(3402 S. K. m. 12) (4721 S. K. m. 931) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca tetkiki davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 353 parsel s. taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal sebeplere dayanılarak davalı taraf adına tesbit edilmiştir.
Davacı taraf, dava ve temyize konu taşınmazın kamulaştırıldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle 3402 S. Kadastro Yasasının 12/3 maddesi hükmüne dayalı, kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Mahkemece dava ve temyize konu 353 parsel s. taşınmaz başında keşif yapılmaksızın taşınmazın kadastro tespitine dayanak yapılan tapu kaydının kapsamında kaldığı, kamulaştırılmadığı, davalı tarafın eski Medeni Yasanın 931. yeni Türk Medeni Yasasının 1073 maddesi hükmü uyarınca iyi niyetli olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgilere göre taşınmaz başında keşif yapılmamış varsa kanuni nedenleri hüküm yerinde gerekçeleri gösterilip tartışılmamıştır.
Somut olayda, sağlıklı bir çözüme varılabilmesi için 2.7.2002 tarihli 1991/2-2002/11 E.K. s. hükmün dayanağı dava dosyası getirtilip incelenmemiş, taşınmaz başında keşif yapılarak sözü edilen ilam ve dayanağı harita yerine uygulanarak kapsamı belirlenmemiş, taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde ön görülen şekilde kesin hüküm bulunup bulunmadığı sağlıklı bir şekilde araştırılmamıştır. Kural olarak kesin hüküm kamu düzenine ait istem olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır. Kaldı ki, kesin hükmün varlığı halinde aynı taşınmaz yada taşınmazlara ait sonraki tarihli uyuşmazlıkların önceki tarihli kesin hükme göre çözümleneceği düşünülmemiştir.
Öte yandan kural olarak kesin hüküm, akdi ve irsi haleflerini bağlayacağı gibi usul hukukumuzda kesin delil olarak nitelendirilmiştir.
Kaldı ki, iddia ve savunmaya saptanan dava niteliğine göre 2942 s. kanun karşısında taşınmazın hukuksal konumu da duraksamasız belirlenmemiştir. Kural olarak, kamulaştırma işlemi yapılmakla mülkiyet kendiliğinden kamulaştıran idareye intikal eder. Tapu sicilinin oluşturulması merasimden ibarettir. Davacı taraf taşınmazın kamulaştırıldığını öne sürmüştür. Davalı taraf aksini savunmuştur.
O durumda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle, Viranşehir Kadastro Mahkemesinin 1991/2-2002/11 E.K. s. 2.7.2002 tarihli dava dosyası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, daha sonra yetkili idari merciler tarafından dava konusu taşınmazın kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı, kamulaştırma işleminden vazgeçilip vazgeçilmediği merciinden sorulup saptanmalı, kamulaştırma yapılmış ise kamulaştırma haritası ve dayanağı belgeler de kamulaştıran idareden getirtilmeli, bundan sonra iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi, harita yüksek mühendisi, harita mühendisi ve tapu fen memurundan oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu hazır olduğu durumda taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, geniş kapsamlı kadastro paftası ile az yukarda gün ve sayısı belirtilen mahkeme ilamının dayanağı haritanın gerçekten kamulaştırma işlemi yapılmış ise kamulaştırma haritasının ölçekleri eşitlendikten sonra haritalar yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi kurulu eliyle çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belirli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın sözü edilen mahkeme hükmünün dayanağı haritanın ve taşınmaz gerçekten kamulaştırılmış ise, kamulaştırma haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek biçimde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı daha sonra toplanan ve toplanacak bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece böyle bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy