı dosyada birleşen ilk davayı açarak 1999/70 D. İş sayılı dosyada tespiti yapılan 70 parsel üzerinde müvekkilinin ağaçlarının bulunduğunu, ağaçlarının baraj suları altında kaldığını, açıklayarak kamulaştırmasız el koyma nedeniyle 12.000.000.000. TL bedelin el atma tarihinden işleyecek faizi ile birlikte tahsilini istediği, fazla hakkı saklı tuttuğu, daha sonra 03.06.2003 tarihli dilekçesi ile tespiti yapılan ağaçların 70 parselin batısında kalan tapulama harici yerde olduğunu, bu nedenle davalarının tapulama harici taşınmaz üzerinde bulunan ve niteliği, sayısı 1999/70 D. İş sayılı dosyada açıklanan ağaçlar yönünden sürdürülmesini isteyerek davasını ıslah ettiği, bu davanın yargılaması sırasında yapılan keşifte mahkemece 1999/70 D. İş sayılı dosyada bilgisine başvurulan Nihat'ın fen bilirkişi olarak görevlendirildiği adı geçenin önceki dosyadakine benzer raporlu harita düzenlediği, uzman ziraat mühendisi bilirkişi Neşet tarafından düzenlenen raporda ise 2002 yılı birim fiyatları esas alınarak ve 1999/70 D. İş sayılı dosyada tespiti yapılan 125 adet ağaca 70 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle düzenlenen kıymet takdir raporunda belirtilen 6-8 yaşlarındaki 5 adet ve 2-4 yaşlarındaki 1 adet dut ağaçları da eklenerek toplam 131 adet kayısı, dut ve ceviz ağacı için 24.296.000.000. TL bedel takdir edildiği, bu bedelden % 3 enkaz bedeli düşülerek kalan 23.567.120.000. TL'nin kamulaştırma bedeli olduğunun açıklandığı, yargılama sırasında ve 15.06.2004 günlü duruşma oturumunda mahkemece zilyetlik tespitine ilişkin dava açmak üzere süre verilmesi üzerine davacı tarafın 27.12.2004 tarihinde Hazine'yi hasım göstererek asıl davayı açtığı yine 1999/70 D. İş dosyasında tespit yapılan kısmen 70 parsel ve kısmen de tapulama harici kalan yerde kalan taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların zilyetliğinin müvekkiline ait olduğunun tespitini istediği, daha sonra verilen dilekçe ile DSİ Genel Müdürlüğü'nün davaya dahil edildiği, bu arada önce açılan 2002/604 Esas sayılı dosyada 04.10.2005 tarihinde birleştirme kararı verilerek dosyanın asıl dosya içine gönderildiği, 24.03.2006 tarihinde yeniden keşif yapıldığı, uzman ziraat mühendisi bilirkişi Mesut tarafından düzenlenen raporda 2005-2006 yılları için uygulanmak üzere Birecik İlçe Tarım Müdürlüğü'nce hazırlanan, yaşlarına göre meyve ağacı değerlerini gösteren listedeki değerler esas alınarak birleşen dosyadaki bilirkişi raporunda belirtilen toplam 131 ağaç için 24.462,50. YTL bedel takdir edildikten sonra bu bedelden % 30 enkaz bedeli düşülmek suretiyle ağaçların toplam değerinin 17.123,75.YTL olduğunun açıklandığı, davacı vekilinin raporu kabul ettiği, mahkemece birleşen dosya daha önce verilen bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Dosya içeriğindeki bu bilgilerden davacı tarafın tespit yaptırdığı yerle, davalı tarafın tespit yaptırdığı yerlerin tam olarak aynı yer olmadığı, kısmen birbirini kapsadığı, gerek asıl ve gerekse birleşen davanın davalı tarafından yaptırılan 1999/70 D. İş sayılı tespit dosyasına verilen ziraatçı bilirkişi raporu dayanak yapılarak ve bu raporda yaş ve sayıları belirtilen toplam 125 adet kayısı, dut ve ceviz ağacı için açıldığı kuşkusuzdur.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre birleştirilmiş olsa dahi, asıl ve birleşen davalardan her biri bağımsızlığını korur. Bu olgunun sonucu olarak davaların birleştirilmesi durumunda mahkemece asıl ve birleşen davaların her birinin tarafları, niteliği ve dava tarihi karar başlığında ayrı ayrı gösterilerek hüküm yerinde de asıl ve birleşen davalardan her biri yönünden ayrı ayrı olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekir. Bunun yanında tespit davalarının dinlenebilmesi için de davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun belirlenmesi zorunludur. Hukuki yarar kamu düzenine ilişkin, olumlu dava koşulu olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınır.
