(1086 S. K. m. 284) (İSKİ Tarifeler Yönetmeliği m. 7) (İSKİ Yeraltı Suyunun Satışı, Taşınması, Tüketilmesi Ve Denetlenmesi Esaslarını Belirleyen Yönetmelik m. 2, 9)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafça istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava niteliği ve içeriği itibarıyla tacir yada tacir sayılan taraflar arasında, haksız fiilden bir başka deyişle sanayi suyu satış izin belgesini yenilemeden sanayi suyu satışı yapılmasından kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışıma ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın aşağıdaki bendin dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir.
İSKİ Genel Müdürlüğü'nce yayınlanan Tarifeler Yönetmeliğinin 7/2. maddesi hükmünde yeraltı ve yerüstü sularının sanayi, inşaat ve benzeri sektörlerde kullanılması için özel kişilerce satılması ve taşınmasının İSKİ'nin izin ve denetimine bağlı olduğu, bu işle iştigal edenlerden miktarı ve şekli İSKİ Yönetim Kurulu'nca belirlenen izin ve denetim bedeli alınacağı, bu amaçla su satanlara, taşıyanlara ve alanlara uygulanması gereken esasların, Genel Kurulca onaylanacak yönetmelik ile belirleneceği açıklanmış, anılan hüküm doğrultusunda yayınlanan Yeraltı Suyunun Satışı, Taşınması, Tüketilmesi ve Denetlenmesi Esaslarını Belirleyen Yönetmeliğinin 2. maddesi hükmünde, yeraltı sularını sanayi, inşaat ve benzeri sektörlerde kullanılması için satanların Sanayi Suyu Satış İzin Belgesi almak zorunda oldukları, 9.4.a maddesi hükmünde de, sanayi suyu satış izin belgesi olmayanların tespiti halinde, su satış yerindeki boru veya boruların çaplarına göre hesaplanan debi üzerinden 60 gün süre ile ve günde 3 saat çalıştığı kabul edilerek tespit olunacak su miktarı kadar kaçak KSUB bedeli cezası tahakkuk ettirileceği ve izin belgesi alması hususunda kendisine tebligat çıkartılacağı, tebligata rağmen izin belgesi için müracaatta bulunmaması halinde bu kere yapılacak tespitte 60 gün süre ile ve günde 6 saat çalıştığı kabul edilerek tespit olunacak su miktarı kadar kaçak KSUB bedeli cezası tahakkuk ettirileceği belirtilmiştir.
Toplanan delillerden, daha önce 23.11.2002 tarihine kadar geçerli sanayi suyu satış izin belgesi verilen davalı şirketin verilen süre bitmesine rağmen izin belgesini yeniletmeden su satışı yaptığının belirlenmesi üzerine hakkında 15.11.2003 tarihinde tutanak düzenlendiği,
04.12.2003 günlü ve 115476 sayılı yazıyla 30 gün süre verilerek izin belgesini yenilemesinin ve tahakkuk ettirilen 2.709.055.800 TL. cezayı ödemesinin istenildiği, ancak ihtar yazısının tebliğ edilemediği, bilahare yapılan kontrolde izin belgesiz su satışının sürdürüldüğünün belirlenmesi üzerine de 19.03.2004 tarihinde ikinci tutanağın düzenlendiği,
08.05.2004 tarihli ve 45518 sayılı yazıyla izin belgesinin alınması ve % 100 artırımlı olarak tahakkuk ettirilen 4.731.210.000 TL cezanın ödenmesi için yeniden 30 gün süreli ihtar gönderildiği, bunun üzerine davalı şirketin 04.06.2004 tarihinde 1 yıllık izin belgesi ücretini ödemek istediğini açıklayıp kuyunun kapanış işlemlerinin yapılması istemiyle davacı tarafa dilekçe verdiği anlaşılmaktadır.
Az yukarıda açıklanan yönetmelik hükümleri göz önüne alındığında izin belgesini yenilemeyen ve sanayi suyu satışını sürdürenler hakkında ilk tutanak düzenlendikten sonra izin belgesini yenilemesi ve tahakkuk ettiren cezayı ödemesi için 30 gün süreli ihtar gönderilmesinin zorunlu olduğu ve bu yazı tebliğ edilmeden ikinci defa düzenlenecek tutanak nedeniyle tahakkuk ettirilecek cezanın % 100 artırımlı olarak istenemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilk tutanak için gönderilen ihtar yazısı davalı şirkete tebliğ edilemediği halde artırımlı cezaya göre alacak hesabı yapılmış, mahkemece de bilirkişi raporunda belirtilen bu bedele göre hüküm verilmiştir. Toplanan delillere ve yönetmelik hükümlerine aykırı biçimde düzenlenmiş yetersiz rapor benimsenerek hüküm verilemez.
O halde dosya yeniden bilirkişiye verilmeli, davalı şirketten artırımlı ceza istenemeyeceği dikkate alınmak suretiyle davalının yönetmelik hükümleri doğrultusunda sorumlu tutulabileceği gerçek alacak miktarının belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınmalı veya alacak miktarı mahkemece hesaplanmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç:Mahkemece bu olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dava 16.09.2004 tarihinde açıldığı halde hüküm yerinde dava tarihi denildikten sonra 26.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle alacağın tahsiline karar verilerek hükmün karıştırılması dahi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 13.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy