(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
1- İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hüküm de gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı tarafın kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kabulü ile 5.000,00 TL'nin davalı taraftan istirdatına karar verilmiş ise de kurulan hüküm davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK 388/son ve 389. maddeleri hükmüne göre hüküm fıkrasında istek sonuçlarının her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli bir şekilde hüküm kurulması zorunludur. Bu olgunun sonucu olarak itirazın iptali davalarında itiraz iptal edilen asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı ile varsa diğer kalem alacakların hüküm yerinde gösterilmesi, davacının yerinde görülen toplam alacağına yönelik itirazın iptaline karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, davacı tarafın davalı taraftan istirdatını istediği bedelin tahsili için asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine de görülen davanın açıldığı, davanın İ.İ.K. 67. maddesi kapsamında itirazın iptali davası olduğu, nitekim mahkemenin de davayı bu şekilde nitelendirdiği, ne var ki hüküm fıkrasının tahsil davası gibi kurulduğu anlaşılmaktadır. Davanın niteliğine uygun hüküm kurulmaması başlı başına bozma nedenidir.
Sonuç: Hal böyle olunca; mahkemece davanın itirazın iptali davası olduğu gözetilerek, davacı tarafın takip tarihi itibariyle istemekte haklı olduğu asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı da gösterilerek bunların toplamı üzerinden itirazın iptaline ve takibin yalnızca asıl alacağa takip tarihinden sonra faiz yürütülecek şekilde devamına karar verilmesi gerekirken, davanın niteliğine aykırı şekilde, tahsil davası gibi ve infazda kuşku yaratacak biçimde hüküm kurulması isabetsiz davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 337,20 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 23.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy