(4721 S. K. m. 24) (2709 S. K. m. 36) (554 S. KHK. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 09.02.2010 günü belirlenen saatte temyiz eden ÇMS. Or. Ür. Paz. Amb. Mak. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Av. Lütfiye Tetikoğlu geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız şikayet ve el koymadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın devlete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı TMK. nun 24. maddesi hükmünde genel olarak açıklandığı üzere manevi tazminat hakkının doğması için kişilik haklarına bir saldırı bulunması, kişilik hakkı zedelenen kişinin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması gibi eylemi haklı kılan ve manevi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması zorunludur. Anayasanın 36. maddesi hükmüne göre herkes, yasal vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu madde ile tanınmış olan hak arama, bir başka deyişle ihbar ve şikayet hakkının kullanılması nedeniyle kişilik hakları zarara uğrasa bile, hak arama özgürlüğü üstün bir hak olarak hukuka uygunluk nedeni sayıldığından bundan zarar gören kişilerin tazminat hakkının doğmayacağı kuşkusuzdur. Ancak bu özgürlük sınırsız olmayıp, ihbar ve şikayet hakkının kasten ve zarar verme amacı ile veya keyfi olarak ya da uzak ihtimallere göre, herhangi bir delil ve emare bulunmadan, yeteri kadar araştırma yapılmaksızın kullanılmaması gerekir. Aksi halde hak arama özgürlüğünün kötüye kullanılmış olması nedeniyle hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkacağından manevi tazminata karar verilmesi gerekeceğinde de kuşku duyulmamalıdır.
Dosya içeriğinde toplanan delillerden davalı şirketin tasarım tescil belgesine sahip olduğu makina ve parçalarının aynısını veya belirgin benzerlerini yapıp kullandığı ve piyasaya sattığı iddiasıyla davacı şirket yetkilileri hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, şikayet dilekçesine kendisine ait endüstriyel tasarım tescil belgesini eklediği, savcılık talimatı üzerine davacı şirket adresinde yapılan arama sonucu dava konusu bir kısım makina ve ekipmanlarına el konulduğu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan bilirkişi raporu ve toplanan deliller sonucu iddianın ciddi görüldüğü ve sanıklar hakkında 554 sayılı K.H.K'ye muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanıkların beraat ettikleri anlaşılmaktadır. Şikayet üzerine açılan kamu davası sonunda davacı şirket yetkilileri hakkında beraat kararı verilmesi davalı şirketin hak arama özgürlüğünü kötüye kullandığı sonucunu doğurmaz. Aksine, şikayeti haklı gösterecek delil ve ibarelerin bulunduğu gözetildiğinde somut olayda anayasal şikayet hakkının kullanıldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca şikayetin ve dolayısıyla elkoymanın haksız olduğundan söz edilemeyeceğinden davanın esas yönünden ve bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, bu yanılgı sonuca etkili olmadığından, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile gerekçesi bakımından yanılgılı ancak sonucu bakımından doğru olan hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubuyla fazla ödenen 65,65 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine 16.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy