(6831 S. K. m. 1, 2) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenildiği, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1- Davacı taraf davaya konu yaptığı 101 ada 505 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak açtığı davadan yöntemine uygun biçimde feragat etmiştir. Kural olarak feragat kabul gibi irade beyanları koşulları usulün 237. maddesinde öngörülen biçimde kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur. Feragatten dönmeyi haklı gösterecek herhangi bir hukuksal neden öne sürülmemiştir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğine göre 101 ada 505 parsel sayılı taşınmazın tutanak ve eki belgelerin kütüklerin devri halinde Tapu Sicil Müdürlüğüne aksi halde Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmesi gerekirken hazine hakkında kesin hüküm oluşacak biçimde tesbit gibi tescile karar verilmesi isabetsizdir.
2- Davalı hazinenin 101 ada 982 parsel sayılı taşınmazın davacı taraf adına tescile karar verilen haritada (B) harfi işaretli kesim hakkındaki temyiz itirazlarına gelince,
Mahkemece dava ve temyize konu 101 ada 982 parsel sayılı taşınmazın haritasında (B) harfi ile işaretli davacı taraf adına tescile karar verilen 2982.18 m2 yüzölçümündeki kesimi üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyedi davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmış, davalı hazine ise davacı taraf yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürmüştür. Somut olaya bu olgular eşliğinde bakıldığında kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafa ait olduğu kuşkusuzdur.
Az yukarıda saptanan hukuksal olguların ışığı altında somut olaya bakıldığında dava ve konusu 101 ada 982 parsel sayılı taşınmazın sınırında eylemli biçimde devlet ormanı bulunmaktadır. Ne var ki, mahkemece orman yönünden yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve uygulama ile hüküm verilemez.
Kural olarak Orman kadastrosuna tabi tutulan bölgelerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kadastro tespit gününden önce kesinleşmiş olmak koşulu ile orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edilir. Aksi halde aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı kuşkusuzdur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu 101 ada 982 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede 6831 Sayılı Orman Kanunu uyarınca orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmasıyla ilgili yönetimsel işlemler yapılmış ise bölgede ilk kez yapılan çalışmalarda düzenlenen orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile daha sonra bölgede 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik 2. aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler kesinleşme günlerini gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi fen memuru ve uzman ormancı bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi eliyle bölgede orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bununla ilgili açık bir anlatımla 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik 2 ve aynı yasanın 2896, 3302, 3373 Sayılı Yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile orman sınırlandırma yapılmış ise orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenmeli, yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, özellikle uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırması yapılmamış ise 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde orman araştırması yapılmalı, bu inceleme ve değerlendirme yapılırken taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, komşu taşınmazlarla mukayesesi yapılmalı, ayrıca taşınmazın sınır komşularını oluşturan taşınmazların eylemli durumu da dikkate alınmalı, bu yolla taşınmaz mahkemece bizzat görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, uzman ormancı bilirkişiden taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yada orman açıklığı olup olmadığı yolunda ve uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek biçimde ayrıntılı, gerekçeli haritalı raporlar alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve kesinleşen yönler göz önüne alınarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 101 ada 505 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün 1 numaralı bentte 101 ada 982 parsel sayılı taşınmazın temyize konu bölümü hakkındaki hükmün 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy