(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 84, 104) (1086 S. K. m. 275, 284, 388, 389) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç ve oluşturulan hüküm de davanın niteliğine, tarafların sıfatına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
H.U.M.K.275. maddesi hükmüne göre genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder. H.U.M.K.284. maddesi hükmüne göre de hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Davanın tarafları da sözle veya dilekçeyle bilirkişi raporuna itiraz ederek yeniden bilirkişi incelemesi ve keşif yaptırılmasını isteyebilirler.
Ayrıca, H.U.M.K.388/son ve 389. maddeleri hükmüne göre hüküm fıkrasında istek sonuçlarının her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli bir şekilde hüküm kurulması zorunludur. Bu olgunun sonucu olarak itirazın iptali davalarında itirazın iptal edilen asıl alacak ve işlemiş faizi ile varsa diğer kalem alacaklarının hüküm yerinde gösterilmesi, davacının yerinde görülen toplam alacağına yönelik borçlu davalının itirazının iptaline karar verilmesi, hüküm oluşturulurken Borçlar Kanununun 104/son maddesi hükmüne göre temerrüt faizine takip tarihinden sonraki dönemde yeniden faiz işletilmesinin yasak olduğu olgusunun gözden kaçırılmayarak sadece asıl alacak ve faiz yürütülmesi mümkün olan diğer alacaklara takip tarihinden itibaren faiz yürütülerek tahsiline imkan verecek şekilde hüküm oluşturulması, işleyen faize takip tarihinden sonraki dönem için faiz yürütülmemesi gerekir.
Öte yandan, itirazın iptali davası, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İ.İ.K.nun 67. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu sebeple davada haklılık durumunun takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerekir.
3095 Sayılı Kanunun 2/3. maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü sebepten kaynaklanan alacaklarda istenmesi halinde T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince, davacı taraf davalı taraf aleyhine takip başlatmış, 4.405,79 TL asıl alacak, 150,77 TL işlemiş avans faizi, 27,14 TL işlemiş faizin KDV'si ve 793,04 TL asıl alacağın KDV'si olmak üzere toplam 5.376,74 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece bilgisine başvurulan hukukçu olan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacı tarafın avans faizi isteminin yerinde olduğu göz ardı edilerek yasal faiz oranına göre işlemiş faiz hesaplanmış, asıl alacak miktarı hesaplanmamış, mahkemece bilirkişi raporunda hesaplanmadığı halde, asıl alacak ve ferileri toplamının 5.281,04 TL olarak hesaplandığı belirtilmiş, takipten sonra davalı borçlu tarafından ödenen 5.198,83 TL mahsup edilerek bakiye alacağın 82,21 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafın 82,21 TL yönelik itirazın iptaline, anılan miktar üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Mahkemece dinlenilen bilirkişinin elektrik kablolarında meydana gelen hasar bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı açıktır. Davaya konu olayda hasar bedeli hesabının özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konu olduğu kuşkusuzdur. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olması hasar bedeli hesabı konusunda özel ve teknik bilgi gerektiğini, mahkeme hakiminin bu konuda değerlendirme yapabilecek bilgiye sahip olmadığını göstermektedir. Az yukarda açıklanan hukuksal olgular dikkate alındığında, mahkeme hakiminin konusunda uzman elektrik mühendisi bilirkişiden rapor almaksızın karar vermesi yasal olarak mümkün değildir. Eksik araştırma ve soruşturma ile yasal düzenlemelere aykırı biçimde karar verilemez.
Hal böyle olunca, yukarda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alındığında, mahkemece davacının gerçek zarar miktarının belirlenebilmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılarak konusunda uzman elektrik mühendisi bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, avans faizi oranlarına göre davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu işlemiş faiz ve toplam alacak miktarı yeniden hesaplatılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek asıl alacak ve işlemiş faiz toplam miktarı üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına imkan verecek şekilde hüküm oluşturulmalı, takip tarihinden sonra davalı borçlu tarafından yapılan ödemelerin icra dairesince B.K.nun 84. maddesi hükmü dikkate alınarak infazda gözetilmesine şeklinde karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, eksik araştırma ve soruşturma ile ve yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin ödenen 74,00 TL harcın istenmesi halinde davacı tarafa iadesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy