(3402 S. K. m. 13, 14, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro tespitine dayanak yapılan Haziran 1291 Y/226 sayılı tarafların dayandığı tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada, kayıtta tarif edilen sınır yerleri 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen bu nedenle yargı denetimine açık olmayan harita ve eki raporda yetersizdir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden tüm maliklerini açıkta pay kalmayacak, oluşma nedenleri ve yüzölçümlerini gösterecek biçimde varsa haritasıyla birlikte getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan tarafların kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkileri kendinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki yada maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli, yada bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı yada bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca kayıtlar haritaya dayanıyorsa haritasına göre aksi halde kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri esas alınarak dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu 1450 ada 23 parsel sayılı taşınmazların dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, bundan sonra tutunulan 27.2.1933 günlü noterce düzenlenen satış senedi yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanarak kapsamı duraksamasız belirlenmeli dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki duraksamasız giderilmeli, bu yolla tespitte saptanan maddi ve hukuki olgulara göre yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dayanılan Haziran 1291 tarih Y/226 Sayalı yoklama kaydı olup olmadığı belirlenmeli, anılan kaydın yoklama kaydı niteliğinde olduğu saptandığı takdirde onaysız yoklama kayıtlarının 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde açıklanan nedenlerle belge niteliğinde olduğu anılan kayıt onaylı ise sözü edilen yasanın 13. maddesi hükmünde mülkiyet belgesi niteliğinde tapu kaydı sayılacağı ayrıca onaysız yoklama kaydının haklı hukuksal bir nedenle tedavül etmesi halinde tapu kaydı niteliğini kazanacağı düşünülmeli anılan kayıt tapu kaydı niteliğinde ise ifraz görmesi halinde ifraz yoluyla oluşan müfrez kayıtların kapsamının kök tapu kaydı içerisinde aranacağı düşünülmeli, sözü edilen kayıt onaysız yoklama kaydı ise zilyetlikle birleşmedikçe değer verilmesi olanaksız mülkiyet belgesi niteliğinde olmadığı dikkate alınmalı ayrıca sözü edilen kayıt ister onaylı ister onaysız olsun dava dışı başka taşınmazlara da revizyon görmüş ise dava konusu ve dava dışı taşınmazların öncesinin bir bütün olup olmadığı belirlenmeli, bir bütün ise kayıt malik yada maliklerine arasında tümünün katılımıyla yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı saptanmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13, 14, 20 ve 14/son maddeleri hükmü eşliğinde bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma davacı ve davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harın istek halinde ilgililerine iadesine, 19.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy