(818 S. K. m. 42) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı tarafın hükmedilen alacak miktarıyla faizin niteliğine yönelik temyiz itirazlarına, davalı tarafın hükmedilen alacak miktarına ve kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç ve oluşturulan hüküm de davanın niteliğine, tarafların sıfatına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, Borçlar Kanununun 42 nci maddesi hükmüne göre zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir.
Ayrıca, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarına işletilecek faiz anılan verginin matrahına dahil olmadığından, haksız fiilden kaynaklanan alacakların geç ödenmesi nedeniyle işlemiş faiz hesabı yapılırken işlemiş faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılamayacağı gibi takip tarihinden itibaren işleyecek faize KDV uygulanmasına da hükmedilemez.
Öte yandan, 3095 sayılı Yasa'nın 2/3 üncü maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C.Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince, davacı taraf icra takibinde 4.200,50 TL asıl alacak, 756,09 TL asıl alacak KDV'si, 239,86 TL işlemiş avans faizi, 43,17 TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 5.239,62 TL alacağın takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi yürütülerek tahsilini istemiş, mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda az yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz ardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken satılamayan enerji bedeline de yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, davacı tarafın avans faizi isteminin yerinde olmasına rağmen yasal faiz oranına göre işlemiş faiz hesaplanmış, ayrıca işlemiş faize KDV eklenmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda hüküm oluşturulmuş, takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi yürütülerek takibin devamına karar verilmesi gerekirken faizin niteliğinde yanılgıya düşülerek hüküm yerinde yasal faiziyle devamına, faize % 18 KDV uygulanmasına karar verilmiştir. Tüketilmeyen elektrik santrallerde otomatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek enerji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan, kesinti(inkıta)süresi belirlenemez ve bu nedenle de satılamayan enerji bedeline hükmedilemez. Ne var ki mahkemece benimsenen ve hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda bu olgular değerlendirilmemiş, davalı kurum tarafından onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek davalı kurumun bu zarar kalemi yönünden istemi doğrultusunda rapor düzenlenmiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek, yasal düzenlemelere aykırı hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz önüne alınarak dosya yeniden uzman bilirkişiye verilmeli, bilirkişiden davacı tarafın gerçek zarar miktarının hesaplanması için ek rapor alınmalı, zarar kalemleri içerisinde satılamayan enerji bedelinin hesaplamaya dahil edilemeyeceği ve işlemiş faize KDV eklenerek hesap yapılamayacağı bilirkişiye hatırlatılmalı, avans faizi oranlarına göre davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarı yeniden hesaplatılmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmeli, mahkemece hüküm oluşturulurken takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi yürütülerek takibin devamına karar verilmeli, işleyecek faizin KDV'sine hükmedilmemelidir.
Sonuç: Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yasal düzenlemelere aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ve davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 128,00 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, peşin ödenen 74,00 TL harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 10.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy