(3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı ve davalı tarafça istenilmiş olup, temyiz istemlerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü.
Karar: Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1- İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ait hükümde gösterilen gerekçelere, meydana gelen hasar sebebi ile davalı tarafın tam kusurlu kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Tarafların hükmedilen hasar miktarına yine davacı tarafın faizin niteliğine yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç yakıt giderleri genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dâhil edilemez.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden tahsili istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ait olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporlarında az yukarda açıklanan hukuksal olgular göz ardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerinden olan işçilik ve vasıta giderine de yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen ikinci bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir. Her iki bilirkişi raporu da anılan ilkeye aykırı düzenlendiği gibi bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu da kuşkusuzdur. Çelişkili raporlardan biri ya da diğeri kabul edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Öte yandan; 3095 s. Yasa'nın 2/3 üncü maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istem halinde T. C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca, yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde bu yönden de zararın hesaplanması için dosyanın seçilecek üç kişilik bilirkişi kuruluna verilerek yeniden rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de davacının dava dilekçesindeki istemi dikkate alındığında haksız fiil gününden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken, hüküm yerinde kanuni faize hükmedilmesi dahi isabetsiz, tarafların temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına, peşin ödenen harçların istem halinde ilgililerine iadesine, 23.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy