(1086 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kara: Dava, haksız ihtiyati tedbir kararından kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden davalı vekilinin 06.02.2006 havale günlü dilekçesi ile üçüncü kişi sıfatıyla kendisi yanında davaya katılması için zarar sorumlusu olarak gördüğü Adalet Bakanlığı'na davanın ihbarını istediği, istemini sözlü olarak da tekrarlamasına rağmen, mahkemece 23.02.2006 günlü oturumda bu istemin reddine karar verildiği, bilahare davanın esası hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Kural olarak HUMK 49. maddesi hükmüne göre, davanın her aşamasında ihbar mümkün olup, davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye rücu hakkı olduğu kanısında olan taraf kendisinin yerine geçerek davayı takip etmesini veya kendisi yanında davaya katılmasını (fer'i müdahalede bulunmasını) üçüncü kişiye ihbar edebilir.
Yargılama sırasında, böyle bir istemde bulunulması halinde, hakim gerekli giderleri alarak ihbar dilekçesini dava dışı üçüncü kişilere yöntemine uygun biçimde tebliğ etmek zorunda olduğu gibi ihbar koşullarının bulunup bulunmadığını araştıramaz ve ihbar isteminin reddine karar veremez. Kural olarak hakim, ancak, taraflarca ihbar dilekçesi vermek üzere süre istenilmesi halinde, süre verip vermeyeceğini değerlendirmek için ihbar koşullarını araştırabilir.
Sonuç: Hal böyle olunca, ihbar dilekçesinin dava kendisine ihbar olunan üçüncü kişiye yöntemine uygun biçimde tebliği için gerekli giderler belirlenerek, yatırması için davalı tarafa makul bir süre veya kesin süre verilmesi, giderler karşılandığı taktirde ihbar dilekçesinin bir örneğinin duruşma günü ile birlikte ihbar olunana tebliğe çıkartılması, duruşmaya gelmesi halinde ihbar olunandan davaya karşı diyeceklerinin ve delillerinin sorulup saptanması, göstereceği delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, bu olgular göz ardı edilerek davalının savunma hakkının kısıtlanmış olması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen 195,70. TL harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 29.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy