(818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Y. A. tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 177 ada 7 parsel sayılı 225.65 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yolu ile gelen hakka ve pay satışına dayanılarak ve payları da gösterilmek suretiyle davacı Y. A. ve davalı A. Q. adına tesbit edilmiştir. Davacı Y. A. miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya dayanarak dava açmıştır. Dava sırasında da davalıya yapılan hisse satışının kendisine yapılması için dava açtığını ileri sürmüştür. Mahkemece davanın reddine, 177 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Y. A. tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan davacı ve davalının beyanlarına göre dava ve temyize konu 177 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davacı Y. A.’in ortak miras bırakanı 22.10.1977 yılında vefat eden, ölüm gününe göre terekesi iştirak halinde bulunan Ü. A.’e ait olduğu, adı geçenin ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılmadığı, bir kısım mirasçının terekeye dahil taşınmazdaki paylarını mirasçı olan davacı Y. A.’e, mirasçılardan W. Ç.’ında miras payını mirasçı olmayan A. Q.’e 15.3.2007 gününde satarak zilyetliğini devrettiği mahkemece toplanıp değerlendirilen özellikle kadastro komisyonu tarafından yapılan inceleme ve taraf beyanları ile belirlenmiştir.
Davacı taraf başlangıçta davasını paylaşmanın yapıldığı ve paylaşma sonucu taşınmazın kendisine düştüğünü bu nedenle adına tescilini talep etmiş ise de 23.5.2008 günlü celsede imzalı beyanı ile de mirasçı W. Ç.’ın mirasçı olamayan A. Q.’e payını sattığını, bu pay yönünden şufa hakkını kullanmak için dava açtığını aslında taşınmazda W. Ç.’ın hissesinin bulunduğunu beyan etmiştir.
Ortak miras bırakan Ü. A. mirasçısı W. Ç.’ın davalı tarafa yaptığı satış geçersizdir. Kural olarak iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmazın tereke karşısında üçüncü kişi durumunda bulunan kişilere satışının geçerli olabilmesi için tüm mirasçılarının satışa olurları gerekir, yada paylaşmanın yapılmış olması ve iştirakin son bulması zorunludur. Somut olayda paylaşma olgusunu kanıtlamak davacı tarafa aittir. Davacı taraf bu olguyu ve paylaşmanın yapıldığını taşınmazın kendi miras payına isabet ettiğini kanıtlayamamıştır. Davacı ve davalının beyanlarına göre Ü. A. mirasçısı W. Ç.’ın davalı A. Q.’e yaptığı satış tereke iştirak halinde bulunduğundan geçersizdir. Bu nedenle A. Q. adına tesbit edilen payın mirasçı W. Ç. adına tescili gerekir. Kuşkusuz davalı taraf satış bedelini koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanununun 61 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca ilgilisinden görevli ve yetkili Mahkemede dava ve istirdat edebilir. Kaldı ki tapusuz taşınmazlarda şufa hakkı talep edilemez.
Sonuç: Mahkemece bu yönler göz önüne alınarak davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, taşınmazın 155/160 payının davacı Y. A., 5/160 payının ise diğer paydaş W. Ç. adına tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, davacı Y. A.’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 21.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)