HUMK'nun 74. maddesi hükmüne göre de, mahkeme tarafların iddia ve savunmaları ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır.
Somut olaya gelince, az yukarıda açıklanan hukuksal olgu gözetilerek birleştirilmiş olmalarına rağmen bağımsızlıklarını koruyan asıl ve birleşen dava yönünden ayrı, ayrı hüküm verilmesi gerekirken bu olgu göz ardı edilerek tek bir dava açılmış gibi tek bir hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi, gerek asıl dava ve gerekse birleşen dava 1999/70 D. İş sayılı tespit dosyasındaki ziraatçı bilirkişi raporunda belirtilen toplam 125 adet kayısı, dut ve ceviz ağacına yönelik olarak açıldığı, birleşen davada bu ağaçlara kamulaştırmasız el atılması nedeniyle 12.000.000.000. TL bedelin tahsilinin, asıl davada ise aynı ağaçların davacı tarafın zilyetliğinde olduğunun tespitinin istenildiği, davacının ağaçların üzerinde bulunduğu tapulama harici yerin aynına ilişkin bir davasının bulunmadığı, önce açılan birleşen davada davanın kabulü ve bedele hükmedilebilmesi öncelikle ağaçların davacı tarafından dikilip yetiştirildiğinin ve zilyet olduğunun belirlenmesinin gerekeceği bu belirlemenin ise bedel davasına bakan mahkemece yapılmasının zorunlu olduğu, görülmekte olan bir davada incelenip değerlendirilmesi gereken bir olgunun tespiti istemiyle ayrıca dava açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemeyeceği gözetildiğinde tespit istemiyle açılan asıl davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi dahi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de birleşen bedel davasında alacağın el atma tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili istenilmesine ve mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesine el atma tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için faiz istemi yerinde görülmemesine göre birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davanın da kabulüne karar verilmesi, kıymet takdir raporunda belirtilen 6-8 yaşlarındaki 5 adet ve 2-4 yaşlarındaki 1 adet dut ağacının asıl ve birleşen davaya konu tapulama harici taşınmaz üzerinde olmadığı, kamulaştırılan 70 parsel sayılı taşınmaz üzerinde olduğu ve kamulaştırma bedellerinin de ödendiği, 1999/70 D. İş sayılı tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda söz edilmeyen bu ağaçların asıl ve birleşen davaya konu olmadığı göz ardı edilerek bu ağaçlar için de bedel hesaplanan, 6-8 yaşlarındaki 5 adet kayısı ağacı yönünden hesaplama yaparken toplama hatası ile fazla bedel hesaplanan tapulama harici yerdeki ağaçlar nedeniyle % 30 yerine % 3 enkaz bedeli indirimi yapılarak sonuçta fazla bedel içeren yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilmesi, birleşen davada fazla hak saklı tutularak 12.000.000.000. TL (12.000,00. YTL) bedelin tahsili istendiği halde az yukarıda açıklanan taleple bağlılık kuralına aykırı olarak talebin aşılması ve 23.567,12. YTL bedele hükmedilmesi dahi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalı taraf haçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 16.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy